Büyük Taarruz'un hazırlığı:
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Resul Yavuz, 30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle Büyük Taarruz sürecini değerlendirdi. Yavuz, Sakarya Meydan Muharebesi sonrası yürütülen titiz lojistik, askerî ve diplomatik hazırlıkların zafere giden yolu açtığını vurguladı. Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejik öngörüsü ile Anadolu insanının fedakârlığının birleştiğini ifade etti.
Yavuz, Eskişehir-Kütahya muharebeleriyle mukayese ederek 1921 sonrasındaki dönüşüme dikkat çekti: Haziran’daki çatışmalarda Türk ordusunun sınırlı imkânlarla karşılaştığı, fakat bir yıl içinde 220 bin kişilik bir ordunun sahaya sürüldüğü belirtildi. Bu sayının, sahadaki dengenin değişmesinde belirleyici olduğuna işaret etti.
26 Ağustos harekâtı ve sahadaki üstünlük:
Diplomatik temasların sonuç vermemesi sonrası taarruzun kaçınılmaz hale geldiğini anlatan Yavuz, harekâtın 26 Ağustos saat 05.30'te Afyon'un güneyinden başlatıldığını aktardı. Yavuz, Yunan 1. Ordu Komutanı Trikopis'in Türklerin yalnızca sınırlı bir kuvvetle saldıracağını düşündüğünü, ancak sahada gizlice daha fazla tümen kaydırıldığını söyledi.
Bu sürprizda Yavuz'un ifadesiyle Trikopis ve birlikleri "dalga beklerken tsunamiyle karşılaştı"; taarruz kısa sürede sonuç verdi. Yunan savunma hatlarının sağlamlığına dair yabancı gözlemcilerin değerlendirmelerinin aksine, Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordusunun birlik ve disiplinle ilerlediği vurgulandı.
Savunma hatlarının çöküşü ve diplomasi:
Yavuz, İngiliz Albay Nairne ve Yunan komutan Hacıanestis'in cepheyi incelediği dönemde yabancı raporların Türk ordusunun hatları aşamayacağı yönünde olduğunu belirtti. Buna rağmen, Yavuz şu noktayı öne çıkardı: onların "6 ayda aşamaz" dediği hatlar Türk ordusu tarafından bir günde aşıldı ve Afyon 27 Ağustos saat 17.00'de düştü.
Bu askeri başarı, diplomasiyi de etkiledi. Yavuz, İstanbul ve Boğazlar çevresinde hilafet üzerinden pazarlık yapıldığı iddialarını reddetti; savaş sonrası Türk kuvvetlerinin bölgedeki baskınının, İtilaf devletlerini Mudanya Ateşkes Anlaşması'na yönlendirdiğini söyledi. İtilaf kuvvetlerinin İstanbul'daki mevcut kuvvet sayısının sınırlı, Türklerin Boğaz çevresindeki kuvvetlerinin ise çok daha üstün olduğuna dikkat çekti.
İzmir'in kurtuluşu ve sonuçları:
İzmir'in geri alınması anına da değinen Yavuz, 9 Eylül sabahı Türk ordusunun Yüzbaşı Şerafettin komutasında şehre girdiğini ve valilik binasına Türk bayrağının çekildiğini aktardı. Yavuz, 8 Eylül akşamı Yunan idaresinin şehri İngilizlere bıraktığını, 9 Eylül'de İngilizlerin şehri Türk ordusuna teslim ederek İzmir'in "bir daha düşman ayağı basılmayacak şekilde" kurtarıldığını belirtti.
Prof. Dr. Resul Yavuz'un değerlendirmesi, 30 Ağustos Zaferi'ni sadece müzakere ya da tesadüf sonucu değil; sahada elde edilen kesin askerî üstünlüğün ve geniş kapsamlı hazırlığın sonucu olarak ortaya koyuyor. Yavuz, bu zaferin arkasında strateji, disiplin, lojistik hazırlık ve milletin inancının birleştiğini vurguladı.
BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. RESUL YAVUZ