Kanserle mücadelede telkin yerine eşlik ve paylaşım önem taşıyor

Kanser tanısı sonrası destek verirken telkinler zararlı olabilir; görmek, eşlik etmek ve duyguları paylaşmak hastaya ve yakınlarına daha çok yardımcı olur.

Yayın Tarihi: 06.11.2026 10:13
Güncelleme Tarihi: 06.11.2026 10:13

Kanserle mücadelede telkin yerine eşlik ve paylaşım önem taşıyor

Destek verirken kaçınılması gereken yaklaşımlar:

Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Ilgaz Topgül, kanser tanısı alan kişilerle kurulan destekleyici iletişimde sıkça kullanılan bazı cümlelerin hastaları rahatlatmak yerine yorabildiğine dikkat çekiyor. Örneğin “Kesinlikle yeneceksin” gibi garanti vadeden sözler, hastalığın belirsiz doğasını yok saydığı için çoğu zaman teselli etmek yerine baskı oluşturuyor. Benzer şekilde “Güçlü olmalısın” çağrıları da hissedilen duyguları bastırma eğilimini artırıyor ve hasta üzerinde ek bir yük yaratabiliyor.

Topgül, insanların kanser deneyimini bireysel ve benzersiz yaşadıklarını; kanseri deneyimlememiş kişilerin hastanın ruh halini tam anlamıyla kavramasının zor olduğunu vurguluyor. Bu nedenle iyi niyetle kurulmuş telkinlerin, hastanın deneyimini anladığını varsaymakla kurulduğuna dikkat çekiliyor.

Duyguların paylaşılması ve sınırları:

Duyguların paylaşılmasının iyileştirici bir bağ kurabildiğini söyleyen Ilgaz Topgül, gözyaşlarının saklanmasının çoğu zaman anlamsız olduğunu belirtiyor. Korkuların ve üzüntülerin paylaşılması duyguları hafifletebiliyor ve hasta ile yakını arasındaki bağı derinleştirebiliyor. Ancak korkuları paylaşırken hastayı sürekli ölüme odaklayan, abartılı davranışlardan kaçınmak gerekiyor; çünkü hastalığın en zorlayıcı yönü genellikle belirsizliktir ve kesinlik vaatleri zarar verebiliyor.

Topgül, aynı zamanda acının sürekli konuşulmasının da tek çözüm olmadığını; kanserle geçen hayatın sadece acıdan ibaret olmadığını, mutluluk ve gündelik anların da var olduğunu hatırlamanın önemli olduğunu söylüyor. Bu tür dengeli yaklaşımlar, bastırmaktan çok şeffaflığı ve yakınlığı teşvik ediyor.

Pratik öneriler: görmek, eşlik etmek, sormak:

Hastalara yaklaşırken altın kuralın anlamaya çalışmaktan çok görmek ve eşlik etmek olduğunu belirten Topgül, bazen sessizce aynı odada olmak, elini tutmak veya sadece yan yana oturmanın söylenebilecek birçok kelimeden daha kıymetli olduğunu vurguluyor. Bu tür sessiz destek, hastaların yanında birinin olduğunu hissetmesini sağlıyor ve dinlendirici olabiliyor.

Yakınlara şu pratik öneriler veriliyor: hastaya sürekli moral telkinleri vermeye çalışmak yerine ihtiyaçlarını gözlemleyin, "Nasıl yardım edebilirim?" yerine somut küçük yardımları düşünüp sunun; duyguları ifade etmek için alan açın; gerektiğinde onkoloji ekibinden ve ruh sağlığı profesyonellerinden destek alın. Ayrıca, hasta yakınlarının da en az hastalar kadar desteğe ihtiyacı olabileceği unutulmamalı.

Klinik Psikolog Ilgaz Topgül’ün vurguladığı gibi, kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir süreç olmadığı; duygusal desteğin niteliğinin hastanın ve ailenin deneyimini belirlediği bir süreç olduğu kabul edildiğinde, doğru yaklaşımın telkin yerine eşlik ve paylaşım olduğu görülüyor. Bu anlayış, hem hastanın hem de yakınlarının süreci daha insanî ve dayanışmacı bir şekilde geçirmesine yardımcı olabilir.

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN KLİNİK PSİKOLOG ILGAZ TOPGÜL

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN KLİNİK PSİKOLOG ILGAZ TOPGÜL

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.