Bist 100
9.193,69 1%
DOLAR
31,45 0,44%
EURO
33,93 0,06%
ALTIN
2.052,31 0,48%

Adalet Bakanı Tunç’tan yeni sivil anayasa için çağrı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargı Reformu Strateji ve İnsan Hakları Eylem Planı Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, darbeciler tarafından yazdırılan anayasanın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Tunç, yeni sivil anayasanın demokratik, kuşatıcı, temel hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü öne alan, demokratik hukuk devleti ilkesini daha da tahkim eden bir metin olması gerektiğini söyledi. Tunç, “İnşallah yeni sivil bir anayasayı 28. Dönem parlamentosunda uzlaşmayla yapmış oluruz.” dedi.

Yayın Tarihi: 26.12.2023 13:54
Güncelleme Tarihi: 26.12.2023 14:05

Adalet Bakanı Tunç’tan yeni sivil anayasa için çağrı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un katıldığı Ankara’da bir otelde düzenlenen toplantıda, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında yapılan çalışmalar ve atılması gereken adımlar ele alındı.

Yargı Reformu Strateji (YRS) ve İnsan Hakları Eylem Planı (İHEP) Toplantısı'na, Bakan Tunç'un yanı sıra yargı mensupları, akademisyenler ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Adalet Bakanı Tunç, buradaki konuşmasında, Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete başsağlığı diledi.

Terörle mücadeledeki kararlılıktan hiçbir zaman taviz vermeyeceklerini ifade eden Tunç, terörle mücadelenin süreceğini, şehitlerin kanlarının yerde kalmayacağını söyledi. Tunç, "Hiçbir zaman terör amacına ulaşamayacak. Onları kumanda edenlerle maşa olarak kullananlarla ve bunların ülkemiz üzerindeki hain emelleriyle kararlı mücadelemiz devam edecek." diye konuştu.

İsrailli saldırganların Filistin'de bir terör örgütü gibi hareket ederek mazlumları katletmeye devam ettiğini belirten Tunç, İsrail'in insanlık suçu işlediğini, soykırım yaptığını dile getirdi.

İsrail'in bir gün insanlığın huzurunda mutlaka hesap vereceğini belirten Tunç, bu süreçte uluslararası insan hakları kuruluşlarının ne kadar etkisiz olduğunun da görüldüğünü vurguladı. Uluslararası kuruluşların artık kendini revize etmesi gerektiğini bildiren Tunç, Türkiye'nin her zaman mazlumun yanında olacağını söyledi.

Tunç, "BM Soykırım Sözleşmesi'nde ifadesini bulan tüm unsurların burada gerçekleştiğini görüyoruz. İsrail'in işlediği suçların hesabının sorulacağı günler elbette gelecek. Bu saldırganlar, bu insanlık suçunu, savaş suçunu işleyenler, bu soykırımı yapanlar insanlığın huzurunda elbet hesap verecekler. Biz buna inanıyoruz." görüşünü dile getirdi.

"REFORM SÜRECİNİ SÜRDÜRECEĞİZ"

İnsan Hakları Eylem Planı ve Yargı Reformu Strateji Belgesi'ne ilişkin daha önce de çeşitli toplantılar yaptıklarını anlatan Tunç, amaçlarının milletin yargı hizmetlerinden en etkin ve adil şekilde yararlanmasını sağlamak olduğunu belirtti.

Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü konusundaki çalışmalara hız kazandırmak istediklerini ifade eden Tunç, daha önce açıkladıkları reform belgelerindeki hedefleri büyük oranda gerçekleştirdiklerini bildirdi. Bakan Tunç, "21 yıldan bu yana hala reform yapıyorsunuz, reformları bitiremediniz" şeklinde haksız eleştiriler bulunduğunu, toplum durağan olmadığı için reform ihtiyacının da süreklilik arz ettiğini aktardı. Tunç, "Biz milletimiz için, milletimizin temel hak ve özgürlüklerden en iyi şekilde yararlanması için reform sürecini kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.

AK Parti'nin 21 yıldır temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için çalıştığını ifade eden Tunç, temel kanunlarda değişiklikler yaptıklarını, bu kanunlara bağlı birçok alt düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini söyledi. Tunç, "Halkın doğrudan doğruya yürütmeyi belirlediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçerek demokrasimizi güçlendirdik. Daha yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşma noktasındaki reformu, milletimizin onayıyla hayata geçirmiş olduk." diye konuştu.

yılmaz tunç

"MİLLETİMİZE BORCUMUZU YERİNE GETİRMİŞ OLURUZ"

Tüm bu düzenlemelere rağmen Anayasa'daki vesayetçi ruhu tam manasıyla ortadan kaldıramadıklarını dile getiren Tunç, bunun ancak yeni bir anayasa ile Anayasa'nın tamamen değişmesiyle mümkün olabileceğini bildirdi.

Anayasa'nın sadece yazılış sürecinin bile değiştirilmesi için yeterli bir sebep olduğunu ifade eden Tunç, şu değerlendirmede bulundu:

"Anayasa'mızın darbeciler tarafından yazdırılmış olması tek başına değişmesi için yeterli sebeptir. İnşallah demokratik, kuşatıcı, temel hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü öne alan, demokratik hukuk devleti ilkesini daha da tahkim eden yeni sivil bir anayasayı 28. Dönem parlamentosunda uzlaşmayla yapmış oluruz. Milletimize bu borcumuzu da yerine getirmiş oluruz."

Bakan Tunç, Avukatlık Kanunu'nda düzenlemeyle mesleğe yeni başlayan avukatların durumunun iyileştirileceğini söyledi.

Bakan Tunç, Ankara'da bir otelde düzenlenen, Yargı Reformu Strateji ve İnsan Hakları Eylem Planı Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, "DEM Parti'li milletvekilleri, Meclis kürsüsünden terör örgütü elebaşı için özgürlük çağrısında bulundu. Son olarak Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan 'Kürt sorunu devam ettikçe Tekirdağ da Trabzon da rahat olmayacak' dedi. Söz konusu vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması için bir yasal süreç olacak mı?" sorusuna karşılık Tunç, 2 gün önce gerçekleştirilen terör saldırıları nedeniyle 12 şehit verildiğini anımsattı ve terörle mücadelenin kesintisiz şekilde devam edeceğini söyledi.
"Terörün maşasını tutanlarla da mücadelenin devam edeceğini" belirten Tunç, şunları kaydetti:
"Terörün konuşulduğu bir yerde insan haklarından, yaşam hakkından söz etmek mümkün değil. TBMM'de, seçilmiş olan milletvekillerinin, özellikle terör noktasında devletimizin, milletimizin yanında olması, sorumlu davranması gerekir. Eğer siz milletten yetki alarak gelmiş ve o kürsüde konuşuyorsanız, milletimizin beklentilerine uygun konuşmanız gerekir. Eğer sarf etmezseniz, terörü destekleyen açıklamalarda bulunursanız, elbette ki konu yargıya, soruşturmaya intikal eder. Mecliste çok sayıda dokunulmazlık dosyası var. 800 dokunulmazlık dosyasının büyük bölümü de terör propagandasıyla ilgili."
TBMM Karma Komisyonunda bekleyen dokunulmazlık dosyalarına ilişkin kararın, TBMM'de olduğunu ifade eden Tunç, "Özellikle devletimizin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik bu tür teşebbüslere kesinlikle müsaade etmeyeceğimizi söylemek istiyorum." diye konuştu.
DEM Parti'nin, Diyarbakır'daki kongresine ilişkin de soruşturma başlatıldığını anımsatan Tunç, "52 şahıs gözaltına alınmıştı. 52 şahsın 23'üyle ilgili işlemler devam ediyor. Gözaltı süreçleri ve akabinde mahkemeye sevkler söz konusu olabilecektir. Çünkü orada suç tespit edildi. Hep beraber oradaki süreci de takip ediyoruz." bilgisini paylaştı.
Adalet Bakanı Tunç, bir soru üzerine, "federasyon sisteminin tartışılmasının söz konusu olamayacağını" vurgulayarak, "Bunu kabul etmek mümkün değil." açıklamasında bulundu.
Anayasa'nın 3. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür" ifadesinin yer aldığını hatırlatan Tunç, "Bu 3. madde, Anayasamızın değiştirilemez maddelerindendir. Dolayısıyla değiştirilemez maddelerin tartışılmasıyla ilgili bir durum söz konusu olamaz." yanıtını verdi.


ANAYASA MAHKEMESİ VE YARGITAYIN CAN ATALAY KARARLARI


Tunç, Anayasa Mahkemesinin, Türkiye İşçi Partisinden milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay'ın ikinci bireysel başvurusunda da ihlal kararı verdiği anımsatılarak sorulan soru üzerine, Anayasa Mahkemesinin de Yargıtayın da Anayasa'ya bağlı olduğunu dile getirdi.
Anayasa'nın 153. maddesinde Anayasa Mahkemesi, 154. maddesinde ise Yargıtay kararlarının bağlayıcı olduğunun hüküm altına alındığını kaydeden Tunç, "Birtakım yorum yoluyla bazı Anayasa maddelerinin yok sayılması bu tartışmalara elbette ki yol açıyor. Bu tartışmalara yol açmayacak bir şekilde Anayasa'nın ve kanunlarımızın uygulanması noktasındaki hassasiyeti tüm yüksek mahkemelerimiz, yargı kurumlarımız, yasamamız, yürütmemiz, hepimiz, bağlı olduğumuz kurallar var ve bu kurallar çerçevesi içerisinde hareket etmek durumundayız." ifadesini kullandı.
Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin, Atalay hakkındaki ikinci ihlal kararı sonrasında, süreç içerisinde mahkemelerin kararlarını vereceklerini aktardı.
SOMALİ CUMHURBAŞKANININ OĞLUNUN KARIŞTIĞI KAZA
Adalet Bakanı Tunç, Somali Cumhurbaşkanının oğlunun İstanbul'da karıştığı ölümlü kazaya ilişkin adli tıp raporunun geldiğini, raporda sürücünün asli kusurlu olduğunun belirtildiğini kaydetti.
Raporlar doğrultusunda dava açılacağını aktaran Tunç, şöyle devam etti:
"Burada vatandaşımızın hakkını, hukukunu yargımız elbette ki koruyacaktır. Buradaki bilirkişi raporları çerçevesi içerisinde gerekli karar verilecektir. Özellikle sosyal medyada, basında bazı açıklamalar görüyoruz. Vatandaşımızın hak ve hukukunun göz ardı edildiği, bir yabancı karşısında vatandaşımızın hakkının korunmadığı yönündeki eleştirilere kesinlikle katılmak mümkün değil. Bizim önceliğimiz vatandaşımızdır. Vatandaşımızın hak ve hukukunu koruma noktasında elbette ki hukuk içerisinde yargımız en doğru kararı verecektir. Zaten bilirkişi raporu çerçevesinde önümüzdeki birkaç gün içerisinde iddianame de hazırlanacaktır. Tahmin ediyoruz ki yakın bir zamanda ilgili şahıs da yurt dışından gelip ifadesini verecektir. Bu noktada özellikle Dışişleri Bakanlığımızın da görüşmeleri söz konusu oldu. Yakın zamanda bu süreç gerçekleşecek."

Tunç'a HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'nun "Özerklik ve federasyon tartışılmalı." sözleri soruldu.

"Federasyonun tartışılması söz konusu olamaz." diyen Tunç, "Anayasa'nın üçüncü maddesi açıktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür. Değiştirilemez maddedir. Bu maddelerin tartışılması söz konusu olamaz." diye konuştu. 


SOSYAL MEDYADA TERÖR PROPAGANDASI YAPAN 3 KİŞİ TUTUKLANDI


Tunç, şehit babasına hakaret ettiği gerekçesiyle bir gazeteci hakkında soruşturma açılmasına ilişkin soru üzerine, "Şehit babamıza yönelik bu ifadeleri kabul etmek mümkün değil." dedi.
Terör propagandası yapan, suçu ve suçluyu öven kişiler hakkında da soruşturmaların açıldığını dile getiren Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu ana kadar 55 kişi hakkında 15 ilde sosyal medyada yaptıkları paylaşımdan dolayı terör propagandası, suçu ve suçluyu övme ile şehit ailelerine hakaretten dolayı açılan soruşturmalar var. Bunun 26'sının yurt dışında olduğu tespit edildi. Diğer hesaplar yurt içinden ve bu hesaplardaki paylaşımlarla ilgili olarak da 29 kişi tespit edildi. Bu kişilerden 3'ü tutuklandı, şu anda birisi de gözaltında. Süreçler devam ediyor. Bu noktada özellikle sosyal medya aracılığıyla suç işleyenler karşısında yargımız, soruşturma makamlarımız kararlı bir şekilde mücadele ediyor. Gerçek hayatta suç olan, sosyal medyada paylaşıldığında da suçtur. Gerçek hayatta hakaret suçsa sosyal medyada da hakarettir. Gerçek hayatta dolandırıcılık suçsa bilişim yoluyla, internet yoluyla yapılan, sanal dünyada yapılan da suçtur. Dolayısıyla yargımız bu ayrımı gözetmeksizin soruşturmaları yapıyor.
Özellikle şehitler verdiğimiz, milletimizin yüreklerinin yandığı bir dönemde bu şekilde bir propagandanın, sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmiş olması ve bu anlamda da, ki hassasiyeti de göz önünde bulundurduğumuzda, yargımızın da bu konuda kararlı bir mücadelesinin olduğunu ve gerekli soruşturmaları gerçekleştirdiğini, tutuklamaları ve gözaltıları gerçekleştirdiğini görüyoruz. Özellikle yurt dışından yapılan paylaşımlar noktasında, sosyal medya şirketlerinin, yargımıza yardımcı olma noktasında bir yasal düzenlememiz var, biliyorsunuz. Bu konuda da eğer uygulamada bir eksiklik söz konusu olursa bu konudaki yaptırımları da uygulama noktasındaki çalışmalarımız sürüyor."
Bakan Tunç, yurt içindeki hesaplara ilişkin IP numaralarının tespit edildiğini belirterek, "O nedenle bu tür paylaşımları üretenler ve bunları paylaşanlar noktasında da aynı derecede soruşturmalar yapılıyor." bilgisini verdi.

TBB BAŞKANI SAĞKAN'IN KONUŞMASI

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan konuşmasında, YRS ve İHEP çalışmalarını vatandaşların hak ve özgürlüklerin genişletilmesi açısından önemli gördüklerini dile getirdi.

Sağkan, yeni dönemde YRS ve İHEP kapsamında ele alınmasını istedikleri başlıkları daha önce Adalet Bakanlığı ile paylaştıklarını anımsatarak, "Toplumda adaleti tesis eden yargı, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazıdır." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Cumhuriyeti'nin kapital devleti olmadığını, Türkiye'de devletin karakterini bir sınıfın değil, toplumun belirlediğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı devletleri gibi sermaye devleti olmadığını ifade eden Uçum, "Bizde iktidar, riske girdiği, iç ve dış baskılar olduğu için değil, toplumun ihtiyacı olduğu için devlet eliyle yargı reformlarını yapar. Mümkün olanın en iyisini yapmak için çaba gösterir. Bu çok kıymetli bir durumdur." diye konuştu.