Kişiselleştirilmiş Onkoloji: Kanser Genetiğiyle Hedefe Yönelik Tedavi
Metastatik evredeki kanser hastalarında standart kemoterapi ve radyoterapinin başarı oranlarının %20-30 bandında kalması, onkoloji pratiğinde kapsamlı bir sorgulamayı beraberinde getirdi. Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, benzer evredeki hastalara benzer dozların verildiği tek tip yaklaşımın yerini artık moleküler düzeyde yönlendirilen tedavilere bıraktığını belirtiyor.
Moleküler devrim ve tedavi yaklaşımı
Prof. Dr. Petekkaya, geleneksel onkolojinin tümörü yalnızca mikroskop görünümüne ve konumuna göre değerlendirdiğini; oysa günümüzde tedavi planlarının tümörün genetik kimlik kartı üzerinden oluşturulduğunu vurguluyor. Her bireyin kanser hücrelerinin genetik yapısının özgün olduğunu belirterek, tümör genomunun haritalandırılmasıyla hangi DNA ve RNA mutasyonlarının tümörün büyümesini, kontrolsüz çoğalmasını ve metastazını tetiklediğinin tespit edilebildiğini ifade ediyor.
Genetik taramalar: NGS ve likit biyopsi
Prof. Dr. Petekkaya, yeni teknolojiler sayesinde hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölgenin saniyeler içinde taranabildiğini söylüyor. Yeni Nesil Dizileme (NGS) adı verilen bu yöntem, tümörün moleküler yapısını ortaya koyarak tedavi seçiminde belirleyici rol oynuyor. Ayrıca, Likit Biyopsi ile sadece bir tüp kan örneği üzerinden vücuttaki küçük genetik değişimlerin bile takip edilebildiği belirtiliyor.
Tedavi seçimi, direnç ve yaşam kalitesi
Genetik verilerin klinikte kullanılmasının üç temel katkısı öne çıkıyor: doğru ilacın seçimi, gereksiz kemoterapiden kaçınma ve direnç mekanizmalarının öngörülmesi. Prof. Dr. Petekkaya, belirli genetik mutasyonların (örneğin meme kanserinde HER2, kolorektal kanserde KRAS/NRAS, akciğer kanserinde EGFR) ilgili ilaçların etkili olup olmayacağını belirlediğini; bu anahtar mutasyon yoksa söz konusu ilacın fayda sağlamayacağını vurguluyor. Ayrıca, genetik analizlerin bazı düşük riskli tümörlerde kemoterapinin ek fayda sağlamayacağını ortaya koyarak hastanın yaşam kalitesini korumaya katkıda bulunduğuna dikkat çekiyor. Genetik takip, zaman içinde gelişen ilaç direncini öngörmede de kritik rol oynuyor.
Hedef odaklı tedavi: akıllı ilaçlar ve immünoterapi
Prof. Dr. Petekkaya, kişiselleştirilmiş onkolojinin en somut kazanımlarından birinin akıllı ilaçlar olduğunu belirtiyor. Akıllı ilaçların sadece kanseri tetikleyen genetik hatayı hedefleyerek etkisiz hale getirdiğini; bunun geniş spektrumlu kemoterapinin yol açtığı sistemik yan etkilere kıyasla daha seçici bir yaklaşım sunduğunu ifade ediyor. Benzer şekilde, immünoterapi kararlarının da hastanın genetik profiliyle şekillendiğini; uygun genetik yapı olduğunda bağışıklık sisteminin kanseri bir yabancı olarak tanıyıp saldırmasının sağlanabildiğini aktarıyor.
Klinik uygulama ve karar süreçleri
Hastane içindeki bilimsel genetik ekiplerin, her hastadaki mutasyonları dünya literatürünü tarayarak titizlikle belirlediğini söyleyen Prof. Dr. Petekkaya, bu veriler doğrultusunda akıllı ilaçlar veya diğer tedavi seçeneklerinin kanıta dayalı şekilde tespit edildiğini ve uygulamanın Moleküler Tümör Konseyimiz (MTB) kararıyla gerçekleştirildiğini belirtiyor. Sonuç olarak, Prof. Dr. Petekkaya: en iyi tedavi, hastaya özel olandır, diyor ve kişiselleştirilmiş onkolojinin sadece ileri evreler için değil, erken dönemde de hayati önem taşıdığını vurguluyor.
SON YILLARDA, METASTATİK EVREDEKİ KANSER HASTALARINDA STANDART KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİ UYGULAMALARININ YÜZDE 20-30 BANDINDA KALAN SINIRLI BAŞARI ORANLARININ, TIP DÜNYASINI DAHA DERİN BİR SORGULAMAYA İTTİĞİNİ BELİRTEN MEDİCANA SAĞLIK GRUBU MEDİKAL ONKOLOJİ UZMANI PROF. DR. H. İBRAHİM PETEKKAYA, BENZER EVREDEKİ HER HASTAYA BENZER DOZLARIN UYGULANDIĞI BU DÖNEMİN, ARTIK YERİNİ MOLEKÜLER BİR DEVRİME BIRAKTIĞINI BELİRTTİ.