Adana'da 22 yaşında kendi işinin patronu olan arıcı
22 yaşındaki Latife Gül Kaplan, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü mezunu olarak masa başı bir işe başlamaktansa çocukluğundan beri bildiği arıcılığı tercih etti. Adana'nın Kozan ilçesine dönen Kaplan, babasından öğrendiği işi eğitim ve sertifikalarla destekleyip Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırsal kalkınma desteğini kullanarak mesleğini büyüttü.
Babadan miras: meslek, eğitim ve destek:
Kaplan, babasının ilk öğretmenleri olduğunu söyleyerek mesleğin aileden gelen bir miras olduğunu vurguluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan aldığı kırsal kalkınma desteği kapsamında başladığı üretimde ilk adım 250 kovan ve gerekli ekipmanla atıldı. Kısa sürede işi büyüyen Kaplan, bugün bin kovana ulaştığını belirtiyor.
Genç arıcı, kendi üretimini yapmayı ve emeğinin karşılığını görmeyi tercih ettiğini ifade ediyor; kurumlarda maaşlı çalışmayı istemediğini, mesleği için beklentisinin para değil sevgi, emek ve çaba olduğunu söylüyor.
Türkiye rotası: arıları iklim ve bitki örtüsüne göre taşımak:
Kaplan, arılarını mevsime ve bitki örtüsüne göre taşıdıklarını, bu nedenle yıl boyunca farklı bölgelere gittiklerini anlatıyor. "Adana'dan Muğla'ya gidiyoruz, Şanlıurfa, Kayseri, İzmir gibi birçok bölgeye gidiyoruz. 81 ilin 81'ini geziyoruz" sözleri, mesleğin coğrafi hareketliliğini özetliyor.
Çalışma düzeni zorlu: arıları gece yüklemek, uzun yol ve mevsimsel planlama gerektiriyor. Kaplan, "Mesleğim zor. Arkasında büyük bir emek ve fedakarlık var. Yeri geliyor erkek gibi çalıştığım anlar oluyor, 7 gün 24 saat gece-gündüz çalışıyoruz" diyerek işin fiziksel ve zaman maliyetine dikkat çekiyor.
Kovanlar, bakım ve üretimin önemi:
Rengarenk boyanmış kovanların her birinin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söyleyen Kaplan, kovanları birer hatıra gibi gördüklerini aktarıyor. "Arı kolonisi, bebek demek. Bebeğe nasıl bakıyorsanız onunla öyle ilgilenmelisiniz" ifadeleri, koruma ve bakımın verim üzerindeki etkisini özetliyor.
Kaplan ayrıca arıcılığın sadece bal üretimi olmadığını, arıların doğadaki döngü ve tozlaşma için hayati olduğunu vurguluyor. Zaman zaman üreticilerin farklı gözlerle karşılaştığını, fakat amaçlarının üretmek olduğunu belirtiyor ve emeğinin karşılığını almaktan memnuniyet duyduğunu ekliyor.
Latife Gül Kaplan'ın öyküsü, genç yaşta gelen mesleki tercih, aileden miras alınan bilgi ve kamu desteğinin birleşimiyle küçük bir girişimin nasıl büyüyebileceğine dair örnek teşkil ediyor. Kendi işinin patronu olmayı seçen Kaplan için arıcılık hem geçim kaynağı hem de yaşam biçimi olarak öne çıkıyor.
22 yaşında diplomasını aldı, 250 kovanla başladığı arıcılıkta bine ulaştı