İran savaşı birinci ayını tamamladı: başlangıç ve seyir
ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat tarihinde, İran ile nükleer görüşmelerin sürdüğü dönemde başlatılan sürpriz saldırılar ile başlayan çatışma birinci ayını doldurdu. Saldırıların ardından çatışma, Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapatılması ve bölgedeki altyapı hedeflerine yönelik karşılıklara dönüşerek küresel ekonomide ciddi dalgalanmalara yol açtı.
Saldırıların başlangıcı ve sivil kayıplar
Savaşın hemen başlangıcında ABD ve İsrail savaş uçaklarının hedef aldığı olaylar arasında, İran’ın güneyindeki Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’nun vurulması yer aldı. Bu saldırıda 165’ten fazla kız öğrenci hayatını kaybetti; olayın savaş suçu iddialarıyla anıldığı bildirildi.
Üst düzey yetkililer ve İran içindeki etkiler
Savaşın başında İranlı üst düzey isimler arasında Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani gibi isimlerin öldürülmesi, İran’da şok etkisi yarattı. Yetkililer, saldırılar sonucu ülke genelinde donanma ve hava savunma kapasitelerinin ağır yara aldığını, çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 2 bin kişiin yaşamını yitirdiğini bildirdi.
İran’ın misillemeleri ve bölgesel vurular
İran ordusu, misilleme kapsamında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn, Ürdün, Umman, Irak ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki ABD ve İsrail bağlantılı hedefler ile enerji altyapılarına saldırılar düzenledi. Gönderilen füzelerden bazıları, bildirildiğine göre Türkiye’deki NATO hava savunması tarafından engellendi.
Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınması
İran’ın füzeler ve insansız hava araçları ile, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alması, enerji taşımacılığında ciddi kesintilere yol açtı. Aynı dönemde Körfez’deki rafineriler, boru hatları, gaz sahaları ve tanker terminallerine yönelik saldırılar devam etti.
Küresel ekonomi ve enerji piyasalarındaki yansımalar
Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve Körfez’deki üretim kesintileri nedeniyle yaşanan aksama, Uluslararası Enerji Ajansı tarafından günde 20 milyon varillik bir kayıp ve "küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi" olarak nitelendirildi. Brent petrolün varil fiyatı savaş öncesi yaklaşık 70 dolar seviyesinden, raporda yer aldığı üzere yaklaşık 105 dolar düzeyine yükseldi.
Boğazın aynı zamanda dünya azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği etmesi ve Güney çıkışlı lojistik sıkıntılar, gübre ile ilişkili emtia fiyatlarını etkiledi: üre fiyatları yüzde 50, amonyak fiyatları yüzde 20 arttı. Bu durum, gübreye bağımlı ülkelerde tarımsal üretim riskini büyüttü; örneğin gübre ihtiyacının yüzde 85’ini ithal eden Brezilya ile gaz ve gübreye bağımlı Mısır gibi ülkelerde üretim aksama tehdidi oluştu.
Doğal gaz, helyum ve lojistik etkiler
Savaş, doğal gaz akışlarını ve helyum arzını da etkiledi. İran’ın, dünya LNG üretiminde rol oynayan altyapılara yönelik eylemler ile Katar’ın Ras Laffan terminaline yönelik vurulduğu iddiası gibi gelişmeler, bazı büyük ithalatçı ülkelerde gaz kıtlığına yol açtı. Bu dönemde LPG kıtlığı bazı hizmet sektörlerinde çalışma saatlerinin kısalmasına ve işletmelerin geçici kapanmasına neden oldu.
Uluslararası ilişkilerdeki yansımalar ve güç dengesi
Savaş, ABD ile Avrupa arasında mevcut gerilimleri derinleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, müttefiklerinden üs ve destek taleplerine beklediği yanıtları alamaması, Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki ilişkiye yeni gerilimler getirdi; Trump’ın İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile ilgili eleştirileri ve NATO hakkında sarf ettiği açıklamalar bu gerilimin somut göstergeleri olarak aktarıldı.
Ayrıca Rusya, Batı yaptırımları altında olduğu bir dönemde petrol arzına ilişkin düzenlemeler sebebiyle dolaylı fayda sağladı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise fiyat artışlarının ve yaptırım muafiyetlerinin Rusya’ya yaradığı ve savaşın uzamasının bu ülkenin çıkarına olduğuna dair görüş belirtti.
Diplomasi çabaları ve arabuluculuk girişimleri
Çatışmanın 30’uncu gününde Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, savaşın sonlandırılması amacıyla Pakistan’ın İslamabad kentinde bir araya gelme kararı aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki gün sürecek görüşmeler kapsamında Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ile görüştü. Toplantılarda, Yemen’de Husilerin de sürece dahil olmasıyla genişleyen çatışmanın sonlandırılmasına yönelik adımlar ele alınacak.
Sonuç olarak, çatışmanın birinci ayında Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınması ve enerji ile gıda piyasalarındaki keskin dalgalanmalar, küresel düzeyde yaygın etkiler yarattı. Savaşın seyrine ilişkin belirsizlik sürerken, diplomasi ve bölgesel iş birliği çağrıları artıyor.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran ile nükleer konulu müzakerelerin yapıldığı süreçte başlattığı sürpriz saldırılar ile başlayan İran savaşı, birinci ayını doldurdu.