Doç. Dr. Mustafa Seçkin: Beyin küçülmesi ve bilişsel rezervin önemi
Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığını belirterek Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin bilişsel rezervi artırmak olduğunu söyledi. Seçkin, bilişsel rezervin çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle güçlendirilebileceğini vurguladı.
Davranış nörolojisi ve yaşlanmanın bilişsel etkileri
Doç. Dr. Seçkin, davranış nörolojisinin beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama ve karar verme gibi işlevler üzerindeki etkilerini incelediğini belirtti. Ayrıca kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozukluklarının da bu alanın kapsamına girdiğini söyledi. Yeni ortaya çıkan davranışsal değişimlerin özellikle yaşlı bireylerde dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Uzayan yaşam süresi ve kalite sorunu
Seçkin, tıptaki ilerlemelerle 90-100 yaşının artık olağan hale geldiğini, hatta bazı hedeflerin 150 yaşa kadar uzandığını ifade etti. Ancak yaşam süresindeki artışın yaşam kalitesine aynı oranda yansımadığına işaret ederek bunun başlıca nedenlerinden birinin Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklar olduğunu söyledi.
Alzheimer: sinsi başlangıç ve erken tanının önemi
Alzheimer hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini ve bu sürecin yaklaşık 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş ilerlediğini belirten Seçkin, ileri evrede hasarın geri döndürülemediğini, bu nedenle erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer anlamına gelmediğini, beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin benzer belirtilere yol açabileceğini hatırlattı.
60’lı yaşlar: bilişsel kapasitenin zirvesi
Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlamasının yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından sonra daha belirgin hale getirdiğini söyledi. Bununla birlikte 60’lı yaşların sinaptik yoğunluğun en yüksek olduğu dönem olduğunu; bu sinaptik bağlantı yoğunluğunun artan bir bilişsel rezerv sağlayarak muhakeme gücünü artırdığını belirtti. Bu dönemde hafif unutkanlığın eşlik edebileceğini ancak bilgelik ve güçlü muhakemenin öne çıktığını ifade etti.
Koruyucu ve risk artırıcı faktörler
Seçkin, bilişsel rezervi artıran unsurlar arasında sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, düzenli spor yapmak, iyi beslenmek ve kaliteli uyumak olduğunu sıraladı. Öte yandan sedanter yaşam, kötü uyku, kötü beslenme, alkol ve sigara kullanımı, yoğun stres, hava kirliliği ve tarım zehirleri gibi çevresel toksinlerin bilişsel rezervi azalttığını söyledi. Genetik yatkınlığın önemli bir risk faktörü olduğunu; hareketsizlik, sosyal izolasyon, düşük eğitim düzeyi, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de Alzheimer riskini artırdığını ekledi.
Diğer demans türleri
Alzheimer’dan sonra demansa en sık yol açan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson’a benzer yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğu gibi bulgular gösterebildiğini söyledi. 65 yaşın altında daha sık görülen tipin ise frontotemporal demans olduğunu ve bu grupta kişilik ile davranış değişikliklerinin öne çıktığını kaydetti.
Egzersiz, tedavi ve umut vadeden yaklaşımlar
Fiziksel egzersizin beyin sağlığına katkısına dikkat çeken Seçkin, kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanmasının Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatmada en etkili yöntemlerden biri olduğunu, egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküllerin beyin onarımına katkı sağladığını söyledi. Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların patolojiyi hedeflediğini ve genetik tedaviler konusunda umut verici gelişmelerin sürdüğünü belirtti.
Özetle, Doç. Dr. Mustafa Seçkin’e göre beyin 30’lu yaşlarda küçülmeye başlasa da bilişsel rezervin güçlendirilmesi, erken tanı ve uygun yaşam tarzı ile Alzheimer ve diğer demanslara karşı korunma mümkündür.
ACIBADEM KENT HASTANESİ NÖROLOJİ UZMANI DOÇ. DR. MUSTAFA SEÇKİN