Güler: Geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen "NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" başlıklı panele katıldı. Açılış konuşmasında, ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın sahada tam anlamıyla uygulanması ile kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını dilediğini söyledi.
NATO’nun dönüşümü ve Türkiye’nin konumu
Güler, NATO’yu değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak tanımladı. Türkiye’nin 1952 yılında ittifaka katılmasından bu yana sadece bir üye olmadığını, kararları etkileyen, risk üstlenen ve sahada sonuç üreten belirleyici aktörlerden biri haline geldiğini vurguladı.
Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını ve savunma sanayii üretimini artırma eğiliminde olduğunu belirten Güler, ABD desteğindeki değişimlerin NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişimi Avrupa’nın geleceği açısından belirleyeceğini ifade etti.
NATO’nun rolü ve dayanıklılık
Güler, NATO’nun kriz ortamlarındaki tutumuyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak kendini kanıtladığını belirtti ve bugünkü güvenlik ortamında ittifakın öneminin sürdüğünü söyledi. Dayanıklılık kavramının yalnızca askeri güç desteği değil, hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı kritik savunma hattı olduğuna dikkat çekti.
Güvenlik riskleri ve bölgesel gelişmeler
Bakan, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın misillemelerinin bölgeyi daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Bu çerçevede, dün itibarıyla ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ve sahada uygulanmasının önemini vurguladı: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz".
Türk Silahlı Kuvvetleri ve kapasite artışı
Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri ile savunma sanayii güçlendirme çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek ordunun yüksek muhariplik seviyesi, müşterek harekat kabiliyeti ve saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’nin çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekat, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle öne çıktığını söyledi.
Konvansiyonel kapasitelerin güçlendirilmesine ilişkin olarak Güler, mevcut komando tugayı kapasitesinin 25 olduğunu, 3 yıl içinde ilave teşkilatla kapasiteyi 40’lı rakamlara çıkarmayı planladıklarını belirtti. Ayrıca bu tugayların hibrit savaş tekniklerini etkin şekilde uygulayan birlikler olduğunu vurguladı.
Ankara Zirvesi ve Türkiye’nin diplomasi rolü
Güler, 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı’nın lider diplomasisinin ön plana çıkacağını ifade etti. Zirvede ittifakın birlik ve beraberliğinin vurgulanması ve müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarının teyidi gibi hedeflerin öne çıktığını söyledi.
İlkeler ve devam eden taahhütler
Bakan Güler, Türkiye’nin bekasının korunması, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanmasının temel ilkeleri olduğunu belirtti. Türkiye’nin NATO içindeki rolünün bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışla yürütmek üzerine kurulu olduğunu ifade etti ve ülkenin bundan sonra da müttefikleriyle entegre çalışmayı sürdüreceğini vurguladı.
Panel, açılış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
Bakan Güler: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz"