Hastanın öyküsü ve başvuru:
8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, Kırgızistan’da 4 yaşından beri süren solunum ve oksijen düşüklüğü şikâyetleriyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdu. Aile, küçük kızın aynı hastalıktan bir dönem kaybettikleri erkek kardeşine dair kaygılarıyla Türkiye’ye umut aramaya gelmişti. Hastanın daha önce haziran ayında geçirdiği felç olayı da durumun ciddiyetini göstermişti.
Yapılan ileri tetkikler ve görüntülemeler sonucu tanı, pulmoner arteriovenöz malformasyon (PAVM) olarak teyit edildi. Bu nadir doğumsal damar anomalisi, akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden dolaşıma katılmasına yol açıyor.
Tanı süreci ve riskler:
Prof. Dr. Fırat Kardelen öykü ve tanıyı özetleyerek, "Vakamız çok ender görülen bir hasta... akciğere giden damar yatağında bir yumak şeklinde bir oluşum var" dedi. Kardelen, bu kısa devre nedeniyle kandaki oksijen satürasyonunun düştüğünü, yıllardır yaklaşık bu düşük düzeylerle dolaşımın sürdüğünü aktardı. Tedavi edilmediğinde ise beyne veya diğer organlara pıhtı atma, beyinde apse gelişimi ve hemoglobinde anormal yükselme gibi ciddi komplikasyonlar oluşabileceğine dikkat çekti.
Uygulanan girişim ve ekip çalışması:
Çocuk Kardiyolojisi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ile ekibi, anjiyografi eşliğinde akciğerdeki anormal damar yatağını kapatma amaçlı girişim gerçekleştirdi. Operasyonda özel "tıkaç" sistemleri kullanılarak söz konusu kısa devreler hedeflendi ve işlem başarılı oldu.
Prof. Kardelen, bazı olgularda birden fazla damar yatağının etkilenebildiğini belirterek bu vakada 5 adet cihaz yerleştirildiğini, bununla anormal damar yatağının kapatılabildiğini söyledi. Hastanın ileriki dönemlerinde yeniden yeni damar oluşumları olabileceği için düzenli takiplerin gerektiğini vurguladı.
Anestezi ve işlemin güvenliği:
Prof. Dr. İlker Aycan anestezi açısından yaklaşımı anlattı: Hastanın başvurduğundaki kan oksijen düzeyi %70 seviyelerindeydi; bu değer normalde hayatı tehdit edebilecek bir durum. Bu nedenle anestezi uygulamasında hastanın geliştirdiği toleransı bozmamak, kan basıncını korumak ve işlem sırasında pıhtı veya hava embolisini önlemek için titiz bir planlama yapıldı.
Anestezi ekibi ile girişimsel radyoloji ve çocuk kardiyoloji ekiplerinin koordineli çalışması sayesinde işlem güvenli biçimde tamamlandı.
Tedavi sonrası durum ve izlem:
Prof. Dr. Filiz Ekici tedavi sonrası süreci değerlendirerek, uygulanan anjiyografik kapatma işlemiyle olumlu sonuç alındığını bildirdi. Ekici, vakayı "meslek hayatımda nadiren gördüğüm" türden bir durum olarak nitelendirdi ve hastanın takiplerinin devam edeceğini, bir süre antibiyotik ve ağızdan bazı ilaçlar kullanmasının gerektiğini aktardı.
İşlem sonrasında Akhmarcan’ın oksijen düzeyleri normale yaklaşırken, ekibin ortak görüşü düzenli kontrollerle olası yeniden oluşumların erken saptanması gerektiği yönünde. Uzun vadede, tedavinin cerrahi olmayan, en az hasarla yürütülen anjiyografik yöntemle sağlanmış olması hasta için önemli bir avantaj olarak değerlendirildi.
Akhmarcan’ın Antalya’daki akrabası Venera Ateş, ailenin umutsuz halde geldiklerini, doktorların müdahalesinin ardından büyük rahatlama yaşadıklarını belirtti. Küçük kızın en büyük arzusu ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamak ve büyüdüğünde doktor olmak.
Hastane ekibi operasyonun başarısını, anestezi, girişimsel radyoloji ve çocuk kardiyoloji birimlerinin ortak çalışmasına bağlayarak tüm ekip arkadaşlarına teşekkür etti. Takipler ve kontroller sürdürülerek olası komplikasyonların önlenmesi hedefleniyor.
8 yaşındaki Kırgızistanlı Akhmarcan'ın kardeşini kaybettiği hastalığı AÜ'de tedavi edildi