Erzurumlu annenin 48 yıllık fedakârlığı umre yolculuğuna dönüşüyor
Keziban Demir Yumruk, 48 yıldır zihinsel engelli oğlu Memet’e sabır, şefkat ve inançla bakıyor. Büyük kısmı maddi imkânsızlıklar içinde geçen bu yılların ardından, Erzurum Müftülüğü ve hayırseverlerin desteğiyle Keziban Hanım’ın en büyük hayallerinden biri gerçeğe dönüyor.
Bir annenin sessiz ama dik duruşu
Erzurum’daki mütevazı evinde yılların yorgunluğuna rağmen dimdik durduğunu söyleyen Keziban Demir Yumruk, eşini 26 yıl önce kaybettiğini ve o günden beri hem anne hem baba hem yol arkadaşı olarak oğluna baktığını belirtiyor. Kendi ifadesiyle 69 yaşında olduğunu söyleyen Keziban Hanım, oğlunun sağlık geçmişini şöyle aktarıyor: "Memet’i 5 yaşında akşam yatırdık, sabah bayıldı. Doktora götürdük, belinden su alınması gerektiğini söylediler. Eşim o sırada hayattaydı; çocuk ölür diye hastaneden alıp eve getirdik. Şimdi bu halde."
Sabırla, inançla, sevgiyle ördü ömrünü
Acısına yenilmeyen Keziban Hanım, oğluna umut olmayı seçmiş. "Ben onsuz yaşayamam, Memet benim her şeyim. Canım, yoldaşım, arkadaşım" sözleriyle bağını özetliyor. Yıllar boyunca her zorluğa karşı şükrünü dile getiren anne, oğlunun günlük bakımını üstlenmiş: gece ağladığında dışarı çıkartmaktan, banyo yaptırıp rahatlatmaya kadar tüm ihtiyaçlarında yanında oluyor. Eşinin hayattayken yardımcı olduğunu, vefatından sonra yükün tamamen üstüne kaldığını anlatıyor ve "Asla şikayetçi olmadım, olmam. O benim evladım, her şeyim" diyor.
Hayallerin gerçekleşmesi: Kutsal yolculuk
Erzurum Müftüsü Yaşar Çapçı, Müftü Yardımcısı Özlem Gülbe ile TDV İl Sorumlusu Kadriye Bilici ve hayırseverlerin girişimleriyle Keziban Demir Yumruk’un bir hayali gerçeğe dönüşüyor. Yarım asırlık sabrın ödülü olan bu kutsal yolculuğun, dayanışma ve gönüllü desteğiyle hayat bulduğu vurgulanıyor. Keziban Hanım, duygularını "Şimdi hayallerimden birisi gerçek olacak inşallah. Müftülükten de, devletimizden de, milletimizden de sebep olanlardan Allah razı olsun" sözleriyle ifade ediyor.
Anne Keziban’ın üç büyük hayali bulunuyor: Çanakkale’de şehitlerin başında ağlamak, Mescid-i Aksa’da namaz kılmak ve umreye gitmek. Şimdilik umre yolculuğu için uğurlanıyor oluşu, toplum dayanışmasının somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Keziban Demir Yumruk, son olarak "Nerede nasip olacak, ben nasıl giderim umreye" diye düşündüğünü, şimdi ise hayaline kavuştuğu için çok mutlu olduğunu ve "Rabbim herkese nasip etsin" temennisinde bulunduğunu dile getiriyor.
Bu hikâye, uzun süreli bakım yükünü üstlenen ailelerin sesi ve toplumun dayanışma gücünün bir yansıması olarak yerel dayanışmanın önemini vurguluyor.
KEZİBAN DEMİR YUMRUK, 48 YILDIR ENGELLİ OĞLU MEMET’E SABIRLA, ŞEFKATLE, İNANÇLA VE SEVGİYLE BAKIYOR. VEFAKAR VE FEDAKAR ANNENİN ÜÇ HAYALİ VAR. ÇANAKKALE’DE ŞEHİTLERİN BAŞINDA DUA ETMEK VE AĞLAMAK, MESCİD-İ AKSA’DA NAMAZ KILMAK VE UMREYE GİTMEK. ŞİMDİ ERZURUM MÜFTÜLÜĞÜ’NÜN VE HAYIRSEVER İNSANLARIN DESTEĞİ UMRE HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞÜYOR.