yerel bir lezzetin hasadı başladı:
Sadece Kastamonu il merkezinde ve Daday ilçesinde yetişen, coğrafi işaretli üryani eriğinin hasadı Halife köyü ile Daday'da başladı. Osmanlı mutfağının vazgeçilmez meyvelerinden kabul edilen bu endemik tür, içerdiği magnezyum, potasyum, demir ve B grubu vitaminleriyle öne çıkıyor. Ayrıca içeriğindeki flavonoidler nedeniyle antioksidan kaynağı sayılıyor; aşırı şeker içermemesi, diyabet ve obezite sorunu olanlara uygun hale getiriyor.
hasat ve işleme yöntemi:
Üryani eriği ağaçlardan toplandıktan sonra özel bir işlemle kurutuluyor. Üreticiler, olgunlaşan meyvelerin önce sıcak suya sonra soğuk suya daldırılarak kabuklarının soyulduğunu belirtiyor; bu uygulama meyvenin adlandırılmasında da etkili. Soyulan en iyi erikler çam veya gürgen tahtalarına serilerek kurutuluyor. Kurutma süreci yaklaşık 15 gün sürüyor; nemli havalarda ürünü kaldırmak gerekiyor ve erikler birbirine değmeyecek şekilde seriliyor. İşlenen ürünün raf ömrü 2 yıl, 3 yıl olarak ifade ediliyor.
Üryani eriğinden pestil, hoşaf ve eğşi gibi geleneksel ürünler hazırlanabiliyor. Üreticiler, kaynadıktan sonra dinlendirilmiş suda ısıtılan erik suyunun ve tanelerinin tüketilmesinin en güzel kullanım şeklilerinden biri olduğunu; ilave şeker gerektirmediğini vurguluyor.
sağlık iddiaları ve bilimsel çalışmalar:
Üreticiler üryani eriğinin sindirim sistemine iyi geldiğini, kabızlık ve şişkinlik gibi sorunlara olumlu etkisi olduğunu aktarıyor. Bu iddiaların bilimsel bir dayanağı da bulunuyor: Kastamonu Üniversitesi akademisyenleri tarafından yapılan deneylerde, kanserojen madde enjekte edilen balıkların bir kısmına üryani eriği yedirildi ve bu balıkların kanserojen etkiye karşı direnç geliştirdiği belgelendi; sonuçlar uluslararası yayınlarda paylaşıldı. Bu bulgu, meyvenin antioksidan yapısının kansere karşı direnç destekleyebileceğine işaret ediyor.
üreticilerin deneyimi ve gelecek beklentileri:
Harita Yüksek Mühendisi Feza Tiryaki üryani eriğinin hem tad hem de sağlık açısından değerli olduğunu belirtiyor. Tiryaki, Daday menşeili ürünün endemik olduğunu, coğrafi işaretinin Daday Belediyesi tarafından alındığını ve Kastamonu dışında yetişmesinin mümkün olmadığını vurguluyor. Talebin üretimi aşabildiğini, bu nedenle bölge halkının evlerinde kendi ihtiyacının yanı sıra biraz daha üretim yapmasının ekonomik değere dönüşebileceğini söylüyor.
Üreticiler ayrıca kabukların da değerlendirilmesi için adımlar atıyor. Bu yıl kabuklar soyulup kurutuldu ve MERLAB'a analiz için gönderildi; analizler sonrasında kabuklardan çay hazırlanıp hazırlanamayacağı araştırılacak. Yerel üreticiler, tabiatta kırmızı renkte olan pek çok bileşenin antioksidan olduğunu ve kabuk çayının da yakında tüketilebileceğini umut ediyorlar.
yerel anlatılar ve üretim zorlukları:
Uzun uğraş gerektiren üretim sürecine değinen üreticilerden Melahat Gökmen, hasadın Eylül ayında başladığını, eriklerin ağaçtan toplanıp çöpünün çekilip kabuğunun soyulup tahtalara serildiğini anlatıyor ve son birkaç yılda verim düşüklüğü yaşandığını, bu yıl verimin geri döndüğünü ifade ediyor. Mürüvvet Sefer de kabukların atılmayıp kurutularak çay gibi kullanıldığını belirtiyor.
Coğrafi işaretli bu yerel ürün, hem mutfak kültürünü hem de bölge ekonomisini besleyen bir gelenek olarak öne çıkıyor. Üreticiler ve akademik çevreler arasındaki iş birliği, üryani eriğinin hem sağlık açısından faydalarının belgelenmesi hem de kabuk gibi yan ürünlerin değerlendirilmesiyle ürünün değerinin artmasını hedefliyor.
SADECE KASTAMONU'DA YETİŞEN OSMANLI MUTFAĞININ DA VAZGEÇİLMEZ MEYVELERİNDEN COĞRAFİ İŞARET BELGELİ ENDEMİK BİTKİ TÜRÜ OLARAK KABUL EDİLEN ÜRYANİ (ALA) ERİĞİNİN HASADINA BAŞLANDI.