Kanda görünen izler Alzheimer tanısına ışık tutuyor, herkese tarama önerilmiyor

Alzheimer tanısında p-tau217 gibi kan biyobelirteçleri tanıya destek veriyor; testler herkese uygulanmamalı, sonuç uzman tarafından değerlendirilmelidir.

Yayın Tarihi: 21.09.2026 09:23
Güncelleme Tarihi: 21.09.2026 09:23

Kanda görünen izler Alzheimer tanısına ışık tutuyor, herkese tarama önerilmiyor

Kanda görünen izler Alzheimer tanısına ışık tutuyor

Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Özlem Güngör Tunçer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında hastalığın belirtileri, tanı yöntemleri ve yeni tedavi seçeneklerine ilişkin bilgi verdi. Tunçer, kan biyobelirteçlerinin Alzheimer hastalığının beyindeki biyolojisini göstermede önemli bir adım olduğunu, ancak bu testlerin herkese yönelik bir tarama aracı olmadığını vurguladı.

Belirtiler ve ayırıcı tanı:

Demans; hafıza, dil, dikkat, yön bulma ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin günlük yaşamı bozacak düzeye gerilemesiyle ortaya çıkan bir klinik tablodur. Tunçer, zaman zaman isim unutma veya bir eşyanın yerini hatırlamama gibi durumların tek başına demans anlamına gelmediğini, asıl dikkat edilmesi gerekenin unutkanlığın arttığı ve günlük yaşamı etkilediği durumlar olduğunu belirtti. Kısa aralıklarla aynı soruyu tekrar etmek, yakın döneme ait olayları unutmak, tanıdık bir yerde kaybolmak, para veya ilaç yönetiminde zorluk gibi belirtiler değerlendirme gerektirir.

Ani başlayan bilinç bulanıklığı ise enfeksiyon, ilaç yan etkisi, metabolik sorun veya inme gibi acil nedenleri işaret edebileceğinden hızlı değerlendirme gerektirir.

Kan biyobelirteçlerinin tanıdaki yeri:

Son yıllarda Alzheimer tanısında kullanılan kan testleri önemli ilerleme sağladı. Özellikle p-tau217 gibi fosforile tau proteinlerini ölçen testler, beyindeki Alzheimer patolojisinin varlığı hakkında bilgi verebiliyor. Tunçer, tüm kan testlerinin aynı doğrulukta olmadığını ve sonuçların hastanın şikayetleri ve muayene bulgularıyla birlikte uzman hekim tarafından yorumlanması gerektiğini söyledi.

Yeterli tanısal doğruluğu gösterilmiş bazı kan testleri uygun hastalarda tanı sürecine eklenebilir; ancak bazı durumlarda PET veya beyin-omurilik sıvısı incelemesi gibi ek yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyor.

Yeni tedaviler ve izlem koşulları:

Alzheimer tedavisinde uzun süredir kullanılan ilaçlar uygun hastalarda bilişsel belirtilere ve günlük yaşam işlevlerine destek sağlarken, son dönemde hastalığın biyolojik sürecini hedefleyen yeni yaklaşımlar uygulanmaya başlandı. Anti-amiloid tedaviler, beyinde biriken amiloidi hedefleyerek hastalığın ilerlemesini mütevazı ama ölçülebilir biçimde yavaşlatmayı amaçlıyor; ancak bu tedavilerin kaybedilmiş belleği geri getirmediği ve herkes için uygun olmadığı vurgulanıyor.

Bu tedaviler genellikle hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans evresindeki, hastalığın biyolojisi doğrulanmış uygun hastalarda değerlendiriliyor. Tedavi öncesinde beyin MR görüntülemesi, kanama riski ve kullanılan antikoagülan ilaçlar gözden geçiriliyor; tedavi sırasında ise MR ile periyodik takip yapılıyor. Bunun nedeni, tedavi sırasında beyinde ödem veya küçük kanamalarla seyreden ARIA adı verilen değişikliklerin izlenmesidir. Baş ağrısı, bilinç değişikliği, görme bozukluğu veya yeni nörolojik belirti gelişmesi durumunda acil değerlendirme gereklidir.

Korunma ve yaşam tarzı önerileri:

Demans riskini tamamen ortadan kaldıran bir yöntem olmamakla birlikte, hipertansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet, sigara, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolü beyin sağlığı açısından önem taşıyor. Tunçer, işitme ve görme sorunlarının tedavi edilmesi, düzenli fiziksel aktivite ve sosyal/zihinsel olarak aktif bir yaşam sürdürmenin korunmada etkili adımlar olduğunu belirtti.

Tunçer, 2024 Lancet Demans Komisyonu'nun yaşam boyunca müdahale edilebilecek 14 risk faktörünün dünya genelindeki demans vakalarının yaklaşık %45 ile ilişkili olabileceğini bildirdiğini hatırlatarak, damar sağlığına dikkat etmenin tek bir vitamin aramaktan daha etkili ve kanıta dayalı bir yaklaşım olduğunu vurguladı.

Son olarak Tunçer, erken tanının yalnızca hastalığa isim koymak anlamına gelmediğini; unutkanlığın diğer nedenlerini ayırt etme, hastalık biyolojisini gerektiğinde doğrulama ve kişinin yarar görebileceği tedaviyi güvenli şekilde seçme açısından önem taşıdığını belirtti.

PROF. DR. ÖZLEM GÜNGÖR TUNÇER

PROF. DR. ÖZLEM GÜNGÖR TUNÇER

Yazar
EDİTÖR

Elif Çelik

Selam! Ben Elif Çelik, 22 yaşındayım ve Bursa'dan bağlanıyorum. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin en genciyim, yeni mezun oldum. Enerjim süper! Sosyal medya trendleri, sokak röportajları ve gençliğin nabzını tutan konular bende. Bu işe bayılıyorum!