Gençlerde kanser artışı: biyolojik erken yaşlanma risk faktörü olabilir
Prof. Dr. Şevket Özkaya, Samsun'da yaptığı açıklamada son yıllarda genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışta biyolojik erken yaşlanmanın önemli rol oynayabileceğini belirtti. Özkaya, klinik gözlemleri ve yayınlanmış veriler ışığında bu eğilimin giderek yaygınlaştığını söyledi.
Vaka gözlemleri
Özkaya, geçen hafta kliniğine sırt ağrısı ve inatçı öksürük şikayetiyle başvuran 40'lı yaşlardaki iki kadın hastaya akciğer kanseri tanısı konulduğunu aktardı. Bu vakaların sigara kullanımı, aile öyküsü ve yaş gibi beklenen risk faktörlerinden bağımsız olarak ortaya çıktığını vurguladı.
Araştırma bulguları
Özkaya, yayınlanmış yeni bir değerlendirmeye atıfta bulunarak, İngiltere Biyobankası verilerinin incelendiği çalışmada 154.169 genç yetişkin arasında sistemik yaşlanmanın doğum kohortları arasında arttığının tespit edildiğini söyledi. Araştırmada, 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerde biyolojik yaşlanmanın, 1950-1954 yılları arasında doğanlara göre %23 daha yüksek bulunduğu ve bunun erken başlangıçlı kanser riskiyle ilişkili olduğu aktarıldı.
Kanser türleri ve ilişki
Araştırmada risk artışının özellikle akciğer, gastrointestinal sistem ve rahim kanserlerinden kaynaklandığı belirtildi. Özkaya, bu ilişkinin yaşlanma ve kanserin genetik risk faktörlerinden bağımsız olarak ortaya çıktığının altını çizdi.
Biyolojik yaşlanma kavramı
Kronolojik yaştan daha ileri düzeyde biyolojik yaşlanmayı gösteren yaş farkının erken başlangıçlı kanserler için önemli bir risk faktörü olabileceğini söyleyen Özkaya, bilinen risk faktörleri (örneğin sigara) dışında hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın nedenleri ve etkilerinin de genç yaşta ortaya çıkan kanserlerin sebepleri arasında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Kozmetik ürünler ve sağlık endişeleri
Özkaya, sigara ve aile öyküsünden bağımsız gelişen genç kadın kanserlerinin nedenlerinin araştırıldığını, erken yaşlarda kullanılmaya başlanan kozmetik ve makyaj ürünlerinin de bilimsel çalışmaların gündeminde yer aldığını söyledi. Kozmetik ürünlerin uzun vadeli sağlık etkileri ve muhtemel kanser riskleri konusunda halen sınırlı veri bulunduğunu vurguladı.
Kimyasal maddeler ve araştırma sınırlamaları
Özkaya, bazı kozmetik bileşenlerinin yeterince test edilmediğini ve bu maddelerin zamanla ya da birlikte kullanıldığında vücutta nasıl etkiler oluşturduğunun tam olarak bilinmediğini ifade etti. Ayrıca, bazı kimyasalların (örneğin formaldehit, benzen, talk) ulusal ve uluslararası kuruluşlarca kanserojen sınıflandırmasına tabi tutulduklarını, bu nedenle muhtemel sağlık etkilerinin araştırılmaya devam edildiğini belirtti. Laboratuvar ortamı ile günlük kullanım şartlarının farklı olabileceğine dikkat çekti.
Sonuç
Özkaya'nın değerlendirmesi, genç yaşta artan kanser vakalarında biyolojik erken yaşlanmanın rolünün araştırılması gerektiğini; mevcut bulguların özellikle belirli kanser türlerinde anlamlı ilişkiler gösterdiğini ortaya koyuyor. Konunun aydınlatılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.
SAMSUN'DA GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. ŞEVKET ÖZKAYA, SON YILLARDA GENÇ YAŞTA GÖRÜLEN KANSER VAKALARINDAKİ ARTIŞA DİKKAT ÇEKEREK, BİYOLOJİK ERKEN YAŞLANMANIN BU ARTIŞTA ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.