eskinin peşinden gelinen yol: küçük bir alan, büyük bir tutku
Düzce’nin Akçakoca ilçesindeki Tarihi Mahalle Pazarı’nda antikacılık yapan Mehmet Kral, mesleğini "Eski olsun, benim olsun" sloganıyla sürdürüyor. Kral, işine 1 metrekarelik bir alanda başladı; yıllar içinde emek ve sabırla bu alanı 200 metrekareye çıkardı. Mağazasında 150 yıllık eşyalardan Çanakkale Savaşları dönemine ait parçalara kadar geniş bir dönem yelpazesi bulunuyor. Kral, ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkaran dükkânında geçmişle bugün arasında köprü kurduğunu söylüyor.
işin başlangıcı ve büyüme süreci:
Antikacı dükkanı, Akçakoca Tarihi Mahalle Pazarı’nın kurulduğu yaklaşık 10 yıl öncesine dayanıyor. Kral, başlangıçta pazarda yöneticilik yaptığını ve ilk yıl hiçbir satış faaliyeti gerçekleştirmediğini belirtiyor. Daha sonra antikacılığa karar vererek küçük bir alanda ürün sergilemeye başladı ve zaman içinde dükkânını genişletti. Kral, işe duyduğu sevgiye vurgu yaparak bu işin hem zevkli hem de yorucu olduğunu; dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını ifade ediyor.
ürün temini, çeşitlilik ve ziyaretçi tepkileri:
Kral, raflardaki ürünlerin büyük bölümünü diğer antikacılardan satın almadığını, bunları müşterilerinden temin ettiğini aktarıyor. Takasın yaygın bir yöntem olduğunu söyleyen Kral, "Onlar evlerindeki herhangi bir ürünü bana getiriyorlar, ben de onlara buradan başka bir ürün verip takas yapıyorum" diyerek alışverişin mal üzerinden yürüdüğünü belirtiyor. Mağazada gaz lambalarından 6 kiloluk ütülere, közlü ve içten yanmalı modellere kadar çeşitli eşyalar yer alıyor. Ziyaretçiler çocukluk ve aile hatıralarını canlandıran objeler karşısında duygulanıyor; Kral da bu paylaşımlardan memnuniyet duyuyor.
Kral, dükkânında sergilediği bazı parçaların satılık olmadığını, özellikle 1. Dünya Savaşı dönemine ait ve Çanakkale Savaşları izleri taşıyan eşyaları koleksiyon amacıyla muhafaza ettiğini söylüyor. Bu parçalardan biri olarak bahsettiği karavanı sergilemekten başka bir amaç gütmediğini belirtiyor.
eski ile antika arasındaki çizgi:
Kral, sıkça karıştırılan "eski" ve "antika" kavramları arasındaki farkı vurguluyor. Ona göre bir eşyanın eski olması, tek başına antika olduğunu göstermiyor; antika olarak nitelendirilebilmesi için o döneme ait bir damga, yaşanmışlık ve özgünlük taşıması gerekiyor. Dükkanında hem eski, hem yeni hem de antika kategorilerine giren parçalar bulunduğunu belirten Kral, her ziyaretçinin farklı bir parçada kendi hatırasını bulabildiğini söylüyor.
Antikacı Mehmet Kral’ın hikâyesi, küçük bir teşebbüsten başlayıp yoğun emekle büyüyen bir koleksiyonculuğun örneğini sunuyor. Dükkan, Akçakoca tarihi pazarının içinde geçmişle kurulan bağları canlı tutan bir mekân olarak öne çıkıyor.
MEHMET KRAL