Erdoğan Milli Güvenlik Konferansları’nın açılışında güvenlik önceliğini vurguladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, konferansların Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını belirtti. Konferansların devletin stratejik hafızasını güçlendireceğini, kurumlar arası koordinasyonu pekiştireceğini ve yeni tehditleri doğru okuyacak kadroların yetişmesine zemin hazırlayacağını ifade etti.
Milli Güvenlik Kurulu’nda reform ve hedefler
Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu’nun görev, yapı ve işleyişinde yapılan değişikliklerin, kurul ve genel sekreterliğin asli misyonlarını daha etkin ve demokratik standartlarda yerine getirmesini sağlayacağını söyledi. Yasal ve anayasal düzenlemeler sayesinde genel sekreterliğin daha önce üzerinde olan bazı idari görevlerden kurtulduğunu ve böylece asli görevlerine odaklanabileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin devlet idaresine kattığı avantajlarla Türkiye’nin gücüne güç katılacağına dair taahhüdünü yineledi.
Tarihsel perspektif ve bağımsız güvenlik anlayışı
Konuşmasında Türkiye’nin tarihî coğrafi ve devlet geleneğine değinen Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı forsu ile temsil edilen 16 devletin 2 bin 200 yılı aşkın bir mazisi olduğunu hatırlattı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kesintisiz devlet geleneği çerçevesinde, vatanın bekası ve devlet güvenliğinin kendi gücüyle sağlanmasının esas alındığını belirtti. Erdoğan, bu anlayışla Milli Mücadele’nin yürütüldüğünü, Cumhuriyet’in kurulduğunu, demokrasinin saldırılara karşı korunduğunu ve kırk yılı aşkın terörle mücadelenin sürdürüldüğünü ifade etti.
Sınır ötesi harekatlar ve yeni güvenlik paradigması
Erdoğan, Irak ve Suriye harekatlarının Türkiye’nin güvenlik paradigmalarında bir dönüm noktası olduğunu; bu harekatlarla ülkenin bağımsız hareket edebilme kabiliyetinin, özgüveninin ve bölgesel etkinliğinin güçlendiğini söyledi. Sınır ötesi operasyonların Türkiye’nin bağımsızlığını teyit eden bir rol üstlendiğini ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinin benimsendiğini kaydetti.
"Terörsüz Türkiye süreci bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır." Erdoğan bu vizyonun iç güvenliği güçlendirmenin yanı sıra ülkeye yeni fırsatlar açacağını belirtti.
Güçlü olma zorunluluğu ve bölgesel sorumluluk
Erdoğan, Türkiye’nin güçlü olmak dışında bir seçeneğinin bulunmadığını belirterek, güvenliğin millet için ihtiyaçlar hiyerarisinde ilk sırada olduğunu vurguladı. Gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar şeklindeki ifadesiyle, güvenlik tedbirlerinin sürekliliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin sadece kendi bekası için değil, dost ve kardeşlerinin huzur ve istikrarı için de güçlü olması gerektiğini ekledi.
Teknoloji, veri güvenliği ve yapay zekâ
Cumhurbaşkanı, modern güvenlik anlayışının kapsamının genişlediğini; enerji altyapılarına, lojistiğe, bankacılık sistemine yönelik saldırıların ve dezenformasyonun milli güvenliğin konusu hâline geldiğini anlattı. Savaş sahasında yazılım ve donanımın belirleyici hale geldiğini, bu yüzden yerli ve milli teknolojilerin milli güvenliğin ayrılmaz parçası olduğunu söyledi. Veri altyapısının güvenliğinin ekonomik istikrar, savunma kapasitesi ve bireysel mahremiyet açısından önemine işaret etti.
Yapay zekânın karar alma süreçlerini hızlandırabileceğini ancak aynı zamanda dezenformasyon ve demokratik süreçler açısından riskler taşıdığını belirterek, yapay zekâyı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almanın zorunlu olduğunu vurguladı.
Savunma sanayi, kurumlar arası eşgüdüm ve toplumsal dayanışma
Erdoğan, Türkiye’nin savaşlardan aldığı derslerle savunma sanayisini güçlendirdiğini, dışa bağımlılığı azalttığını ve güvenlik kurumları arasındaki eşgüdümü artırdığını aktardı. Devletin içindeki FETÖ benzeri yapılanmaların tasfiyesiyle içeriden gelen risklerin azaltıldığını, demokratik reformlarla özgürlük ve güvenlik dengesi kurulduğunu söyledi.
Ayrıca enerji arz güvenliği, sağlık altyapısının modernizasyonu ve afetle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi gibi alanlara yapılan atıflarla, ülkenin krizlere karşı dayanıklılığının artırıldığına dikkat çekti. Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda bu kapasitenin içeride ve dışarıda tahkim edileceğini ifade etti.
Toplumsal zemin ve devlet-millet ilişkisi
Konuşmasının sonunda Erdoğan, ordunun, istihbaratın, emniyetin, jandarmanın ve savunma sanayinin yüksek hazırlık seviyesinde olmasının önemine vurgu yaptı; ancak asıl gücün milletin birlik, tarih ve kader bilinci, aile kurumu, eğitimli ve ahlaklı gençlik ile ezan ve bayrak gibi semboller olduğunu söyledi. Milli birlik ve dirliğin sürdürülmesi temennisinde bulundu.
Konuşma sonrasında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş, Erdoğan’a Abdülhak Molla'ya ait 'Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah' sözünün yazılı olduğu tabloyu hediye etti.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİNDE DÜZENLENEN MİLLİ GÜVENLİK KONFERANSLARI AÇILIŞ TÖRENİ’NE KATILDI.