İsrail, IPC raporunun geri çekilmesini talep ediyor ve finansmanı hedef alma tehdidinde bulundu
İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Eden Bar Tal, Birleşmiş Milletler destekli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması nın (IPC) Gazze kentinde kıtlık bildiren raporunun geri çekilmesi için BM Genel Sekreteri Antonio Guterres e mektup sunacağını açıkladı. Tal, rapor geri çekilmezse IPC nin finansmanını kesmek için uluslararası bağışçılar üzerinde baskı kuracak bir kampanya başlatacaklarını bildirdi.
Talebin içeriği
Basın toplantısında Tal, IPC raporunun Gazze de kıtlığın felaket düzeyi olarak sınıflandırıldığına yönelik bulgularını eleştirerek bunların spekülatif varsayımlara dayandığını iddia etti. Tal, aynı zamanda bugün BM Genel Sekreteri ne sunulacak mektupla raporun geri çekilmesini resmi olarak talep edeceğini belirtti. Geri çekilme sağlanmazsa, IPC bağışçısı ülkelere yönelik finansman baskısına ilişkin bir kampanya başlatma tehdidinde bulundu.
IPC raporunun bulguları
IPC tarafından yayımlanan son raporda, 15 Ağustos 2025 itibarıyla Gazze kentindeki kıtlığın felaket seviyesi olarak bilinen 5. seviyede olduğunun kanıtlarla doğrulandığı ifade edildi. Raporda, 22 ay süren çatışmaların ardından Gazze Şeridi nde yarım milyondan fazla insanın açlık, yoksulluk ve ölümle karakterize felaket koşullarıyla karşı karşıya olduğu tespitine yer verildi. Ayrıca rapor, IPC tarafından Orta Doğu da 2004 ten bu yana kaydedilen ilk resmi kıtlık vakası olarak kayda geçtiğini bildirdi.
Tel Aviv yönetiminin tepkisi
İsrail Dışişleri Bakanlığı, IPC raporunu reddederek Gazze de kıtlık olmadığını savundu ve kuruluşu Tel Aviv e karşı asılsız suçlamalar yöneltmekle suçladı. Tal, raporun Gazze deki durumu çarpıttığını öne sürdü ve IPC nin bağışçılarının finansmanının hedef alınabileceğini ima etti.
Olası sonuçlar ve değerlendirme
İsrail in IPC raporuna yönelik geri çekme talebi ve finansman tehdidi, uluslararası insani izleme mekanizmalarının itibarına ve sürdürülebilir finansmanına ilişkin tartışmaları gündeme taşıyor. Bu tür bir adımın uygulanması halinde, izleme kapasitesinde ve raporlamada aksaklıkların yaşanması veya bağımsız kurumların üzerindeki siyasi baskının artması ihtimali söz konusu olabilir. Öte yandan, taleplerin BM düzeyinde nasıl karşılanacağı ve bağışçıların hangi tutumu alacağı, hem raporun hukuki ve teknik değerlendirmesine hem de insani yardım akışlarına bağlı olarak şekillenecektir.