İzmir'de Geleneksel El Halıları Ulusal ve Uluslararası Mekanları Süslemeye Devam Ediyor
İzmir'de geleneksel tekniklerle ve doğal kök boyalar kullanılarak üretilen asırlık motifli el halıları, hem Türkiye'deki resmi mekânlarda hem de Avrupa'daki saray ve parlamento binalarında yer alıyor. Bu üretim, makineleşmeye karşı duran bir mirasın korunması ve nesiller boyu aktarılan ustalıkla sürdürülüyor.
Malzeme ve işçilik süreci
Üretimde kullanılan ana ham madde, Konya Karapınar'daki ağıllardan gelen koyun yünleri. Bu yünlere sağlamlık ve parlaklık katmak amacıyla Ankara keçisi yünü harmanlanıyor. Yünler dikkatle yıkanıp tarandıktan sonra sümek haline getiriliyor. Ardından yaklaşık 25-30 teyzeye dağıtılan yünler, çıkrık veya kirmanda eğrilerek el ipine dönüşüyor.
Elde edilen ipler, sentetik madde kullanılmadan; çeşitli kök, ot ve minerallerin bakır kazanlarda kaynatılmasıyla elde edilen yüzde 100 doğal bitki bazlı pigmentlerle boyanıyor. Boyanan ipler tezgâhlara alınıyor ve aylar süren el emeğiyle ilmek ilmek dokunarak eşsiz halı sanat eserlerine dönüşüyor.
Üretim süresi, benzersizlik ve kalite
Bir örnekle, 3 metrekarelik bir el halısının üretimi ortalama 2 ay sürüyor. Makine halısından 1 saatte 1000 adet üretilebilse de, el halısında aynı desen ve yünü kullanan iki ayrı halı bile birebir aynı çıkmıyor; ortalama yüzde 90 benzerlik söz konusu oluyor. İşletme, üretimde seri sayı yerine sınırlı adetlerde üretim yapmayı tercih ederek eserlerin koleksiyon değeri kazanmasını hedefliyor.
Atölye ve uluslararası siparişler
Atölye sahibi Osman Can, babasının 1968'de kurduğu dükkânda büyüdüğünü ve 1985-1986 yıllarında halı üretiminin azaldığını, o dönemde kimyasal boyalar ve tabak yünlerinin öne çıktığını aktarıyor. Can, asıl amacının 14., 15. ve 18. yüzyıllarda üretilen güzellikte halılar üretip bunları gelecek yüzyıllara bırakmak olduğunu belirtiyor.
İzmir'deki tesisin üretimleri arasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Çankaya Köşkü için yapılan siparişler ile İstanbul'daki yalıların halıları bulunuyor. Eski Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı İsmail Gülle tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hediye edilen büyük bir halı da bu atölyeden çıkmış.
Yurt dışında ise özellikle Budapeşte Başkanlık Sarayı ve parlamento binaları için 120, 140 ve 160 metrekarelik halıların üretildiği, ayrıca Macaristan eski Başbakanı Viktor Orban'ın konutuna 140 metrekarelik bir halı yapıldığı belirtiliyor. Bu örnekte 8 dokumacının 16 ay çalışmasıyla halı tamamlanmış; boyaların, ipin ve modellerin hazırlanması da eklenince başından sonuna kadar yaklaşık 2 buçuk yıllık bir emek harcandığı aktarılıyor.
Can, şu an Türkiye'de 120 ile 150 metrekare büyüklüğünde tezgâha sahip ve bu ebatlarda üretim yapabilen tek tesis olduklarını ifade ediyor. Büyük ebatta halı üretiminin güçlüğüne dikkat çekerek, eserlerin tarihi değere sahip olacak şekilde geleceğe taşınmasının hedeflendiğini vurguluyor.
Gelecek için miras bırakma hedefi
Atölye, eski halıların özüne sadık kalarak yeni üretimler gerçekleştirmeye devam ediyor. Üretilen halıların sanatseverler tarafından beğenildiği ve malzeme, model ile dokuma farkının hemen anlaşıldığı belirtiliyor. Bu yaklaşım, atölyenin özel sipariş taleplerini arttırmış ve üretilen büyük boyutlu halıların ileride koleksiyonlarda toplanacak eserler olacağı öngörüsünü güçlendiriyor.
Sonuç olarak, İzmir'deki bu atölye doğal malzeme, geleneksel teknik ve titiz el işçiliğiyle hem Türkiye'nin resmi mekânlarına hem de uluslararası prestijli yapılara halı sağlamakta; amaç ise bu eserleri gelecek yüzyıllara taşımak.
İZMİR'DE GELENEKSEL YÖNTEMLER VE DOĞAL KÖK BOYALAR KULLANILARAK BÜYÜK BİR EL İŞÇİLİĞİYLE ÜRETİLEN ASIRLIK MOTİFLİ HALILAR, SINIRLARI AŞARAK DÜNYA ÇAPINDA BÜYÜK BİR DEĞER GÖRÜYOR.