Gençlerde de görülebilir: prostat kanserinde erken taramanın gerekliliği

TTOD, prostat kanserinin yalnızca yaşlı erkekleri etkilemediğini; aile öyküsü veya belirti varsa 45–50 yaşından itibaren doktor kontrolü ve PSA taraması öneriyor.

Yayın Tarihi: 15.09.2026 15:39
Güncelleme Tarihi: 15.09.2026 15:40

Gençlerde de görülebilir: prostat kanserinde erken taramanın gerekliliği

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği uyarıyor

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından düzenlenen basın toplantısında, prostat kanserinin sadece ileri yaş hastalığı olmadığı ve erken tanının hayati önemi vurgulandı. Johnson&Johnson desteğiyle gerçekleştirilen toplantıda Türkiye ve dünyadaki güncel veriler, tarama yöntemleri, doğru bilinen yanlışlar ve tedavi seçenekleri ele alındı.

Tarama önerileri ve risk grubunun tanımı:

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren toplantıda, prostat kanserinin Türkiye’de akciğerden sonra en sık görülen ikinci kanser olduğunu belirtti. Erken teşhis imkânı veren PSA testi gibi kan testleriyle hastalığın erkenden saptanabileceğine dikkat çekildi. Eren, tarama için genel önerileri şöyle özetledi: aile öyküsü veya belirti olan hastalarda 50 yaş ve üzeri, yüksek riskli grupta ise 45 yaş ve sonrasında doktor eşliğinde PSA testi yapılması gerektiği belirtildi.

Yüksek riskli grup tanımı içinde özellikle ailesinde prostat kanseri olanlar; ayrıca meme, yumurtalık ve pankreas kanseri öyküsü bulunan kişilerin yer aldığı vurgulandı. Eren, ailede kanser öyküsü olanların bir üroloğa veya aile hekimine başvurarak düzenli tarama programına girmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca idrarda kan görülmesi gibi semptomların göz ardı edilmemesi gerektiği hatırlatıldı.

Tedavi yaklaşımları ve evre farkı:

Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler ise prostat kanserinin erken evre ve ileri evre olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını belirtti. Erken evrelerde daha çok cerrahi müdahale ve radyoterapinin öne çıktığını; ileri evrelerde ise hormonal tedaviler, hedefe yönelik ve yeni nesil hormonal ajanlar, kemoterapi ile birlikte radyo ligand tedavilerinin kullanılabildiğini söyledi. Gürler, lütesyum uygulamasını radyo ligand tedavilerine örnek olarak paylaştı.

Bilimsel dayanağı olmayan yaklaşımlara karşı uyarı:

Gürler, hastaların iyileşme arayışında bilimsel dayanağı olmayan ürünlere yönelebildiğini, bunun ise kanıtlanmış tedavilerin gecikmesine veya etkinliğinin azalmasına yol açabileceğini vurguladı. Doç. Dr. Gürler, bitkisel ve sosyal medyada öne çıkan 'mucize' tedavi iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini; TTOD'nin bu tür yanlış tedavi önerilerine karşı hukuki mücadele yürüttüğünü belirtti. Beslenme konusunda ise dengeli beslenme önerilirken, bitkisel ürünlerden uzak durulması tavsiye edildi.

Toplantıda öne çıkan ortak mesaj, erken tanının tüm kanserlerde olduğu gibi prostat kanserinde de hayat kurtardığı ve risk faktörleri veya belirtiler mevcutsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğiydi.

TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ DOÇ. DR. TÜLAY EREN VE GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIBBİ...

TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ DOÇ. DR. TÜLAY EREN VE GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIBBİ ONKOLOJİ BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. FATİH GÜRLER

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.