Ekmek derdinden doğan sanat: Adana'da 20 yıldır el dokumasını sürdüren usta

Adana'da 50 yaşındaki Ömer Erikli, 20 yıldır el dokuması tezgâhında namazlık üretiyor; geliri az olduğu için mesleğini oğluna aktaramıyor.

Yayın Tarihi: 11.09.2026 10:32
Güncelleme Tarihi: 11.09.2026 10:32

Ekmek derdinden doğan sanat: Adana'da 20 yıldır el dokumasını sürdüren usta

Adana'da 20 yıllık el dokuma mücadelesi:

Adana Seyhan ilçesi Yenibey Mahallesi'nde 50 yaşındaki Ömer Erikli, el emeğiyle yaptığı dokuma sanatıyla namazlık üretiyor. Yaklaşık 20 yıldır sürdürdüğü bu işi, başlangıçta 'ekmek parası' kaygısıyla öğrenmiş; günümüzde ise hem fiziki yorgunluğa hem de ekonomik zorluğa rağmen mesleği ayakta tutmaya çalışıyor.

tezgâhla tanışması ve öğrenme süreci:

Erikli, sanatla tanışmasını ve öğrenme sürecini şöyle anlatıyor: 'Ben daha önce mezbahada çalışıyordum. Oradan çıkınca boş kaldım. Bu dokuma tezgahını bir arkadaşın orada gördüm. Neler kullandığına, ne yaptığına ve nasıl tahtalar gerektiğine baktım. Ben de gidip aynısını aldım, buraya getirip kurdum. Yavaş yavaş kendi çabamla öğrendim bana kimse öğretmedi.' Kendi çabıyla edindiği beceriyle Erikli, bu meslek sayesinde üç çocuğunu büyüttüğünü vurguluyor.

üretim süreci ve zorluklar:

Erikli, üretimi çoğunlukla ev hanımlarının söktüğü ipliklerden yaptığını, bu iplikleri tezgahta işleyerek namazlığa çevirdiğini söylüyor. Üretim eforunu 'Ayaklarımızı ve kollarımızı sürekli oynatıyoruz; yani öyle kolay bir şey değil, oldukça zor.' sözleriyle özetliyor. Ürettiği miktar sınırlı: günde üç tane namazlık üreten Erikli, bir namazlığı 1,5-2 saatte tamamladığını belirtiyor. Maliyetin düşük olması nedeniyle çırağa ayıracak bütçesinin de bulunmadığını ekliyor: 'Zaten maliyeti kurtarmadığı için çırağa gerek yok. Çırak olsa benim yevmiyem bile zor çıkar.'

Uzun yılların getirdiği hakimiyet nedeniyle Erikli, 'Artık o kadar alışmışım ki istesem gözümü kapatıp yine dokurum' diyor; ancak fiziksel emek ve düşük gelir, mesleğin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

mesleğin geleceği ve kültürel değer:

Zanaatın ekonomik getirisinin azalması yüzünden Erikli, bildiği mesleği oğluna öğretmiyor: 'Kazancı kurtarmadığı ve geliri olmadığı için oğluma da öğretmiyorum.' Hatta kendi ifadelerine göre 'şu an Adana'da bu el dokuması mesleğini yapan sadece bir kişi kaldı.' Bu durum, el dokumasının hızla unutulma riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Erikli, mesleğin manevi boyutuna da vurgu yapıyor: 'Bunu yapmamız insanlarımızın namaz kılması açısından çok hayırlı bir şeydir. Biz de milletimiz namaz kılsın diye yapıyoruz. Böylece bizim de bir hayrımız dokunuyor.'

Sonuç olarak, Erikli'nin hikâyesi hem bireysel bir direnişi hem de yerel bir geleneğin ekonomik baskılar altında ne denli savunmasız kaldığını gösteriyor. Usta, işini bıraktığında mesleğin 'tamamen yok olacağı' kaygısını dile getiriyor ve bu zanaatın yaşatılmasının hem kültürel hem de toplumsal bir önemi olduğunu vurguluyor.

Ekmek parası çıksın diye başladığı işi 20 yıldır sürdürüyor

Ekmek parası çıksın diye başladığı işi 20 yıldır sürdürüyor

Yazar
EDİTÖR

Mustafa Şahin

Adım Mustafa Şahin, 33 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. aksiyon.com.tr'de Gündem editörüyüm, uzmanlık alanım güvenlik ve savunma politikaları. Ciddi ve disiplinli biriyim. Okuyucularımıza derinlemesine analizler ve özel dosyalar hazırlamayı seviyorum.