Su kriziyle yüzleşme çağrısı: davranış ve altyapıyı birlikte değiştirmeliyiz

Özlenen Özkan, su krizi uyarısı yaptı; bireysel davranış değişikliği, tarım-turizm-sanayi düzenlemeleri ve denetimin önemine dikkat çekti.

Yayın Tarihi: 08.10.2026 14:04
Güncelleme Tarihi: 08.10.2026 14:04

Su kriziyle yüzleşme çağrısı: davranış ve altyapıyı birlikte değiştirmeliyiz

akdeniz üniversitesi'nden su krizine yönelik uyarı:

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında düzenlenen "Su Krizi" bilgilendirme toplantısında, Antalya'nın su kaynaklarının korunması için hem bireysel alışkanlıkların hem de sektör politikalarının acilen değiştirilmesi gerektiği vurgulandı. Toplantıda üniversitenin Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Ethem Karadirek tarafından kentteki su kullanımına ilişkin veriler sunuldu.

su kaynaklarının mevcut durumu ve iklim baskısı:

Özkan, Antalya'nın tarih boyunca Torosları, denizi ve sulak alanlarıyla suya dayalı bir kent olduğunu hatırlattı. Perge ve Patara gibi antik yerleşimlerdeki su kanalları ve kemerleri, suyun medeniyetler için taşıdığı önemi gösteriyor. Buna rağmen, son yıllarda suyun miktar ve kalite açısından hızla azaldığına dikkat çekildi. Özkan, Düden Şelalesi ve Kırkgöz örneklerini vererek buralardaki debinin düştüğünü ve bunun su kaynakları üzerindeki uyarıcı etkisini vurguladı.

Toplantıda aktarılan veriler, iklim değişikliği ile birlikte yağış rejimlerinin bozulduğunu; yağışların daha kısa süreli ve yoğun şekilde gerçekleştiğini, bunun sonucu olarak yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının yeterince beslenemediğini gösteriyor. Prof. Dr. Karadirek, Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının 1970-2024 dönem ortalaması olan 21,5°C'nin 2024'te ortalama 22,3°C'ye çıktığını, 1980'lerden bu yana yüzeydeki ısınmanın son 5 yıl ortalamasına göre 1,4°C olduğunu paylaştı.

sektörel baskılar: turizm, tarım ve sanayi:

Antalya'nın yaklaşık 2 milyon 770 bin yerleşik nüfusa sahip olduğu ve yılda 17 milyon turisti ağırladığı hatırlatıldı. Özkan, su ve altyapı planlamasında yerleşik nüfusun yanı sıra turistlerin oluşturduğu talebin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Sunumda, beş yıldızlı otellerde geceleme başına su kullanımının 400–800 litre arasında değiştiği; bazı tatil köylerinde ise kişi başı geceleme başına kullanımın 1.000 litrenin üzerine çıktığı belirtildi. Bu düzeydeki tüketimin kent su kaynakları üzerinde ciddi baskı yarattığı vurgulandı.

Tarımsal sulamada açık kanallarla taşımadan kaynaklanan buharlaşma kayıpları ve vahşi sulama yöntemleri öne çıkan sorunlar arasındaydı. Karadirek, tarımsal sulamada kapalı boru ve basınçlı sistemlere geçilmesi, ürün deseninin havzanın su potansiyeline göre yeniden planlanması gerektiğini savundu. Sanayide ise atık suyun yeniden kullanım potansiyeline dikkat çekildi; Organize Sanayi Bölgesi örneğinde yıllık tahsis ve kullanım farklarına işaret edildi.

yönetim, kayıp ve denetim ihtiyaçları:

ASAT'ın 2025 verilerine göre şebekeye verilen 396 milyon m3 suyun yaklaşık %34,5'inin kaybedildiği, gelir elde edilemeyen su oranının ise yaklaşık %46 olduğu bilgisi paylaşıldı. DSİ verilerine göre sanayiye yapılan tahsisler ile gerçek kullanım arasındaki farkın şebeke suyu ve kaçak kuyularla kapatıldığı; kaçak kuyuların yeraltı suyu yönetiminde önemli bir sorun oluşturduğu vurgulandı. Karadirek, yeni kaynak arayışları yerine mevcut arzı koruyup talebi yönetmenin en etkin seçenek olduğunu söyledi: en iyi kaynak, bugün tasarruf ettiğimiz sudur.

Sunumda ayrıca Organize Sanayi Bölgesi'ne yıllık 9,5 milyon m3 tahsis yapıldığı, yıllık kullanımın 8 milyon m3 civarında olduğu, bunun 5,5 milyon m3'ünün arıtıldıktan sonra geri verilip yeniden kullanılabileceği belirtildi. Bu suyun sanayide tekrar değerlendirilebileceği, endüstriyel simbiyoz yaklaşımıyla bir işletmenin atığının başka birinin girdisi olabileceği ifade edildi.

davranış değişikliği ve rol model olma çağrısı:

Rektör Özkan, su tasarrufunun yalnızca teknik önlemlerle sağlanamayacağını, herkesin günlük yaşantısında örnek olması gerektiğini söyledi. Özkan, örnek davranış eksikliğine işaret ederek şunları kaydetti: “Öğretim üyeleri cuma günü odalarından çıkıyorlar, klima açık kalıyor. Pazartesi tekrar geliyorlar, klima açık. Böyle bir öğretim üyesinin yetiştirdiği bir öğrencinin suya sahip çıkmasını nasıl beklersiniz?” Bu tür davranışların değiştirilmesinin, kültürel bir dönüşüm gerektirdiğinin altı çizildi.

Özkan, tasarrufun sağlanması için yaptırım ve denetim mekanizmalarının da etkili olacağını belirtti; emniyet kemeri uygulamasına benzer toplum davranışı değişimleri örneklendi. Ayrıca üniversite bünyesinde bir su enstitüsü kurma girişiminin başlatıldığı, bu amaçla Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) yazı gönderildiği aktarıldı. Enstitünün üniversite, sivil toplum kuruluşları, belediyeler ve sektör temsilcileriyle ortak akıl oluşturmayı hedeflediği belirtildi.

gelecek projeksiyonları ve acil adımlar:

Karadirek, 2025 kuraklığını “geleceğin bir simülasyonu” olarak nitelendirerek benzer olayların ileride de tekrar edebileceğini söyledi. Türkiye'nin yıllık kullanılabilir su miktarının 112 milyar m3, kişi başına düşen yıllık miktarın ise yaklaşık 1.300 m3 olduğu; bu değerle Türkiye'nin Falkenmark indeksine göre su stresi yaşayan ülkeler grubunda yer aldığı vurgulandı. İklim projeksiyonları 2050'de ortalama sıcaklığın 2,5°C artması ve kullanılabilir su miktarının 100 milyar m3'e düşmesi; 2100'e gelindiğinde küresel olarak bugünkü su miktarının yaklaşık 30 milyar m3'ünün kaybedilebileceğini öngörüyor.

Toplantı sonuçları, kısa vadede tarım ve sanayide geri kazanılmış su kullanımının teşvik edilmesi, turizm tesislerinde gerçek tüketimin fatura ve denetim mekanizmalarıyla ölçülmesi, şebeke kaçaklarının azaltılması ve bireysel tasarruf alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini ortaya koydu. Özkan, üniversitenin hastane ve fakültelerinde su tüketimini azaltma çalışmalarının sürdüğünü, tüm paydaşların iş birliğiyle hareket edilmesi durumunda etkili sonuç alınabileceğini söyledi.

Sonuç olarak, toplantı su krizinin yalnızca teknik bir mesele olmadığını; toplumsal davranış, düzenleyici çerçeve ve altyapı yatırımlarının eş zamanlı gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Özkan'ın çağrısı açık: suyumuza hepimizin sahip çıkması gerekiyor.

Rektör Özkan'dan su tasarrufu çağrısı: "Davranış tarzımızı, kültürümüzü değiştirmemiz...

Rektör Özkan'dan su tasarrufu çağrısı: "Davranış tarzımızı, kültürümüzü değiştirmemiz gerekiyor"

Yazar
EDİTÖR

Elif Çelik

Selam! Ben Elif Çelik, 22 yaşındayım ve Bursa'dan bağlanıyorum. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin en genciyim, yeni mezun oldum. Enerjim süper! Sosyal medya trendleri, sokak röportajları ve gençliğin nabzını tutan konular bende. Bu işe bayılıyorum!