İzmir'in iki yüzü: meslek ve kardeşlik
25 Eylül-1 Ekim İtfaiye Haftası, yangın ve kurtarma çalışmalarında görev yapanların özverisini hatırlatırken, Ahmet ve Mehmet Berber adlı tek yumurta ikizlerinin 33 yıllık ortak meslek hayatı öne çıkıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan ve her biri 56 yaşında olan kardeşler, aynı gün doğmuş, aynı gün itfaiyeci olmuş ve aynı gün evlenmiş iki kardeş olarak dikkat çekiyor.
Hayatın ve mesleğin iç içe geçtiği yıllar:
Tekeli Organize Sanayi Bölgesi'nde itfaiye çavuşu olarak görev yapan Ahmet Berber, 33 yıllık meslek hayatının tamamını itfaiyede geçirdiğini belirtiyor. Evli ve iki kız çocuğu babası olan Ahmet, bu süreyi şöyle özetliyor: 'İtfaiye bizim evimiz oldu. Burada büyüdük. Göreve başladığımızda çok gençtik. Hayatımızın büyük bölümü burada geçti. İtfaiye benim için yaşam tarzı, yaşam biçimi.'
Ahmet ve Mehmet’in mesleki birlikteliği özgün bir düzeyde. Aynı gün kız istemeye gitmiş, aynı gün nişanlanmış ve aynı gün düğün yapmış çift kardeşler, evleri yan yana ve günlük yaşam pratikleri yıllardır örtüşüyor. Kıyafetlerinden ev eşyalarına, hatta yaptıkları alışverişlere kadar pek çok noktada paralel tercihler dikkat çekiyor.
Operasyonlar, unutulmaz anlar ve mesleki tutku:
33 yıllık görev süresi boyunca çok sayıda yangın, kaza ve kurtarma operasyonuna katılan Ahmet, meslek hayatında bazı vakaların hafızasında ayrı bir yeri olduğunu söylüyor. Bir anısını, 'Tire'de bir trafik kazasında ikiz kardeşlerin cesedini çıkardık. O göreve de itfaiyede çalışan iki ayrı ikiz kardeşle gitmiştik' sözleriyle aktarıyor. Bu tür olaylar, mesleğin taşıdığı psikolojik ağırlığı ve zorlukları gözler önüne seriyor.
İkizlerin ortak çalışma pratiği, olay yerinde hızlı ve doğru karar vermeyi gerektiren itfaiyecilik mesleğinde önemli avantajlar sağlıyor. Ahmet, bu bağ hakkında 'Biz Mehmet'le hiç ayrı gezmedik. İşe beraber gittik, düğünü beraber yaptık. Eşlerimizi istemeye aynı gün gittik. Evimizdeki eşyalara, giydiğimiz elbiseye varıncaya kadar her şeyimiz aynıydı.' diyerek yılların paylaşılan rutinini vurguluyor.
Mesleğin aileye etkisi ve rol model olma:
İkizlerin mesleğini sürdürme biçimi, çocuklarının eğitim ve meslek tercihlerini de etkilemiş. Ahmet, 'Biz aynı mesleği yapınca çocuklarımız da bizi rol model olarak gördü. Kızım diş hekimliği okudu. Küçük kızım da aynı bölümü seçti. Kardeşimin oğlu veteriner hekimliği okudu, kardeşi de aynı bölümü seçti. Bizim onların üzerinde güzel etkimiz var. Biz mutluyuz.' sözleriyle bu etkiyi özetliyor. Bu, aile içinde mesleğin bir kimlik ve örnek olma boyutu kazandığını gösteriyor.
Görev şartları, disiplin ve gençlere öğütler:
Her iki kardeş de itfaiyeciliğin sadece bir meslek değil, aynı zamanda disiplin ve fedakârlık gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Ahmet, 'Mesleğimi hakkıyla yaptım. Meslek hayatıma baktığım zaman ‘‘Bunu böyle yapsaydım, iyi olurdu’’ demedim. İşim konusunda çok disiplinliyim.' diyerek mesleğe bakışını özetliyor ve genç itfaiyecilere şu nasihatı veriyor: 'İşinize küsmeyin. Olumsuzluklar yaşayabilirsin ama işine küsme. Kişiye küsebilirsin, daralabilirsin ama işine kesinlikle küsme. İşine sahip çık. Kutsal bir iş yapıyorsun.'
Mehmet ise mesleğin ruhunu şöyle tanımlıyor: 'İtfaiyeciliği çok sevmeniz lazım. Bu parayla yapılacak bir iş değil. İnsanların kaçtığı yerde siz içeriye giriyorsunuz. Severek yapmadığınız zaman yapamazsınız. Heyecanlı, hızlı, riskli bir iş.' Görev sırasında uzun süre dinlenmeden çalışıldığını, bazen aynı gün içinde veya ardışık saatlerde farklı olaylara müdahale etmek gerektiğini de hatırlatıyor.
Benzerlikler, karışıklıklar ve kardeşlik nüansları:
İkizlerin yoğun benzerliği zaman zaman çevrelerince karışıklığa yol açıyor. Mehmet, bu durumu espriyle karşılayarak, 'Çok karıştırılıyoruz. Birbirimizi tanımayan bazı meslektaşlarımız gelip sarılıyor ama bozuntuya vermiyoruz. İsimlerimizi de karıştırıyorlar' diyor. Aile içinde de babalarının genelde isim telaffuz etmeyip 'oğlum' diye seslenmesi gibi küçük anekdotlar ortak kimliği pekiştiriyor: 'Babam isim söylemez. Doğrudan ‘‘oğlum’’ der. Annem ayırır.'
Güney Bölge Amiri Türkay Kaptan ise yıllar içinde ikizleri ayırt etmenin zorluğuna değiniyor ve şunu ekliyor: 'Berber kardeşleri ayırt etmeye imkan yoktu. Çok benziyorlar, gençlik yıllarında daha da çok benziyorlardı.' Kaptan, sonunda 'burunlarındaki benlerden ayırt ediyorum' diyerek küçük farklılıkların zamanla fark edildiğini anlatıyor.
Sonuç olarak, Ahmet ve Mehmet Berber örneği, itfaiyeciliğin mesleki sorumluluğu ve kardeşlik bağlarının nasıl iç içe geçebildiğini gösteriyor. 33 yıllık ortak görev, hem operasyon tecrübeleri hem de günlük yaşam pratikleriyle örnek bir dayanışma ve adanmışlık hikayesi sunuyor.
AHMET VE MEHMET BERBER, AYNI GÜN DOĞDU, AYNI GÜN İTFAİYECİ OLDU, AYNI GÜN EVLENDİ. İKİ KARDEŞ, 33 YILDIR İZMİR’İN DÖRT BİR YANINDA CAN KURTARMAK İÇİN OMUZ OMUZA GÖREV YAPIYOR.