Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'siyasal casusluk' davası: savunmalar ve ara karar
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talebiyle açılan davanın görülmesine devam edildi. Duruşma İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü duruşma salonunda yapıldı.
Duruşmada tutuklu sanıklar Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Hüseyin Gün ile Necati Özkan ve tarafların avukatları hazır bulundu. CHP Meclis Grup Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Selim İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer ile çok sayıda partili ve milletvekili duruşmada yer aldı.
Kovuşturma ve savcının talebi
Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıklara yöneltilen suç isnadına ilişkin somut delillerin bulunduğu ve tutukluluk sürelerinin ölçülü olduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamını talep etti.
Savunmalar
Merdan Yanardağ savunmasında iddianameyi siyasal nitelikte olmakla eleştirdi. Yanardağ, iddianamenin temel yurttaşlık haklarını suç saydığını belirtip, şunları kaydetti: ‘Ekrem İmamoğlu’nu seçimlerde desteklemiş olmak ne zamandan beri suç? Oy kullanmak ne zamandan beri suç? Ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak, bütün siyasal partilerin casusluk örgütü olarak yargılanması gerekiyor bu mantığa göre. Bu utanç davasının ve ayıbın bir an önce sonlandırılmasını talep ediyorum. Böyle bir mahkemeden avukatlarımız isteyecektir, ancak ve ancak hukuka ve adalete bağlı kalmalarını talep ediyorum, başka bir talebim yok.’
Necati Özkan 16 aydır tutuklu olduğunu belirterek davanın amacının muhalefeti zayıflatmak olduğunu savundu. Özkan, iddiaların somut delilden yoksun olduğunu ifade ederek, ‘Bu davanın hiçbir yerinde, devletin güvenliği için gizli kalması gereken bilgi yoktur’ dedi ve olay kurgularına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Özkan ayrıca haber ve iddiaların yalan olduğunun ortaya çıktığını, Hüseyin Gün'ün cep telefonunda iddia edilen bağlantıyı dayandıran tek görüntünün kullanıldığını söyledi.
Ekrem İmamoğlu ara oturum sonrası yaptığı savunmada geçmiş bir diploma davasına atıf yaparak bugünkü yargılamaları 'hukuk cinayeti' olarak nitelendirdi: ‘Ben de hukuksuzluk kurşunlarından kendimi korumaya çalışıyorum. Burada absürt davalar görülüyor. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine de ağır bir haksızlıktır.’ İmamoğlu ayrıca Hüseyin Gün'ün kısa ziyareti ve iddianamedeki ilişkilerin tek yanlı olduğunu belirtti.
Hüseyin Gün ise casusluk iddialarını reddetti: ‘Ben casus değilim, casusluk faaliyetinde bulunmadım. Aksine yurt içinde ve yurt dışında ülkem için çalıştım. Seçimleri manipüle ettiğime dair iddialar mesnetsizdir. Devlete ait bazı bilgileri devletten verilen görev kapsamında edindim. İş günlüklerimde suç teşkil eden bir husus bulunmamaktadır. Ben kimin casusuyum öğrenmek istiyorum.’
Ara karar
Mahkeme heyeti, ara kararında sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi ve dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 29 Eylül tarihine erteledi.
‘Siyasal casusluk' davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu: "Hukuksuzluk kurşunlarından kendimi korumaya çalışıyorum"