Uzman uyarıyor:
Medicana Sağlık Grubu ve Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, bacaklarda görülen şişlik, kalınlaşma ve şekil bozukluklarının sıklıkla tek bir "ödem" tanımıyla değerlendirildiğini ancak bunun yanıltıcı olabileceğini vurguluyor. Görünüşte benzer belirtiler gösteren lipödem ve lenfödem farklı oluşum mekanizmalarına, klinik bulgulara ve dolayısıyla farklı yaklaşımlara sahip iki ayrı hastalık grubudur. Bu nedenle doğru tanı ve uygun tedavi planlaması için uzman hekim muayenesi büyük önem taşır.
Lipödemin karakteristik bulguları:
Op. Dr. Baysal’a göre lipödem, yağ dokusunun anormal, orantısız ve çoğunlukla simetrik birikimi ile ilerleyen kronik bir hastalıktır. Genellikle kadınlarda görülür ve ergenlik, gebelik, doğum sonrası veya menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkabilir veya ilerleyebilir. Klinik olarak kalça, uyluk ve bacaklarda belirgin yağlanma; ayak sırtı ve parmakların çoğunlukla korunması; bacaklarda ağrı, dokunmaya hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma dikkat çekici belirtilerdir.
Bu bireylerde genel kilo kaybına rağmen etkilenen bölgedeki yağ dokusu dirençli kalır. Gün sonunda dolgunluk ve rahatsızlık hissinin artması yaygındır. Lipödemin salt estetik bir sorun olmadığı, hareket kabiliyeti, yaşam kalitesi ve psikolojik iyi oluş üzerinde olumsuz etkileri olabileceği konusunda Baysal uyarıyor. Ayrıca ileri evrelerde ikincil lenfatik yetmezlik gelişebileceği ve lipödem ile lenfödemin birlikte seyrettiği lipolenfödem tablosunun ortaya çıkabileceği hatırlatılıyor.
Lenfödemde dikkat edilmesi gereken belirtiler:
Lenfödem, lenfatik dolaşım sisteminin taşıma kapasitesinin yetersizliği nedeniyle dokularda protein açısından zengin lenf sıvısının birikmesiyle oluşur. Doğuştan gelen lenfatik bozukluklar nedeniyle ortaya çıkabileceği gibi kanser cerrahisi, lenf bezlerinin çıkarılması, radyoterapi, enfeksiyon, travma veya bazı damar hastalıkları sonrasında ikincil olarak da gelişebilir.
Lenfödemde şişlik, gerginlik ve dokuda zamanla oluşan değişiklikler ön plandadır. Başlangıçta dinlenme ile azalan şişlikler zamanla kalıcı hâle gelebilir; ilerleyen dönemlerde dokuda sertleşme (fibrozis) ve cilt kalınlaşması görülebilir. Lipödemden ayrılan önemli bir klinik ipucu, ayak sırtı ve parmakların da sıklıkla etkilenmesi ve genellikle tek taraflı ya da asimetrik tutulumun olabilmesidir. Etkilenen bölgedeki ağırlık, gerginlik, sertlik ve bazen ağrı hastaların başvuru şikâyetleri arasında yer alır.
Doğru tanı nasıl konur?:
Baysal, bacaklarda şişlik veya kalınlaşma fark eden kişilerin bu durumu yalnızca kilo artışı ya da basit ödem olarak görüp ihmal etmemesi gerektiğini belirtiyor. Benzer semptomlar lipödem, lenfödem ve kronik venöz yetmezlik gibi farklı kökenlerden kaynaklanabileceği gibi, aynı hastada bu durumların bir arada bulunması da mümkündür. Bu nedenle nedenin doğru şekilde belirlenmesi tedavi başarısı açısından kritiktir.
Doğru değerlendirme ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve gerektiğinde venöz ve lenfatik sistemin görüntülemelerini içerir. Venöz Doppler ultrasonografi, eşlik eden toplardamar yetmezliğini ortaya koymada önemliyken; klinik olarak gerekli seçilmiş olgularda lenfosintigrafi gibi incelemeler lenfatik sistem değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Hangi bulguda hangi hastalık akla gelmeli:
Uzun süreli, iki bacakta simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma olan bireyler lipödem açısından değerlendirilmelidir. Ayakları da kapsayan, zamanla sertleşen ve kalıcı hale gelen şişliklerde ise lenfödem olasılığı ön plana çıkar. Her iki durum da diyetle doğrudan çözülemeyebilir; bu nedenle yalnızca estetik kaygı olarak görülmemeli, tıbbi değerlendirme ihmal edilmemelidir.
Sonuç olarak, bacaklardaki her şişliğin aynı nedenlerden kaynaklanmadığını unutmamak gerekir. Doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır ve bu sürecin başlangıcı olarak uzman bir hekim tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirme şarttır.
MEDİCANA SAĞLIK GRUBU KALP VE DAMAR CERRAHİSİ UZMANI OP. DR. AHMET NİHAT BAYSAL