Çocuklarda alerji mi, başka bir neden mi:
Denizli Devlet Hastanesi Çocuk Alerji Uzmanı Dr. Gülten Tunçerler, alerjik hastalıkların sanılandan daha sık görülebileceğini belirterek, alerjinin bağışıklık sisteminin normalde zararsız kabul ettiği maddelere karşı aşırı yanıt vermesi sonucu ortaya çıktığını açıkladı. Polenler, ev tozu akarları, hayvanlar, bazı besinler ve ilaçlar çocuklarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Tunçerler, hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörlerin bu süreçte etkili olduğunu vurguladı.
Uzman, ailede alerji öyküsü bulunmasının risk artırdığını ancak ailesinde alerji olmayan çocuklarda da hastalıkların görülebildiğini; ayrıca sigara dumanı, hava kirliliği ve çeşitli çevresel alerjenlerin sürece katkı sağladığını belirtti. Çocuk alerji ve immünoloji uzmanlarının en sık astım, alerjik nezle, egzama, besin ve ilaç alerjileri, arı-böcek alerjileri ile kurdeşen gibi durumlarla ilgilendiğini, ayrıca sık veya ağır enfeksiyon geçiren çocuklarda bağışıklık sisteminin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tanı sürecinde hikâye ve testlerin yeri:
Dr. Tunçerler, ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin çocuğun gerçekten alerjisi olup olmadığını nasıl anlayacakları olduğunu söyleyerek tanıda çocuğun hikâyesinin en önemli unsur olduğunu vurguladı. Şikâyetin ne zaman başladığı, hangi temaslarla ilişkili olduğu, ne kadar sürdüğü ve tekrarlayıp tekrarlamadığı gibi ayrıntılar değerlendirmede belirleyicidir.
Gerekli durumlarda deri alerji testleri, kan testleri ve solunum fonksiyon testleri kullanıldığını belirten Tunçerler, burada önemli bir noktanın altını çizdi: Testin pozitif çıkması tek başına o çocuğun alerjik hastalığı olduğu anlamına gelmez. Test sonuçları mutlaka çocuğun şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte bir çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Tedavi yaklaşımı ve başvurulması gereken durumlar:
Tanı sonrasında tedavinin hastalığın türüne ve şiddetine göre planlandığını söyleyen Tunçerler, öncelikle çocuğun şikâyetlerini artıran alerjenlerin ve çevresel tetikleyicilerin belirlenmesinin önemine dikkat çekti. Gerektiğinde uygun ilaç tedavileri uygulanmakta, bazı uygun hastalarda halk arasında "alerji aşısı" olarak bilinen immünoterapi ile çocuğun alerjene karşı duyarlılığı azaltılmaya çalışılmaktadır.
Uzman, burada önemli olanın gereksiz kısıtlamalar yapmak değil, doğru tanıya dayanan, çocuğa özel bir tedavi planı oluşturmak olduğunu belirtti. Ailelerin özellikle gereksiz besin kısıtlamalarından ve doktor önerisi olmadan uygulanan tedavilerden kaçınmaları gerektiğini vurguladı.
Dr. Tunçerler, çocuk alerji uzmanına başvurulması gereken durumları şöyle sıraladı: tekrarlayan hırıltı, nefes darlığı, uzun süreli öksürük, sürekli hapşırma, burun akıntısı veya tıkanıklığı, tekrarlayan egzama ve kurdeşen; ayrıca belirli bir besin veya ilaç sonrası döküntü, şişme, kusma ya da nefes almada güçlük gelişiyorsa uzman değerlendirmesi gereklidir.
Son olarak Tunçerler, alerjik hastalıkların doğru tanı, uygun tedavi ve düzenli takip ile büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve amaçlarının çocukların günlük yaşamlarından geri kalmadan sağlıklı, aktif bir çocukluk geçirmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.
ÇOCUKLARDA ALERJİK HASTALIKLARIN SANILANDAN DAHA SIK GÖRÜLDÜĞÜNE DİKKAT ÇEKEN DENİZLİ DEVLET HASTANESİ ÇOCUK ALERJİ UZMANI DR. GÜLTEN TUNÇERLER, ALERJİNİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN NORMALDE ZARARSIZ OLAN BAZI MADDELERE KARŞI AŞIRI TEPKİ VERMESİ SONUCU ORTAYA ÇIKTIĞINI BELİRTEREK, DOĞRU TANI VE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİNİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ.