Ders çalışmak istemeyen davranışlar başarı kaygısının habercisi olabilir

Yeni eğitim yılı öncesi uzmanlar, ders çalışmamanın tembellik olmadığını; sınav kaygısı ve odaklanma sorunlarının işareti olabileceğini söylüyor.

Yayın Tarihi: 11.09.2026 09:25
Güncelleme Tarihi: 11.09.2026 09:25

Ders çalışmak istemeyen davranışlar başarı kaygısının habercisi olabilir

Ders çalışmak zorlaşırken davranışları yalnızca isteksizlikle açıklamamak gerekiyor

Yeni eğitim öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde sınav kaygısı, motivasyon kaybı ve odaklanma güçlüğü gibi sorunlar öne çıkıyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Klinik Psikoloğu Cansu Kaya, ders çalışmakta zorlanan çocukların davranışlarının tek başına tembellik veya isteksizlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Akademik beklentilerin yükseldiği dönemlerde ortaya çıkan tepkinin, çocuğun yaşadığı psikolojik güçlüklerin bir yansıması olabileceğine dikkat çekiyor.

kaygının düşünce dünyasına etkisi:

Sınav kaygısı olan öğrencilerde sık görülen düşünceler arasında "ya başarısız olursam", aileyi hayal kırıklığına uğratma endişesi veya "yeterince iyi değilim" inancı bulunur. Bu tür düşünceler, öğrencinin gerçek potansiyelini ortaya koymasını zorlaştırır. Cansu Kaya, kaygıyla başa çıkabilmek için öncelikle bu düşüncelerin ve kaygının altında yatan nedenlerin anlaşılması gerektiğini vurguluyor. Psikolojik destek sürecinde öğrencinin kaygılandıran düşüncelerini fark etmesi, bu düşüncelerle daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmesi ve sınav sürecine yalnızca sonuç odaklı değil gelişim odaklı yaklaşmasının desteklenebileceğini ifade ediyor.

odaklanma sorunlarının arka planı:

Dikkatini toplamakta zorlanan bir çocuğu yalnızca daha fazla ders çalışmaya zorlamak her zaman sorunu çözmez. Kaya, uyku düzeni, yoğun stres, ekran kullanımı, motivasyon kaybı, öğrenme güçlükleri ve duygusal sorunların dikkat becerilerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Bu nedenle çocuğun yaşadığı güçlüğün kaynağını doğru anlamak büyük önem taşıyor.

Klinik değerlendirme sürecinde çocuğun dikkat ve odaklanma becerileri; gelişimsel öyküsü, aile ve okul gözlemleri, akademik performansı ve gerekli görülen psikolojik değerlendirme araçlarıyla birlikte ele alınıyor. Amaç sadece bir sorun tespit etmek değil; çocuğun güçlü yönlerini ve desteklenmesi gereken alanlarını bütüncül şekilde değerlendirmek ve uygun yönlendirmeyi planlamak.

ebeveynlerin rolü ve pratik yaklaşım:

Ebeveynlere düşen önemli görevlerden biri, yalnızca akademik sonuca odaklanmak yerine çocuğun gösterdiği çabaya ve duygusal ihtiyaçlarına alan açmak. Kıyaslama, sürekli eleştiri veya yalnızca notlara odaklanma kaygıyı artırabilir. Bunun yerine çocuğu dinlemek, zorlandığı noktaları anlamaya çalışmak ve güvenli bir iletişim alanı oluşturmak daha destekleyici bir yaklaşım sunar. Bazen çocukların daha fazla ders çalışmaktan ziyade anlaşılmaya, dinlenmeye ve doğru psikolojik desteğe ihtiyacı olabilir.

Cansu Kaya, yeni eğitim öğretim yılında hedefin yalnızca akademik başarı odaklı olmaması gerektiğini; kendine güvenen, duygularını tanıyabilen, kaygısıyla baş edebilen ve potansiyelini doğru kullanabilen çocuklar yetiştirmenin en az akademik başarı kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ebeveyn, öğretmen ve uzman iş birliğiyle yapılacak erken değerlendirme ve destek, çocukların hem öğrenme süreçlerine hem de duygusal gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır.

KLİNİK PSİKOLOG CANSU KAYA

KLİNİK PSİKOLOG CANSU KAYA

Yazar
EDİTÖR

Hüseyin Aydın

Ben Hüseyin Aydın, 34 yaşındayım, İstanbul'dayım. aksiyon.com.tr'nin Gündem ekibinde adliye ve hukuk muhabiriyim. Karmaşık dava dosyalarını alıp, herkesin anlayacağı şekilde sadeleştirmek benim işim. Detaylara çok önem veririm, titiz çalışırım.