Antalya falezleri için uyarı: Tufa kıyı falezlerinin korunması gerekiyor

Prof. Dr. Nihat Dipova, Antalya Tufa kıyı falezlerindeki yapılaşmanın jeolojik mirası, kıyı güvenliğini ve turizmi tehdit ettiğini, ekolojik restorasyon gerektiğini vurguladı.

Yayın Tarihi: 30.06.2026 12:56
Güncelleme Tarihi: 30.06.2026 12:56

Antalya falezleri için uyarı: Tufa kıyı falezlerinin korunması gerekiyor

Prof. Dr. Nihat Dipova'nın uyarısı

Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova, Antalya’nın dünyaca eşsiz Antalya Tufa Kıyı Falezleri üzerindeki yapılaşma ve müdahalelerin yalnızca ruhsatsız yapı sorunu olmadığını, aynı zamanda jeolojik miras, kıyı güvenliği, habitat ve sürdürülebilir turizm açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti.

Yapılaşmanın niteliği ve boyutu

Dipova, falez hattına kurulan ahşap barakalar, platformlar, asansörler ve ticari işletmelerin çoğunun hazine arazisine, mühendislik hizmeti ve ruhsat süreçleri tamamlanmadan yapıldığını ifade etti. “Burada kaçaktan öte bir durum var” diyerek, söz konusu yapıların pek çoğunun açıkça ticari işletme niteliği taşıdığına dikkat çekti.

Başlangıçta hafif ahşap malzemelerle yapılan müdahalelerin zaman içinde çelik profillere, asansörlere ve kapalı alanlara dönüştüğünü belirten Dipova, “Bu gidişle 50 metrede bir asansör, 50 metrede bir beach platformu görebiliriz” uyarısını yaptı ve fırtınalara dayanmak için devasa beton blokların dökülmesinin gündeme gelebileceğini söyledi.

Jeolojik miras ve Pamukkale benzeri hassasiyet

Falezlerin dünyada eşine az rastlanır bir doğal yapı olduğunu vurgulayan Dipova, Pamukkale örneğini vererek benzer bir hassasiyet gerektiğini kaydetti: “Pamukkale travertenlerine kafe ya da güneşlenme terası yapmayı nasıl düşünemiyorsak, Antalya falezleri için de aynı hassasiyeti göstermemiz gerekiyor.”

Dipova, Antalya Tufa kıyı falezlerinin eşinin dünyada olmadığını ve bu alanda yapılacak her faaliyetinin doğal yapıya zarar verdiğini, görünürlüğü azalttığını belirtti.

Turizm, görünüm ve sürdürülebilirlik

Falezlere denizden bakıldığında oluşan görüntünün Antalya’nın marka değerine uymadığını söyleyen Dipova, falezlerin üzerindeki yapıların deniz cephesinden bakıldığında “gecekondular kalabalığı gibi” göründüğünü, bunun da turizm değerine zarar verdiğini vurguladı. Doğal yapıyı görmek amacıyla yapılan turizmin jeoturizm olarak adlandırıldığını ve Antalya’nın bu potansiyeli koruması gerektiğini ifade etti.

SİT statüsü, mahkeme kararları ve riskler

Dipova, işgaller ve SİT derecesi düşürme süreçlerinin kısır döngüye dönüştüğünü; bunun devamı halinde falezlerin korunmuş alan niteliğini kaybetme riskinin doğacağını belirtti. 2024 yılında müze önündeki falezlerin SİT statüsünün kaldırılması ve mahkemenin bunu iptal etmesi ile ilgili süreci hatırlattı. Ayrıca 2026 yılında Karalioğlu Parkı’nın deniz tarafındaki falezlerin SİT derecesinin düşürüldüğünü belirterek, tahrip edilmiş alanlarda yapılması gerekenin SİT derecesini düşürmek değil doğal restorasyon başlatmak olduğunu söyledi.

Ekolojik restorasyon çağrısı

Dipova, doğal alanların da restore edilebileceğini vurguladı: “Bir yerde doğal özellikler tahribata uğradıysa ilk yapılması gereken şey, o tahribatı gidermek ve alanı eski haline yaklaştırmaktır.” Falezlerde tahrip edilen alanların temizlenip eski görüntü ve verilere göre düzenlenmesi halinde doğanın kendini onaracağı ve bozulmamış Tufa kıyı falezlerinin yeniden görülebileceği belirtildi.

Güvenlik riski: kopan kaya blokları

Falezlerin dışarıdan sabit gibi algılansa da dinamik bir süreç işlediğini hatırlatan Dipova, zaman zaman büyük kaya bloklarının denize düştüğünü, yakın zamanda kopan 7–8 metre uzunluğunda blokların görüntülendiğini ve 2000’li yılların başında da üç büyük bloğun kayarak denize düştüğünü söyledi. Bu durumun, o anlarda tesis veya insanların bulunması halinde ciddi bir facia riskine işaret ettiğini kaydetti.

Taşıma kapasitesi ve sürdürülebilir planlama

Her kıyı kullanımının bir taşıma kapasitesi olduğunu vurgulayan Dipova, Antalya’nın artan nüfus ve turist sayısına rağmen 9 kilometrelik falez hattına sürekli yeni tesisler eklemenin çözüm olamayacağını; bunun kısır döngüyü derinleştireceğini belirtti. Doğru yaklaşımın jeoturizmi ve doğal mirasın korumasını esas alan sürdürülebilir planlama olduğunu ifade etti.

Sonuç olarak, Prof. Dr. Nihat Dipova falez hattında artan yapılaşmanın durdurulması, SİT statülerinin korunması ve tahrip edilen alanlara yönelik ekolojik restorasyon uygulanması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde hem jeolojik miras hem de kentin turizm değeri geri döndürülemez şekilde zarar görebilir.

Antalya falezleri için kritik uyarı: "Bu gidişle 50 metrede bir asansör, 50 metrede bir beach...

Antalya falezleri için kritik uyarı: "Bu gidişle 50 metrede bir asansör, 50 metrede bir beach platformu görebiliriz"

Yazar
EDİTÖR

Mehmet Yılmaz

Ben Mehmet Yılmaz, 28 yaşındayım. İstanbul'dayım. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin hırslı araştırmacı gazetecisiyim. Masa başında durmayı sevmem; sahada, meclis koridorlarında, siyasi kulislerde gerçeklerin peşindeyim. İdealist biriyim ve işimi ciddiyetle yaparım.