uzman değerlendirmesi:
Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, Manisa, Başakşehir ve Esenyurt'ta yaşanan son şiddet olaylarının toplumu derinden sarstığını belirtti. Demirel, bu vakaların salt bireysel öfke patlamaları olarak görülmemesi gerektiğini; ağır bir olayın ardından benzer davranışların artma eğiliminde olduğunu, ancak riskin herkeste değil kırılgan bireylerde yoğunlaştığını söyledi.
Sosyal bulaşma kavramını bir davranış ya da duygunun insandan kişiye, çoğu zaman tanışmadan geçmesi olarak tanımlayan Demirel, şiddet görüntülerine uzun süre maruz kalmanın bazı gençlerde eylemi görünür olma yolu olarak algılanmasına yol açabileceğini vurguladı. Korku ve öfkenin de benzer biçimde yayıldığını belirtti ve izleyicilerin büyük çoğunluğunun şiddete yönelmeyeceğini ekledi.
kopya şiddet ve risk işaretleri:
Ergenlerde tablo farklılaşabiliyor. Demirel, uzun süredir dışlanan veya zorbalığa uğrayan bir gencin, faile gösterilen ilgiyi korkutucu da olsa 'görünür olmanın' yolu olarak algılayabileceğini söyledi. Kanlı görüntülere tekrar tekrar maruz kalmak duyarsızlaşmaya neden olur; bunun sonucunda kopya şiddet riski ortaya çıkabilir. İçinde öfke biriktiren bir genç, benzer eylemlerin günlerce konuşulduğunu gördüğünde eşiği aşmaya yaklaşabilir.
Okula gitmek istememe, karın veya baş ağrısı, uyku problemi gibi tepkilerin çoğu zaman geçici olduğunu ve sakin bir yetişkin desteğinin yeterli olabileceğini belirten Demirel, ancak dışlanma, yoğun öfke, umutsuzluk ile tehdit veya hedef gösterme içeren paylaşımların bir arada görülmesi halinde rehberlik servislerinin vakit kaybetmeden müdahale etmesi gerektiğini söyledi.
medya, okul ve aile sorumluluğu:
Demirel, medyanın olayları sunuş biçiminin zincirde kıvılcım görevi gördüğünü ifade etti. Bu kıvılcımın neye dönüşeceğini çocuğun aile ve okulundaki destek mekanizmaları belirler; bu nedenle medya, okul ve aile birbirini tamamlamalıdır. Haber dilinin değişmesi, olay anına ait kayıtlar, yaralanma görüntüleri ve kullanılan aletlerin paylaşılmaması gerektiği vurgulandı. Haber odağının fail değil olayın ciddiyeti, mağdurlara verilen destek ve hukuki süreç olması gerektiği belirtildi.
Ailelerin ve öğretmenlerin de mesajlaşma gruplarında görüntü paylaşmaktan kaçınmasının hayati önem taşıdığını söyleyen Demirel, çocuktaki odasına kapanma, öfkesinde ani değişimler veya riskli çevrimiçi gruplara katılma gibi işaretlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini kaydetti. Korkuyu suça dönüştürmeden, meraklı ve destekleyici bir dille 'Okulda nasıl hissediyorsun, seni sıkan ya da korkutan bir şey var mı' sorusunun önemine dikkat çekti.
Son olarak Demirel, okul güvenliğinin zil çaldığında başlamadığını; ailede, sınıfta ve ekranda başladığını hatırlatarak medyayı sansasyonel dili terk etmeye, okulları koruyucu rehberlik mekanizmalarını güçlendirmeye ve aileleri çocuklarıyla yakın, açık bir bağ kurmaya davet etti.
UZM. PSK. ÇAĞATAY DEMİREL