İklim diplomasisinin kapsamı ve küresel yönetişim:
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Sıfır Atık’tan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi" panelinde konuştu. Duran, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmanın ötesine geçtiğini; biyoçeşitlilik kaybı, okyanus kirliliği, çölleşme, su kaynakları ve atık yönetimi gibi alanların devletlerin tek başına çözebileceği sınırların çok ötesine geçtiğini belirtti. Bu nedenle devlet politikalarının ancak uluslararası müzakere, iş birliği ve ortak taahhüt mekanizmalarıyla anlamlı hale gelebileceğini vurguladı.
Duran, «İklim diplomasisi» kavramının yükseldiğini ve küresel iklim yönetiminin artık ulus devletleri aşan, sivil toplum kuruluşları ve çok uluslu şirketlerin de dahil olduğu çok düzeyli bir yönetişim sürecine dönüştüğünü ifade etti. Ünlü siyaset bilimci Joseph Nye'nin iklim değişikliğini bir güvenlik tehdidi çarpanı olarak tanımlamasına atıfla, meselenin teknik ayrıntıların ötesinde küresel adalet ve haklarıyetle doğrudan ilişkili bir süreç olduğuna dikkat çekti.
Çatışmaların çevresel etkileri:
Duran, farklı coğrafyalarda süren çatışmaların çevre ve iklim üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının yol açtığı karbon emisyonunun bazı hesaplamalara göre yüzlerce ülkenin yıllık karbon salınımını aştığına ilişkin değerlendirmelerin bulunduğunu aktardı. Bu durumun bölgesel güvenlik kadar küresel iklim ve gelecek açısından da ciddi bir tehdit olduğunu söyledi.
İletişim stratejisi, dezenformasyon ve toplumsal algı:
Duran, iklimle ilgili politikaların başarısının yasalarla güvence altına alınmasının yanı sıra bunların topluma doğru anlatılmasına bağlı olduğuna işaret etti. Aksi halde dezenformasyonun ve toplumsal direncin artacağı uyarısında bulunan Duran, İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bu alanda aktif rol oynadığını belirtti.
Konuşmasında, felaket senaryolarının sürekli vurgulanmasının toplumda kaygıyı artırdığını ve medyanın dilinin burada belirleyici olduğunu söyledi. Duran, iklim iletişiminin tek yönlü, kısa dönemli manipülasyonlara açık formatlarda sunulmasının bilgi aktarımını zayıflatabildiğini; bunun yerine çok yönlü ve zamana yayılmış bir iletişim stratejisi önerdiklerini anlattı. Ayrıca, toplumsal kırılganlıklar üzerinden siyaset yapılmasının geleceğe taşımayacağı görüşünü paylaştı.
Eğitim ve toplumsal farkındalık:
İletişim Başkanlığı olarak iklim bilincinin okul öncesinden başlayarak yaşa uygun eğitimlerle ve deneyimsel yaklaşımlarla desteklenmesini öngördüklerini ifade eden Duran, çocukların anaokulundan itibaren çevreye saygı ve atık bilinciyle yetiştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Eğitimin kitaplar, hikâyeler, geziler ve uygulamalı etkinliklerle güçlendirilmesinin sürdürülebilir davranış değişikliği için gerekli olduğunu belirtti.
Türkiye'nin hedefleri ve COP31 hazırlıkları:
Duran, Türkiye'nin 2021'de Paris Anlaşması'nı onayladığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2053 net sıfır emisyon hedefi ile iklim krizine yönelik kararlılığını gösterdiğini söyledi. Bu hedefler doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yaygınlaştırılması, sanayide karbon ayak izinin azaltılması, sürdürülebilir tarım ve doğal alanların korunmasının öncelikli politika alanları olduğunu aktardı.
Sayın Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık hareketinin küresel çapta yankı bulduğunu; Türkiye'nin öncülüğünde 105 ülkenin desteğiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 30 Mart'ta Uluslararası Sıfır Atık Günü'nün ilan edilmesinin ülkenin bu alandaki çalışmasını yansıttığını belirtti. Duran, bu yaklaşımın Türkiye'ye iklim diplomasisinde özgün bir yumuşak güç sağladığını ifade etti.
COP31'in rolü ve medya hazırlıkları:
Antalya'da düzenlenecek COP31'in Türkiye'nin iklim diplomasisi vizyonunu uluslararası toplumla paylaşmak için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Duran, "Geleceğin COP'u" anlayışıyla sözlerin kalıcı uygulamalara dönüşmesini hedeflediklerini açıkladı. Hedefin uluslararası taahhütlerin uygulanmasını hızlandırmak, ülkeler arası iş birliğini güçlendirmek ve iklim eyleminin somut sonuçlar üretmesini desteklemek olduğunu vurguladı.
İletişim Başkanlığı olarak konferansa katılacak medya mensuplarının akreditasyonu ve saha organizasyonlarına dair sorumluluklar üstlendiklerini aktaran Duran, yaklaşık 3 bin basın mensubunun bin 400'ünün işlemlerinin tamamlandığını; medya merkezinin planlanması ve teşkili çalışmalarına katkı verdiklerini belirtti. COP31'in farklı önceliklere sahip ülkeleri ortak çözümler etrafında buluşturacağına inandığını sözlerine ekledi.
Panelde sunulan İklim Diplomasisi kitabının, Türkiye'nin iklim alanındaki birikimini, mücadelesini ve vizyonunu bir araya getirerek politika geliştirme süreçlerine katkı sağlaması hedefleniyor. Duran, iklim meselesinin geleceğe bırakılacak kuşaklar için uzun soluklu bir sorumluluk olduğunu yineleyerek, "İklim konusu çocuklarımızı, torunlarımızı ve gelecek nesilleri bizden daha çok ilgilendiren uzun soluklu bir meseledir" ifadesine dikkat çekti.
İletişim Başkanı Duran: "İklim konusu çocuklarımızı, torunlarımızı ve gelecek nesilleri bizden daha çok ilgilendiren uzun soluklu bir meseledir"