Kolorektal kanser vakalarında küresel ve ülke ölçeğinde önemli rakamlar
Uzmanlar, dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon ve Türkiye'de yılda yaklaşık 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirtiyor. Bu veriler, hastalığın en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu doğruluyor ve erken tanı ile müdahalenin önemini ortaya koyuyor.
Kolorektal kanser genellikle 50 yaş üstü bireylerde daha sık görülse de, son yıllarda 50 yaş altındaki genç erişkinlerde de vaka artışı kaydedildi. Türkiye'de özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor.
Hastalığın doğası ve temel risk faktörleri
Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolorektal kanserin kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle başladığını; çoğunlukla poliplerin zaman içinde kansere dönüşmesiyle ilerlediğini belirtiyor. Prof. Dr. Gürkan, kesin nedenin tam bilinmediğini ancak risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve inflamatuar bağırsak hastalıklarının yer aldığını ifade etti.
Belirtiler ve erken başvurunun önemi
Prof. Dr. Gürkan, kolorektal kanserin erken evrede belirti vermeyebileceğini; buna karşın dikkat çekici belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden doktora başvurulmasının tedavi başarısını artırdığını vurguluyor. En sık bildirilen belirtiler arasında dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkıda incelme), karın ağrısı veya kramplar, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik bulunuyor.
Korunma, yaşam tarzı ve tarama önerileri
Prof. Dr. Alihan Gürkan'a göre kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Öne çıkan öneriler şunlar:
Beslenme: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet; kırmızı et ve işlenmiş et tüketiminin sınırlanması; lifli gıdaların tercih edilmesi.
Alışkanlıklar: Sigara ve alkol kullanımının bırakılması veya azaltılması; su tüketiminin artırılması ve kabızlıktan kaçınılması.
Kilo ve fiziksel aktivite: İdeal kilonun korunması; haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz önerisi; her gün 30 dakika yürüyüşün bile fayda sağladığı hatırlatılıyor.
Tarama: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yapılması; erken evrede polip tespitinin kanser önleyici etkisi nedeniyle taramanın önemi vurgulanıyor. Aile öyküsü varsa taramaya daha erken başlanması gerektiği bildirildi.
Uzmanlar ayrıca, bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle kolorektal kanser riskinin %30-50 oranında azaltılabileceğini ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranının %90'ın üzerine çıkabildiğini hatırlatıyor.
Sonuç olarak, kolorektal kanser hem küresel hem de ulusal düzeyde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Erken teşhis, düzenli tarama ve yaşam tarzı düzenlemeleri, hastalığın yükünü azaltmada belirleyici rol oynuyor.
PROF. DR. ALİHAN GÜRKAN