Geleneksel çıkrık tekniğini sürdürüyor
Mümtaze Karadaş, Bolu’da yarım asırdır el emeğiyle ürettiği yün iplikleri çorap ve çeşitli kıyafetlere dönüştürüyor. Kendi kendine öğrendiği yöntemle, teknolojinin yaygınlaşmasına rağmen çıkrık geleneğinin yaşayan örneklerinden biri olmaya devam ediyor. İlerleyen yaşına karşın günün büyük bölümünü çıkrığın başında geçiriyor.
Ustalığın hikâyesi:
Karadaş, çıkrığı 40’lı yaşlarında öğrendiğini belirtiyor: "Ben çıkrığı birazcık geç öğrendim. 40’lı yaşlarımda öğrendim. Yapmayı zorla kendi kendime öğrendim. Yata kalka öğrendim." Bu öğrenme süreci, ustalığın tesadüf değil, büyük emek ve sabır gerektirdiğini gösteriyor. Yünlerin ipliğe dönüşümü, el hakimiyeti ve göz kararının birleştiği bir ustalık alanı olarak tanımlanıyor.
Gelenekten güncele: üretim ve kaygılar:
Karadaş, eskiden pantolon, şalvar ve çorapların yünle yapıldığını, çıkrığın yaygın olduğunu anlatıyor: "Eskiden çıkrık çok kullanılıyordu. Pantolon, şalvar, çorap yünle yapılıyordu." Bugün ise onun ifadesiyle "çıkrık artık öldü"; üretim yöntemleri değişti, el işleridir gözde azalıyor. Buna rağmen Karadaş yıllardır bu geleneği sürdürüp kültürel mirası korumanın önemine işaret ediyor.
Çıkrıkla yünü ince iplik haline getirmek, ardından bu ipliklerden el örmesi çorap ve diğer kıyafetleri hazırlamak uzun süreli bir süreç. Karadaş, bu süreçte hem malzemenin hem de tekniğin önem taşıdığını vurguluyor; her aşama el emeğiyle ve dikkatle yürütülüyor.
Geleceğe aktarma çabası:
Usta, geleneğin yeni nesillere aktarılmasını arzu ettiğini söylüyor ancak kuşkulu: "Biz bu geleneği yaşatıyoruz. Seben’den çocuklarım, torunlarım öğrensin diye çıkrığı onlara getirdim ama üretmeyecekler herhalde." Bu sözler, geleneksel el sanatlarının sürdürülebilirliğinin toplum değişimleriyle nasıl sınandığını ortaya koyuyor.
Karadaş’ın hikâyesi, sadece bireysel bir üretim öyküsü değil; yerel kültürün, zanaat bilgisinin ve kuşaktan kuşağa geçen pratiğin önemini hatırlatan bir örnek. Yarım asırlık tecrübe, hem teknik birikimi hem de yaşam biçimini temsil ediyor.
Günümüzde benzer zanaatlerin korunması, belgelenmesi ve yeni nesillere aktarılması için hem yerel inisiyatiflere hem de kültürel miras programlarına ihtiyaç olduğuna işaret eden Karadaş’ın çalışmaları, çıkrık geleneğinin bellekte kalmasına katkı sağlıyor.
BOLU’DA YAŞAYAN 90 YAŞINDAKİ MÜMTAZE KARADAŞ, KENDİ KENDİNE ÖĞRENDİĞİ ÇIKRIKLA YARIM ASIRDIR YÜNLERİ İPLİĞE DÖNÜŞTÜREREK ÇORAP VE ÇEŞİTLİ KIYAFETLER ÖRÜYOR. YILLARA MEYDAN OKUYAN KARADAŞ, UNUTULMAYA YÜZ TUTAN GELENEKSEL EL SANATINI YAŞATMAYA DEVAM EDİYOR.