İstanbul'dan Kastamonu'ya merakın mesleğe dönüşen yolculuğu
İstanbul'da yaşayan 4 çocuk annesi Emine Eymür, hobi olarak başladığı arıcılığı memleketi Kastamonu'da profesyonel üretime dönüştürdü. Haftada İstanbul—Kastamonu arasında gidip gelmek için toplam 900 kilometreyi göze alan Eymür, kovanlarını ve arılarını özellikle hafta sonları kontrol ediyor.
başlangıç ve ilk deneyimler:
Yaz tatillerinde Araç ilçesi Boğdam köyünde kayınpederine yardım ederken arıcılığa ilgi duymaya başlayan Eymür, İstanbul'da katıldığı arıcılık kurslarıyla mesleğin inceliklerini öğrendi. 2024 yılında Sakarya'da kiraladığı 5 kovanla ilk üretimine başladı; iki sağımda Hendek ve Sapanca'da kestane ve meşe balı üretti. Kurstaki hocasının desteğiyle başlayan süreç, Eymür'ün kararlılığıyla hızlandı. Kendi ifadesiyle: "Ben arının uçmasını oğlu çıktı sanırdım. 'Oğul çıktı' diye heyecanla söylerdim ama öyle değilmiş. Ben bu merakla İstanbul'da kursa gittim."
üretim, destekler ve rakamlar:
Eymür, Sakarya'daki kovanları memleketine getirip TKDK başvurusunda bulundu ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün sağladığı desteklerden faydalandı. "Kastamonu’da Kadınlar Arı Sütü Üretiyor" projesinin yüzde 75 hibeli desteğiyle arı sütü yetiştiriciliğine başladı. Başlangıçtaki 5 kovanını 10 kovan olarak güçlendirdi ve aynı sezon içinde 40 kovana ulaştı. Ürettiği ürünler de ticari karşılık buldu: balın kilogramı 1.500 TL, arı sütünün kilogramı ise 6.000 TL fiyatla alıcı buluyor.
takip, üretim zorluğu ve gelecek hedefleri:
Eymür, güvenlik kameralarıyla kovanları İstanbul'dan da takip ediyor; gerektiğinde hafta ortasında bölgeye gelerek müdahale ediyor. Arı sütü üretiminin zorluğuna dikkat çekerek, larva transferi ve hassas bakımın önemini vurguluyor: "Arı sütü yapmak kolay değil. Larva transferi sürecinde çok hassas davranmak gerekiyor. Çok fazla vakit harcadım ama elim alıştı."
İşini geliştirmek için eğitimlere devam eden Eymür, patent alıp kendi markasını kurduğunu, temiz ve organik üretim hedeflediğini söylüyor. Aile sorumluluklarını da dengeleyerek en küçük çocuğuyla köyde kovan takibi yaptığını belirtiyor ve arıcılığa ilgi duyanlara şu tavsiyeyi veriyor: "Eğer yorgunluğu göze almalı, arkada çocuklarını bırakmayı göze almalı. Evet, kolay değil ama sevdikten sonra bir şekilde yapılıyor. Sevilerek yapılan her işin sonu muhteşem oluyor."
EMİNE EYMÜR, KOVANLARINDAKİ ARILARA ÖZENLE BAKIYOR.