Antibiyotik direnci neden bir kamu sağlığı tehdididir?
Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülay Kılıç, antibiyotiklerin gereksiz ve yanlış kullanımının direnç gelişimini hızlandırdığını vurgulayarak, bu sorunun yalnızca bireysel tedavileri değil toplum sağlığını da etkilediğini belirtiyor. Türkiye'nin Avrupa'da antibiyotik tüketiminde ilk sırada yer alması, bu mücadelenin aciliyetini ortaya koyuyor.
Dr. Kılıç, antibiyotiklerin bakteriyel enfeksiyonlar için hayati önem taşıdığını, ancak her enfeksiyonda kullanılmasının gerekmediğini ifade etti. Gereksiz ya da uygun olmayan kullanımın, dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına ve yayılmasına zemin hazırladığını söyleyerek; doğru ilacın, doğru dozda ve doğru sürede, hekim önerisiyle kullanılmasının altını çizdi.
Viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı yanlış bir yaklaşımdır:
Uzman, grip ve soğuk algınlığı gibi viral hastalıklarda antibiyotiklerin etkili olmadığını belirtti. Bu tür vakalarda antibiyotik kullanımının iyileşmeyi hızlandırmadığı gibi, gereksiz ilaç maruziyetiyle antibiyotik direncine katkıda bulunduğuna dikkat çekti. Tedavi gerekliliğine karar verilmesinde hastalığın belirtileri, muayene ve gerekli tetkiklerin belirleyici olması gerektiğini vurguladı.
Dr. Kılıç, daha önceki bir hastalıktan kalan antibiyotiklerin yeniden kullanılmaması, başkasına reçete edilmiş ilacın alınmaması ve tedavinin önerilen şekilde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Hastaların antibiyotiğin gerekliliğine, dozuna ve süresine kendi başlarına karar vermemesi gerektiğini hatırlattı.
Antibiyotik seçimi ve direnç baskısı:
Antibiyotik seçiminde ilacın etki spektrumu ve hastanın klinik durumu gibi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Kılıç, geniş etkili bir ilacın her zaman daha doğru seçenek olmadığını söyledi. Seçimin; enfeksiyon türü, muhtemel etken, hastanın özellikleri ve gerektiğinde mikrobiyolojik test sonuçlarına göre yapılması gerektiğini vurguladı.
Gereksiz yere geniş spektrumlu antibiyotiklere başvurmanın bakteriler üzerinde direnç baskısını artırdığını belirten uzman, bunun sonucunda hastaların daha yan etki riski yüksek veya etkinliği azalmış ilaçlara, hatta hastane tedavisine ihtiyaç duyabileceğini aktardı. Tedavi başarısızlıklarının görülebileceği uyarısı yapıldı ve uygun hastada uygun antibiyotiğin seçilmesinin önemine dikkat çekildi.
Mücadelede toplumsal sorumluluk ve önlemler:
Antibiyotik direnciyle mücadelenin bireysel ilaç kullanımından ibaret olmadığını söyleyen Dr. Kılıç, bu sorumluluğun toplumun her kesimine düştüğünü ifade etti. Mücadelenin temel bileşenleri arasında akılcı antibiyotik kullanımı, enfeksiyonların önlenmesi, el hijyeni, aşılamanın desteklenmesi, hastanelerde enfeksiyon kontrolü ve direnç verilerinin düzenli izlenmesi yer alıyor.
Türkiye'de antibiyotik tüketimi ve direnç oranlarının bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesinin, doğru sağlık politikalarının geliştirilmesi açısından elzem olduğunu belirten Dr. Kılıç, antibiyotiklerin etkisini korumanın hem bugünün hem de gelecek nesillerin tedavi imkanlarını korumak anlamına geldiğini söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğunun viral olduğunu, bu nedenle her ateş veya boğaz ağrısında antibiyotik başvurulmasının gereksiz olduğunu vurguladı.
Son olarak, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmanın, hekim önerilerine uymanın ve enfeksiyonlardan korunma önlemlerini uygulamanın, dirençle mücadelede atılacak temel adımlar olduğunu belirtti ve antibiyotiklerin gelecekte de etkili olabilmesi için onları doğru ve bilinçli kullanma çağrısında bulundu.
MEDİCANA SAĞLIK GRUBU ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI UZM. DR. GÜLAY KILIÇ