Düzce kabağının ünü köyden dünyaya çıktı
İhsaniye köyünde çiftçilik yapan Remzi Yalçın, yörede yetişen kabağın aroması ve uzun ömürlü olması nedeniyle yoğun ilgi gördüğünü aktarıyor. Yalçın'a göre ürün sadece Türkiye içinde değil, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelere de gönderiliyor; gurbetçiler dönüş yolunda bagajlarına alabildikleri kadar kabak koymaya çalışıyor.
Yöresel lezzet ulaşım yollarını değiştiriyor:
Yalçın, Düzce kabağının öyle bir ün kazandığını söylüyor ki bazı tüketiciler 'Düzce kabağını almak için otobandan çıktık' diyor. Her bölgenin kendine özgü ürünleri olduğunu vurgulayan Yalçın, Düzce'nin özellikle kabak ve karpuzuyla tanındığını belirtiyor. İstanbul'da bazı satıcıların meşhur adı kullanarak kendi ürünlerini 'Düzce kabağı' etiketiyle sunduğunu da ifade ediyor.
Dayanıklılık, çeşit ve saklama koşulları:
Yörede yüksek rutubet olmasına rağmen kabakların dayanıklı çıktığını söyleyen Yalçın, aromanın da öne çıktığını belirtiyor. Doğru koşullarda saklanan ürünün aylarca dayanabildiğini aktaran Yalçın'a göre, Ocak-Şubat, hatta Mart ayına kadar kullanılabilen kabak çeşitleri bulunuyor. Bal kabağı olarak adlandırılan beyaz kabak ile Afyon kabağı ve yöresel kestane kabağı gibi türler arasında farklı dokular ve tatlar mevcut.
Yalçın ayrıca ata tohumlarından yetiştirilen kabakların bulunduğunu ve muskat kabağının farklı şekillerde değerlendirildiğini belirtiyor. Muskat kabakları marmelat, reçel ve çorba yapımında kullanılabiliyor; bölgedeki üretim hem tatlı hem de yemek olarak değerlendiriliyor. Bu çeşitlilik, Düzce kabağının yalnızca taze tüketim değil, işlenmiş ürün talebi de yarattığını gösteriyor.
Çiftçilerin aktardıkları, Düzce kabağının hem lezzeti hem de dayanıklılığı sayesinde yerel tüketimin ötesine geçtiğini ve Türkiye içindeki talebin yanı sıra Avrupa pazarlarına ulaşan bir itibar kazandığını ortaya koyuyor. Bu durum, hem yöresel tarım bilincinin hem de tüketicinin bölgesel ürünlere ilgisinin arttığını işaret ediyor.
DÜZCE’NİN İHSANİYE KÖYÜNDE ÇİFTÇİLİK YAPAN REMZİ YALÇIN