Eskişehir'de bir kafe, binlerce objeyle nostalji sunuyor
Eskişehir'de 29 yaşındaki Adem Peksoy'un açtığı, müze görünümünde kafe, yerel ziyaretçilerin ve meraklıların dikkatini çekiyor. Peksoy, mekânı binlerce antika ile döşeyerek sıradan bir kafe konseptinden farklı, kişisel bir arşive dönüştürdü. Mekânda sergilenen eşyalar arasında fotoğraflar, hüviyet cüzdanları, eski pijama takımları, kanaviçe işler, teyp ve radyolar ile 1930'lardan kalma parçalar yer alıyor.
Ustanın etkisi ve koleksiyonun kökeni:
Adem Peksoy'un antika merakı, Kayseri'de usta olarak gördüğü Attila Yıldız ile tanışmasına dayanıyor. Yıldız, uzun yıllardır yurdun çeşitli noktalarından antika topluyor; Peksoy da bu birikimin izinden giderek hobiyle başladığı işi zamanla profesyonel bir kafeye dönüştürdü. Peksoy, ustasından devraldığı koleksiyona kendi katkılarını ekleyerek yaklaşık 50 bin aşkın parçayı işletmesinde bir araya getirdiğini aktarıyor. Ayrıca koleksiyonun toplamda 35 senelik bir birikmişlik taşıdığı ifade ediliyor.
Kafe konsepti ve kamuoyunun algısı:
Peksoy, mekânı sadece eşya sergilemek amacıyla küçük bir çay evi olarak açtıklarını; zamanla restoran ve kafe hizmetleri de eklediklerini söylüyor. Ziyaretçiler kafeyi bazen müze, bazen yedek parça satan bir ikinci elci dükkanı sanıyor; bu farklı yorumlar, mekânın sıradışı dekorasyonundan kaynaklanıyor. Peksoy, mekânın konseptini anlatırken şunları vurguluyor: "Buradaki hiçbir üründe imitasyon yok. Koleksiyon değerinde antikalar; retro, vintage ve çeşitli tarzlarda eşyalarımız bulunuyor. Bunları parayla satmıyoruz, hatıra olarak alıyoruz."
Mekândaki öğeler arasında 1930'lardan başlayan dönem parçaları bulunduğu belirtiliyor. Peksoy, yan komşusunun vefat eden annesinden kalan bir hırkanın ya da bir dedenin evindeki aynanın bile koleksiyonda yer aldığını belirterek, eşyaların kendileri için taşıdığı yaşanmışlık değerine dikkat çekiyor.
Eşyaların korunması ve ziyaretçi uyarıları:
Koleksiyondaki parçaların korunması önemli bir konu haline gelmiş durumda. Peksoy, genç neslin eşyalara yeterince bağlılık göstermeden dokunabildiğini ve bunun bazı objelerde deformasyona yol açtığını anlatıyor: "Ürünler çok çabuk deforme oluyor. Bir de alttan gelen nesil hiçbir bağlılık duymadan, eşyalara zarar verecek şekilde dokunduğu için bazı uyarılar yazdık." Örnek olarak vitrin içinde sergilenen 1880 tarihli bir piyanoya ziyaretçilerin zarar verebildiğini söylüyor.
Kısacası, Eskişehir'deki bu kafe hem bir hizmet mekânı hem de yerel bir hafıza arşivi işlevi görüyor. Peksoy, ustasından devraldığı mirası hobiyle başlayıp iş olarak sürdürerek nesnelerin hikâyelerini korumayı amaçlıyor; ziyaretçiler ise buradan hem çay içip hem de geçmişten gelen objelerin atmosferini deneyimleyebiliyor.
ADEM PEKSOY.