uzman uyarısı: tedavi amacı dışı kullanımdan uzak durulmalı:
Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz temin edilip yaygınlaşan ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu çok hızlı eritmesinin yüz ve vücut hatlarında istenmeyen değişikliklere yol açabileceğini belirtti. İlk olarak yaklaşık 15 yıl önce şeker hastalarının tedavisi için geliştirilen bu ilaçlar, zamanla ameliyatsız, diyetsiz ve egzersiz yapmadan kilo vermek isteyenlerin kullanımına girdi.
İlaçlar, vücutta tokluk hormonu benzeri etki gösteren moleküller içermekte; yemek yemeden de beyine tokluk sinyali gitmesine ve mide boşalmasının gecikmesine neden olarak kilo kaybı sağlıyor. Ancak bu mekanizma, özellikle estetik açıdan istenmeyen yüz çizgileri ve hacim kayıplarına yol açabiliyor.
kime öneriliyor, cerrahiye alternatif değil:
Doç. Dr. Ocak, bu ilaçların obezite cerrahisine alternatif olmadığını, kullanımda genellikle vücut ağırlığının maksimum yüzde 20’si kadar bir kayıp görüldüğünü ifade etti. Çok yüksek kilolu hastalarda bu oranın yeterli fayda sağlamadığı durumlarda cerrahi öneriliyor. Bununla birlikte vücut kitle indeksi 30–33 aralığında olup ameliyata uygun olmayan hastalarda ve cerrahi risk taşıyan yüksek BMI’li kişilerde ameliyat öncesi köprü tedavi amacıyla kullanılabiliyor.
İğnelerin yan etkileri arasında başlangıçta günlük hayatı çok etkilemeyen bulantı, kabızlık ve ishal gibi yakınmalar olabileceğini belirten Ocak, deneysel çalışmalarda pankreatit, safra kesesi taşları ve tiroid nodüllerinde kanser gelişimine zemin hazırlayabilecek moleküler değişikliklerin gösterildiğini aktardı. Bununla birlikte geniş hasta serilerinde çok ciddi komplikasyonların yaygın olmadığı da vurgulandı.
kullanım koşulları ve takip önerileri:
Uzman, bu ilaçların arkadaş, komşu tavsiyesiyle eczanelerden reçetesiz alınabilmesinin önlenmesi gerektiğini ve ilaçların kullanımı öncesi mutlaka uzman hekim değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Hastaların tiroid nodülü varlığı, pankreatit öyküsü ve safra kesesi taşları açısından araştırılması; ayrıca boy-kilo oranının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Araştırmalarda genellikle 1 yıllık kullanım süresi tercih ediliyor ve bu dönemde ortalama yüzde 20’ye varan kilo kayıpları görülebiliyor. Ocak, sürecin bir hekim ve diyetisyen kontrolünde yürütülmesi gerektiğini; gerekli kolajen, vitamin ve protein takviyelerinin sağlanmaması halinde kas erimesi ve kemik erimesi gibi istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Hekim, haftada bir iğne yapıp başka hiçbir değişiklik yapmadan sağlıklı kilo vermenin gerçekçi olmadığını, obezitenin çok etkenli bir hastalık olduğunu ve bu nedenle kişilerin mutlaka hekim ve diyetisyen desteğiyle beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiğini hatırlattı.
düzenleme ve toplumsal boyut:
Ocak, bu ilaçların reçetesiz satışının denetlenmesi gerektiğini, normal reçeteli antibiyotiklerde olduğu gibi benzer kısıtlamaların getirilmesinin gündeme alınmasını umduklarını belirtti. Ayrıca hastaların bu tür tedavilere başlamadan önce riskler ve beklentiler hakkında bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Sonuç olarak, ikinci kuşak zayıflama iğneleri belirli durumlarda etkili olabilir; ancak estetik değişiklikler, metabolik ve organ bazlı yan etkiler nedeniyle kullanımın uzman gözetiminde, kişiye özel değerlendirme ile sınırlandırılması gerektiği vurgulanıyor.
GENEL CERRAHİ UZMANI DOÇ. DR. SÖNMEZ OCAK, REÇETESİZ DE ECZANELERDEN ALINABİLEN İKİNCİ KUŞAK ZAYIFLAMA İĞNELERİNİN CİLT ALTI YAĞ DOKUSUNU ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE ERİTMESİ SONUCUNDA YÜZ HATLARINDA BAZI İSTENMEYEN DEĞİŞİKLİKLERE NEDEN OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.