Keçiler orman yangınlarını azaltıyor: EKODOSD toplantısında otlatma tartışması
Aydın merkezli Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD) tarafından düzenlenen toplantıda, orman yangınları ve yangınları önleme stratejileri detaylı biçimde ele alındı. Programı EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü yönetti; konuşmacı olarak Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bütüncül yangın yönetimi çalışmaları yürüten Doç. Dr. Okan Ürker katıldı.
Toplantının ana başlıkları
Doç. Dr. Okan Ürker, orman yangınlarının sadece söndürülmesi gereken bir afet olmadığını; ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla ele alınması gereken bir süreç olduğunu belirtti. Akdeniz ekosistemlerinde yangınların binlerce yıldır gözlendiğini ama iklim değişikliği, arazi kullanımı değişimleri, kırsal nüfus azalması ve yakıt yükünün birikmesi nedeniyle günümüzde yangınların sıklık, büyüklük ve etkilerinin değiştiğine dikkat çekti.
Keçi ve diğer otçulları ormandan uzaklaştırmanın sonuçları
Ürker, 1950’li yıllardan itibaren uygulanan politikalarla, özellikle 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamındaki düzenlemelerle keçi ve diğer otçul hayvanların orman alanlarından uzak tutulmasının, kısa vadede fidan koruma ve erozyon önleme amaçları taşısa da uzun vadede orman altı yakıt yükünü artırdığını söyledi. Bu değişimin, son yıllarda yaşanan büyük yangınların şiddet ve yayılımına zemin hazırladığı vurgulandı.
Otlatmanın yangın yönetimine katkıları
Toplantıda öne çıkan bir diğer nokta, ormanda otlayan hayvanların yerde biriken yanıcı bitki örtüsünü tüketerek biyolojik yakıt azaltımı sağladığı oldu. Ürker, bu yaklaşımı silvo-pastoralizm kavramıyla ilişkilendirerek; keçi, koyun, sığır ve at gibi türlerin orman altı ve kenarındaki ince yanıcı maddeleri azaltarak yangın yayılım hızını düşürdüğünü belirtti. Ayrıca otlatmanın mikroiklimi iyileştirdiği, toprak nemini koruduğu ve bazı durumlarda otsu bitki çeşitliliğini desteklediği ifade edildi.
Uluslararası örnekler ve elde edilen sonuçlar
Portekiz ve İspanya iş birliğinde yürütülen LIFE SILFORE Projesi’nden elde edilen ilk üç yıllık veriler toplantıda aktarıldı. Pilot alanlarda yanıcı madde yükünün %40-60 oranında azaltıldığı ve otlatma yapılan alanlarda otsu bitki çeşitliliğinde %25 artış gözlendiği belirtildi. Projenin yerel topluluklarda yangın bilinci ve hazırlık düzeyini yükselttiği de vurgulandı.
Endülüs örneği: kontrollü otlatma ve teknoloji entegrasyonu
İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde yürütülen RAPCA (The Andalusian grazing-firebreaks Network) projesi, 6000 hektar civarında alanda 220 çoban ve sürüleriyle uygulanıyor. Bu pilot uygulamada 'akıllı tasma' ve 'sanal çit' gibi teknolojilerle hayvanların yüksek riskli alanlarda kontrollü biçimde otlatılması sağlanıyor; böylece hedefli yakıt azaltımı gerçekleşiyor. Ürker, benzer bir modelin Türkiye’ye uyarlanmasının hem yangınların büyümesini engelleyebileceğini hem de ekonomik gelir sağlayabileceğini ifade etti.
Sonuç olarak, EKODOSD toplantısında öne çıkan görüş, keçi ve diğer otçul hayvanların orman altı yakıt yükünü azaltarak yangın riskini düşürebileceği ve geleneksel otlatma uygulamalarının modern yangın yönetimi ile entegre edilmesinin değerlendirilmeye alınması gerektiği yönünde oldu.
AYDIN’DA YAPTIĞI BAŞARILI ÇALIŞMALARLA GÜNDEME GELEN EKO SİSTEMİ KORUMA VE DOĞA SEVERLER DERNEĞİ (EKODOSD) TARAFINDAN YAPILAN TOPLANTI İLE ORMAN YANGINLARI VE YANGINLARI ÖNLEME KONUSU ELE ALINDI.