lise geçişi bir yeniden yapılanma sürecidir
LGS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte birçok öğrenci dört yıllık lise yaşamına hazırlanıyor. Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, ergenlik dönemi, yeni arkadaş çevresi ve değişen okul kültürünün bu süreci belirgin biçimde etkilediğini vurguluyor. Aladağ, lise hayatının hem akademik hem de sosyal açıdan doğru planlanması gerektiğini; özellikle 9. ve 10. sınıf yıllarının ihmale gelmeyeceğini belirtiyor.
neden "yatış yılı" yaklaşımı yanlış:
Öğrenciler arasında sıkça benimsenen ve zararsız görülen "9. ve 10. sınıfı rahat geçirme" eğilimi, Aladağ’a göre uzun vadede başarısızlığa yol açabiliyor. Uzman, "Burada en önemli süreç, öğrencilerin fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik yapılarının değişmesi" diyerek gençlerin artık farklı bir kimlik arayışına girdiğini ifade ediyor. Bu dönemde okul aidiyeti ve öğretmenlerin sahiplenme düzeyi azalırken, gençler kendi arkadaş çevrelerini oluşturma eğilimi gösteriyor; bu değişim, çalışma disiplini bozulduğunda akademik gerilemeye neden olabiliyor.
Aladağ, üniversite sınav yapısına işaret ederek sınavların içerik dağılımının önemine dikkat çekiyor: "TYT’nin 9. ve 10. sınıf konularını, AYT’nin ise ağırlıklı olarak 11. ve 12. sınıf konularını kapsadığını görüyoruz." Bu nedenle 9. sınıftan itibaren düzenli bir çalışma ritmi kurmanın sınav başarısı açısından kritik olduğunu söylüyor.
ailelerin rolü ve öneriler:
Uzman, ergenlikle beraber gelen özgürlük arayışının kontrolsüz bırakılmasının başarıyı zayıflatabileceğini belirtiyor ve ailelere şu yaklaşımı öneriyor: "Kısıtlamadan ancak kontrollü bir şekilde öğrencilerini hayata hazırlamaları gerekiyor." Bu, öğrencinin bağımsızlık kazanmasını desteklerken akademik disiplinin korunmasını hedefliyor.
Aladağ, gençlerin sosyal ve kültürel faaliyetlerle kendilerini geliştirmelerinin önemine de vurgu yapıyor. Sadece akademik başarıya odaklanmanın yanı sıra kişisel gelişim için kulüp, sanat ve spor aktivitelerine katılımın teşvik edilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Kesin uyarılar arasında ise ekran kullanımına dair net bir çağrı bulunuyor: "Kesinlikle ekranlardan uzak durmaları, tablet, bilgisayar ve sosyal medya tuzağına düşmemeleri gerekiyor." Aladağ, bu tuzağa kapılan gençlerin ilerleyen yıllarda gelişimlerinin engellendiğini ve hayata geri başladıklarını gözlemlediklerini belirtiyor.
Sonuç olarak, lise ilk yılları "yatış yılı" olarak görülmemeli; 9. sınıftan itibaren dengeli bir çalışma programı, sosyal gelişime fırsatlar ve aile desteğiyle birleştiğinde öğrenciler hem akademik hem de kişisel açıdan sağlam bir temel oluşturabilir.
Özcan Aladağ tarafından aktarılan yaklaşım, öğrencilerin lise yıllarını verimli geçirmeleri için disiplin, kontrolsüz özgürlükten kaçınma ve ekran kullanımına dikkat etme üçlüsünü ön plana çıkarıyor.
Lise hayatında ‘yatış yılı' tuzağına düşmeyin