Toplantının ana bulguları:
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında düzenlenen "Su Krizi" bilgilendirme toplantısında Antalya’nın su kaynaklarının durumu, iklim değişikliğinin etkileri, nüfus ve turizm baskısı ile sektörlere yönelik su verimliliği önerileri ele alındı. Toplantıda AÜ Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Ethem Karadirek sunum yaptı ve verilerle mevcut riskler ayrıntılı biçimde paylaşıldı.
Antalya’nın su kaynaklarındaki gidişat:
Özkan, Antalya’nın tarih boyunca suyla kurduğu bağa atıf yaparak Perge ve Patara’daki su kanalları ve kemerlerini örnek gösterdi. Düden Şelalesi ve Kırkgöz’ün debilerindeki düşüşe dikkat çekerek, "Düden bize bunu bas bas bağırıyor: Su elimizden gidiyor" ifadesini kullandı. Özkan suyun hem miktar hem de kalite olarak azaldığını; deniz suyunun tatlı suya karışmasının ve geri dönüşüm süreçlerinin ekosisteme zarar verdiğini belirtti.
Rol model ve bireysel davranış vurgusu:
Rektör Özkan, su tasarrufunda toplumda örnek olmanın önemine dikkat çekti: "Biz rol model olmazsak, biz yapmazsak arkamızdakilerin yapmasını bekleyemeyiz." Özkan, öğretim üyelerinin hafta sonu odalarındaki klimaları açık bırakmasına örnek verip davranış ve kültür değişikliğinin gerekliliğini vurguladı ve yaptırımların davranışı hızlıca düzeltebildiğini söyledi.
Kentleşme, turizm ve dağıtım kayıpları:
Toplantıda paylaşılan verilere göre Antalya’nın yerleşik nüfusu yaklaşık 2 milyon 770 bin ve yıllık turist sayısı 17 milyon civarında. ASAT verileri, 2025’te şebekeye verilen 396 milyon m³ suyun yaklaşık %34,5’inin kaybedildiğini; gelir elde edilemeyen su oranının ise yaklaşık %46 olduğunu gösteriyor. Karadirek, yeni kaynak aramaktan önce talebi yönetmenin; dağıtım kayıplarını azaltmanın en etkili çözüm olduğunu vurguladı.
Turizmde tüketim örüntüleri:
Turizmin su talebi üzerinde ciddi baskı oluşturduğuna dikkat çeken Karadirek, 5 yıldızlı otellerde geceleme başına su kullanımının 400–800 litre arasında, bazı tatil köylerinde kişi başı geceleme başına tüketimin ise 1.000 litrenin üzerine çıktığını kaydetti. Böyle yüksek tüketimin faturalara yansıtılması, işletmelerin su kaynakları ve alternatif temin yöntemlerinin denetlenmesi gerektiği belirtildi.
Tarımsal ve endüstriyel su yönetimi:
Ülkede kullanılan suyun yüzde 70’inden fazlasının tarıma ayrıldığı hatırlatıldı; Antalya’da turizm ve kent talepleri nedeniyle tarımın payı farklı olsa da tarımsal su tüketimi önemini koruyor. Karadirek, tarımsal sulamada açık kanal taşımacılığının toplamda %67 ile yüksek buharlaşma kayıplarına yol açtığını, basınçlı sulama ve kapalı boru sistemlerine geçilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Organize Sanayi Bölgesi örneğinde yıllık tahsis ve kullanım farklarının atık su olarak geri döndüğü, yıllık yaklaşık 5,5 milyon m³ suyun arıtıldıktan sonra yeniden kullanılabileceği kaydedildi. Endüstriyel simbiyoz fikriyle "benim atığım, başka birisinin ham maddesi" yaklaşımının benimsenmesi önerildi.
İklim değişikliği, yağış rejimi ve deniz sıcaklığı:
Karadirek, yağış rejimlerindeki değişimin yüzeysel ve yer altı su kaynaklarının beslenmesini zorlaştırdığını; "Eskiden 40 günde yağan yağmur artık 4 günde ya da 4 saatte yağmaya başladı" tespitini paylaştı. Akdeniz için 1970–2024 ortalamasının 21,5 °C olduğu, 2024’te ortalamanın 22,3 °C’ye yükseldiği ve son beş yıl ortalamasına göre yüzey ısınmasının 1,4 °C olduğu bilgisi sunuldu. Karadirek, iklim senaryolarında Türkiye’nin Falkenmark sınıflamasına göre su stresi grubunda yer aldığını; kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının yaklaşık 1.300 m³ olduğunu aktardı. 2050 projeksiyonlarında ortalama sıcaklığın 2,5 °C artması ve kullanılabilir su miktarının 100 milyar m³’e düşmesi öngörülüyor.
Öneriler ve üniversitenin adımları:
Toplantı, hem davranışsal hem de teknik düzeyde acil müdahaleler gerektirdiğini ortaya koydu. Özkan; bireysel tasarruf, her yaştaki eğitim, turizm ve tarımda düzenlemeler ve yaptırımlar, şebeke kaçaklarının giderilmesi ve geri kazanılmış su kullanımının yaygınlaştırılmasının önemini vurguladı. Üniversite bünyesinde bir su enstitüsü kurulması için YÖK’e yazı gönderildiğini belirten Özkan, enstitünün üniversite, STK’lar, belediyeler ve sektör temsilcileriyle ortak akıl oluşturacağını söyledi.
Toplantıda öne çıkan nüfus, dağıtım kayıpları ve turizm kaynaklı tüketim rakamları, kısa vadeli tedbirlerin yanında uzun vadeli planlama ve yaptırım mekanizmalarının şart olduğunu gösteriyor. Özkan’ın ifadesiyle, "Suyumuza hepimizin sahip çıkması lazım" sözü, hem kent hem de sektör bazında eyleme dönüştürülmesi gereken uyarının özeti oldu.
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ÖZLENEN ÖZKAN