Uzman uyarısı
Medicana Sağlık Grubu nöroloji uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, beyin sağlığını korumada yaşam tarzı değişiklikleri ve yeterli vitamin alımının kritik olduğunu belirtiyor. Alzheimer'ın tek bir nedene bağlı gelişmediğini; riskin tamamen ortadan kaldırılamasa da doğru tercihlerle azaltılabileceğini vurguluyor.
günlük alışkanlıkların önemi:
Prof. Dr. Önal, haftada en az 150 dakika egzersiz, kaliteli uyku, sosyal etkileşim ve yeni beceriler edinmenin (yeni bir dil öğrenmek, okumak) bilişsel rezervi güçlendirdiğini söylüyor. Ayrıca tansiyon, kolesterol, kan şekeri ve kilo kontrolünün korunmasının; kalp-damar sağlığı ile beyin sağlığını ayrı düşünmemek gerektiğinin altını çiziyor. İşitme ve görme kayıplarının ihmal edilmemesi, sigaradan uzak durulması ve alkolün sınırlanmasının da önemli olduğu vurgulanıyor.
vitamin ve mineral desteği nasıl düşünülmeli:
Önal, B12, folat, D vitamini ve B1 gibi öğelerin yeterli düzeyde olmasının önemine dikkat çekiyor. Eksiklik tespit edildiğinde uygun vitamin desteğinin faydalı olabileceğini; omega-3'ün ise balık tüketimi yetersizse takviye olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Vitamin ve mineral desteğinin kişinin yaşı, beslenme düzeni ve bireysel ihtiyaçlarına göre planlanmasının en doğru yaklaşım olduğunu ifade ediyor.
sofrada başlayan beyin yatırımı:
Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Erhan ise Alzheimer riskinin tek bir besine bağlanamayacağını; bunun yerine kan şekeri kontrolünü destekleyen, damar sağlığını koruyan ve oksidatif stresi azaltan Akdeniz tipi beslenme modelinin yaşam biçimine dönüştürülmesini öneriyor. Bu modelde sebze, meyve, kuru baklagil, tam tahıl, zeytinyağı ve kuruyemişler ağırlıklı olurken, doymuş ve trans yağlardan zengin ultra işlenmiş ürünler sınırlandırılıyor.
Erhan, somon, sardalya, uskumru ve hamsi gibi yağlı balıkların EPA ve DHA kaynağı olduğunu; B12 için balık, et, yumurta ve süt ürünleri, folat için koyu yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller tercih edilebileceğini belirtiyor. Ayrıca lif ve polifenoller bakımından zengin besinlerin bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bütüncül yaklaşımı güçlendirdiğini vurguluyor. Takviyelerin beslenmenin yerine geçmediği; asıl yatırımın genç yaşlardan itibaren sürdürülebilir sofralar kurmak olduğu hatırlatılıyor.
MEDİCANA INTERNATİONAL ANKARA HASTANESİ NÖROLOJİ UZMANI PROF. DR. M. ZÜLKÜF ÖNAL