meme kanseri genç yaşlarda da görülebilir
Meme kanseri sıklığı yaşla artmakla birlikte hastalık yalnızca ileri yaştakilerin sorunu olarak görülmemelidir. Uluslararası veriler, özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda tanıların arttığına işaret ediyor; bu durum, genç yaşta görülmenin mümkün olduğunu ve şüpheli bulguların yaş nedeniyle göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında genç yaşlardaki yaklaşımları anlattı.
hangi belirtiler zaman kaybetmeden değerlendirilmelidir:
Memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle, meme başından gelen özellikle kanlı akıntı, meme cildinde çekilme ya da çökme, meme başında içe dönme ve tek memede kalıcı şekil veya görünüm değişikliği gibi bulgular her yaşta değerlendirilmelidir. Bu tür belirtilerin mutlaka kanser anlamına gelmediğini ancak kontrol edilmeden beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Özdoğan, şüpheli bir durumda gecikmeden uzman görüşü alınmasının önemine dikkat çekti.
tarama ve görüntüleme nasıl planlanıyor:
Genç yaşta meme kanseri vakalarının artması, her genç kadının rutin olarak mamografi yaptırması gerektiği anlamına gelmiyor. Türkiye'de toplum temelli tarama ortalama risk grubundaki kadınlarda 40 yaşından itibaren başlıyor. Bununla birlikte ailesinde genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri öyküsü olanlar, BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklik taşıyanlar veya yüksek risk grubunda değerlendirilen kişilerde tarama daha erken başlatılabiliyor. Özdoğan, genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle değerlendirmede mamografinin yanı sıra ultrason gibi yöntemlerin de kullanılabileceğini, yöntemin kişinin yaşı, bulguları ve risk durumuna göre belirlendiğini söyledi.
tedavi planlaması ve uzun dönem öncelikler:
Meme kanseri tek tip bir hastalık olmadığından tedavi tümörün hormon reseptörleri, HER2 durumu ve moleküler özelliklerine göre şekillendiriliyor. Son yıllarda hedefe yönelik tedaviler, antikor-ilaç yaklaşımları ve moleküler testler tedavi seçiminde belirleyici hale geldi. Özdoğan, amaçlarının herkese daha fazla tedavi vermek değil, doğru hastaya doğru zamanda uygun tedaviyi uygulamak olduğunu belirtti. Ayrıca genç hastalarda tedavi planlanırken kanser kontrolünün yanı sıra doğurganlığın korunması, gebelik planı, kemik ve kalp sağlığı ile uzun dönem yaşam kalitesinin de göz önünde bulundurulmasının gerektiğini vurguladı.
Yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri şüpheli alanların tespitinde yardımcı olurken, tümörün genetik ve moleküler incelemeleri tedavi seçiminde yol gösterici olabiliyor. Özdoğan, bazı meme kanseri türlerinde kullanılan hedefe yönelik ve antikor-ilaç tedavilerinin tekrarlama riskini azaltma veya ileri evrede hastalığı kontrol altında tutmada önemli seçenekler sunduğunu ifade etti.
Sonuç olarak uzmanlar, "yaşım genç" düşüncesinin bulguları ertelemek için gerekçe olmaması gerektiğini söylüyor. Kadınların kendi memelerinin normal görünümünü bilmesi, yeni değişiklikleri fark etmesi ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden hekime başvurması erken tanı ve tedavi seçeneklerini artıracaktır.
MEMORİAL GÖZTEPE HASTANESİ KANSER MERKEZİ BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA ÖZDOĞAN