yapay zekâ iş yapısını değiştirdi, beyaz yakalılar daha fazla risk altında
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğretim üyesi ve sosyal politika uzmanı Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, son dönemde yaygınlaşan üretken yapay zekâ uygulamalarının çalışma hayatında yeni kırılmalara yol açtığını vurguladı. Yüksel’e göre Sanayi Devrimi’nin kas gücünü makinelere teslim etmesi neyse, bugün de yapay zekâ zihinsel emeği dönüştürüyor: muhakeme, yazma ve analiz gibi görevler artık yapay zekâyla paylaşılıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ve diğer uluslararası çalışmaların işaret ettiği gibi, dünyadaki her dört işten biri üretken yapay zekâdan etkilenebilecek durumda. Ancak Yüksel, bunun doğrudan kitlesel iş yok oluşu anlamına gelmediğini; mesleklerin iç yapısının boşalacağı ve yeniden dolacağı görüşünde. Ona göre gerçek sınav, bir mesleğin hangi görevlerinin otomasyona geçeceğini doğru öngörebilmekten geçiyor.
hangi meslekler ve çalışan grupları daha kırılgan:
Yüksel, yapay zekânın daha önce mavi yakalılara yönelen otomasyon dalgasının aksine bu kez beyaz yakalıları daha fazla hedeflediğini söyledi. Rutin ve tekrara dayalı ofis işleri arasında sekreterlik, veri girişi, muhasebe kayıtları, sigorta işlemleri, çağrı merkezi ve içerik üretimi öne çıkıyor. Bu işlerin yüksek oranda kadın istihdamı barındırması nedeniyle yapay zekâ riskinin kadın çalışanlara daha ağır yansıyacağı uyarısı yapıldı.
Öte yandan, insan etkileşimi ve bakım gerektiren meslekler, örneğin hemşirelik, öğretmenlik, sosyal hizmet ve yaşlı bakımı, dönüştürücü teknolojilere karşın büyüme potansiyeli taşıyor. Yüksel, öğretmen, doktor ve avukat gibi mesleklerin tamamen ortadan kalkmayacağını; ancak yapay zekâyı etkin kullananların rakiplerine üstünlük sağlayacağını belirtti.
ekonomik tablo ve politika gereklilikleri:
Dünya Ekonomik Forumu verilerine atıf yapan Yüksel, 2030’a kadar 170 milyon yeni iş doğacağı, ancak 92 milyon işin ortadan kalkacağı öngörüsünü aktardı. Net görünüm pozitif olsa da, kaybedilen işler ile açılan işler aynı beceri profili, coğrafya veya kişiye denk düşmüyor. Rapora göre küresel işgücünün yaklaşık %60’ı yeniden eğitime ihtiyaç duyacak ve bunların önemli bir kısmı bu eğitime erişemeyebilir; bu da yaklaşık 120 milyonu aşkın çalışanın orta vadede işini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.
Yüksel, önümüzdeki dönemin temel meselesinin doğrudan işsizlik değil beceri uçurumu olacağını vurguladı. Teknolojik verimlilik artışının ücretlere ve çalışma süresine nasıl yansıyacağının ise işverenlerin, sendikaların, devletin ve emeğin örgütlülüğünün kararlarıyla belirleneceğini söyledi. Bu bağlamda Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan tarafından dile getirilen esnek çalışma süreleri sinyallerinin önemine işaret etti.
Çözüm önerileri arasında yaşam boyu öğrenmenin bir hak haline getirilmesi, çalışanlara ücretli eğitim izni ve düzenli yeniden eğitim finansmanı sağlanması, aktif işgücü politikalarının yenilenmesi ve sosyal güvenlik sisteminin yeni çalışma biçimlerine uyarlanması yer aldı. Ayrıca Yüksel, kuryeler, platform çalışanları ile serbest ve proje bazlı çalışanların çalışma ve sosyal güvenlik şemsiyesinin dışında kalmaması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak Yüksel, yapay zekânın yarattığı fırsatların adil paylaşımı ve beceri dönüşümünün yönetilebilmesi için kapsamlı kamusal müdahale, sosyal politikaların güncellenmesi ve eğitim altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ SOSYAL POLİTİKA UZMANI DOÇ. DR. ABULKADİR YÜKSEL, YAPAY ZEKA İLE BİRLİKTE BİRÇOK İŞ SEKTÖRÜNÜN TEHDİT ALTINDA OLDUĞU SÖYLEDİ. YÜKSEL, “2030’A KADAR 92 MİLYON İŞ ORTADAN KALKACAK” DEDİ.