İstanbul Arel Üniversitesi'nde 'Bağlılık mı? Bağımlılık mı?' atölyesi
İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi'nde düzenlenen "Romantik İlişkilerde Bağlılık mı? Bağımlılık mı?" başlıklı atölye, Arel PDR Müdürü Psikolog Yeliz Arda tarafından öğrencilerin katılımıyla yürütüldü. Etkinlikte sağlıklı ilişkilerin dinamikleri, sınır çizmenin önemi ve ilişki içi iletişim stratejileri ele alındı.
Sınır çizmek ayrılık değil, güvenli bağ kurmaktır
Arda, atölyede bireysel sınırların yanlış yorumlanmasının yaygın olduğunu belirtti. Katılımcılara yapılan sunumda, sınır çizmenin partnerden uzaklaşma olarak algılanmasının ilişkiyi yanlış değerlendirmeye sevk ettiğine dikkat çekildi. Bunun yerine sınır çizmenin ilişkinin güvenli ve sürdürülebilir olmasını destekleyen bir uygulama olduğu vurgulandı.
Arda, duygusal ihtiyaçların bastırılmasındansa bunların 'ben dili' ile ifade edilmesini önerdi ve bu yaklaşımı pratik yöntemlerle örneklendirdi.
Uygulamalı iletişim önerileri
Atölyede tartışma süreçlerinde sakinleşme aralığı bırakma, ihtiyaçların açıkça belirtilmesi ve kişisel sorumluluk alma gibi teknikler paylaşıldı. Bu yöntemlerin, hem bireysel özerkliği koruduğu hem de karşılıklı güveni güçlendirdiği anlatıldı.
Sağlıklı bağlılık ile toksik bağımlılık arasındaki farklar
Arda, ilişkilerde kendini tanımanın merkezi bir rol oynadığını belirterek, sağlıklı bağlılıkta bireylerin kimliklerini koruyarak ortak bir bütün oluşturduklarını, güven ve ortak karar mekanizmalarının öne çıktığını söyledi. Buna karşılık toksik bağımlılıkta aşırı bağımlılık, kendi başına karar alamama, sürekli onay arama ve yoğun kaybetme kaygısının ilişkinin niteliğini bozduğu belirtildi.
Çatışma üslubu bir ilişkinin aynasıdır
Arda'ya göre tartışma biçimleri, ilişkinin sağlıklı veya bağımlılık temelli olup olmadığını gösteren önemli göstergeler arasında. Bağımlı ilişkilerde çatışmaların suçlama, yüksek ses ve sürekli onay bekleme ile şekillendiği; sağlıklı ilişkilerde ise tarafların gerektiğinde 'sakinleşince konuşalım' yaklaşımını benimseyebildiği aktarıldı.
'Hayır' demek, kişisel sınırların korunmasıdır
Etkinlikte öne çıkan bir diğer nokta ise 'hayır' diyebilmenin bireysel özgürlüğün önemli bir göstergesi olduğu oldu. Arda, iyileşme süreçlerinin kişinin kendine zaman ayırmasıyla başladığını; değer görmediğini hisseden bireylerin benliklerini yeniden kazanmak için gerekirse ilişkiye mesafe koyma veya sonlandırma cesareti gösterebileceğini ifade etti. 'Hayır' demek, kendine 'evet' demektir vurgusu yapıldı.
Bilimsel bulgulara kısa atıf
Arda, sunumunda 2020 yılında 83 çift üzerinde yapılan bir araştırmaya değindi. Bu çalışmanın bulgularına göre saplantılı tarzda bağlanan ilişkilerde güç ve kontrol arzusunun öne çıktığı; sağlıklı bağlanan bireylerde ise sevgi, sakinlik ve karşılıklı güven öğelerinin baskın olduğu aktarıldı. Arda, bu verileri atölye içeriğinin destekleyici bir kanıtı olarak sundu.
Sonuç ve katılımcı etkileşimi
Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve bireysel farkındalığı artırmaya yönelik uygulamalı tavsiyelerin paylaşılmasıyla sona erdi. Arda'nın mesajı, sınır koymanın ilişkiyi zayıflatmadığı; aksine güvenli, eşitlikçi ve sürdürülebilir bağlar kurulmasını kolaylaştırdığı yönünde oldu.
Öne çıkan ana mesajlar: Sınır çizmek ayrılık değil güvenli bağ kurmaktır; sağlıklı bağlılık bireysel kimliği korurken ortaklık oluşturur; 'hayır' demek özgürlük ve özsaygı göstergesidir.
PSİKOLOG YELİZ ARDA, SAĞLIKLI İLİŞKİLERDE SINIR ÇİZMENİN AYRILIK DEĞİL GÜVENLİ BAĞ KURMANIN YOLU OLDUĞUNU VURGULADI. ARDA, PARTNERİNE "HAYIR" DİYEBİLMENİN BİREYSEL ÖZGÜRLÜĞÜN ÖNEMLİ BİR GÖSTERGESİ OLDUĞUNU BELİRTTİ.