erken tanı tedavi seçeneklerini genişletiyor
Liv Hospital Vadi İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş, mide kanserinin erken dönemde belirgin belirtiler vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekiyor. Bektaş, uzun süren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek erken tanının hastaya sunulan tedavi yelpazesini genişlettiğini ve hastalığın seyrini değiştirebildiğini söylüyor.
risk faktörleri ve korunma yolları:
Prof. Dr. Bektaş, aile öyküsünün, Helicobacter pylori enfeksiyonunun ve beslenme alışkanlıklarının mide kanseri riskini artırabileceğini ifade ediyor. Helicobacter pylori enfeksiyonunun tespit edilmesi ve tedavi edilmesi önem taşıyor; ayrıca sigaradan uzak durmak, aşırı tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaları sınırlamak ile sebze ve meyveden zengin, dengeli beslenmenin riski azaltmaya yardımcı olabileceği vurgulanıyor.
aile öyküsü olanların izlemi:
Ailede özellikle birinci derece yakınlarda mide kanseri öyküsü bulunması riskin arttığına işaret ediyor. Bunun hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmediğini fakat bu kişilerin risk değerlendirmesinin, Helicobacter pylori açısından incelenmesinin ve gerekirse genetik danışmanlık almasının faydalı olacağını belirtiyor. Gastroskopi ve takip aralıklarının kişinin risk profiline göre planlanması gerektiğinin altını çiziyor.
hangi belirtiler önemsenmeli:
Bektaş, mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirgin şikâyetlere neden olmadığını fakat aşağıdaki yakınmaların önemsenmesi gerektiğini söylüyor: uzun süren mide ağrısı, hazımsızlık, erken doyma, iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, bulantı-kusma, yutma güçlüğü, kansızlık ve dışkının siyah renk alması. Bu belirtiler farklı nedenlerle ortaya çıkabilse de süreklilik veya kötüleşme varsa hekim değerlendirmesi gerekiyor.
tanı yöntemleri ve erken tedavi seçenekleri:
Mide kanserinin tanısında gastroskopi temel yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor; endoskopi sırasında mide iç yüzeyi doğrudan inceleniyor ve şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme ile kesin tanı konuluyor. Tanı sonrası hastalığın evresini belirlemek için bilgisayarlı tomografi, endoskopik ultrason ve gerekliyse PET/BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Erken evrede tespit edilen küçük ve yüzeyel tümörler uygun kriterleri sağladığında cerrahiye gerek kalmadan endoskopik yöntemlerle çıkarılabiliyor, bu da erken tanının sunduğu önemli bir avantajdır.
cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerin rolü:
Tedavi planı tümörün evresine, mide içindeki yerleşimine ve başka organlara yayılımına göre şekilleniyor. Bazı hastalarda ameliyattan önce kemoterapi ile tümör küçültülmeye çalışılırken bazı erken evre tümörler endoskopik yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Tam çıkarılabilir hastalıklarda cerrahi halen önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor, ancak tedavi kararının multidisipliner bir ekip tarafından kişiye özel oluşturulması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Uygun hastalarda ameliyatların laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılmasının daha az ağrı, daha az kan kaybı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabileceği belirtiliyor. Robotik cerrahi cerraha büyütülmüş üç boyutlu görüntü ve hassas hareket kabiliyeti sunuyor. Ancak Bektaş, en önemli ölçütün kanser cerrahisinin gerekliliklerinin korunması olduğunu, yöntem seçiminin bunun üzerinden yapılması gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak Prof. Dr. Hasan Bektaş, mide kanseri için erken tanının tedavi seçeneklerini genişlettiğini, risk faktörlerinin ve belirtilerin bilinmesinin, Helicobacter pylori taraması ve aile öyküsü olanların düzenli takibinin hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor.
LİV HOSPİTAL VADİ İSTANBUL GENEL CERRAHİ UZMANI PROF. DR. HASAN BEKTAŞ