Hürmüz Boğazı'nda güvenlik yeniden sağlanamaz: Bekayi ABD'yi suçladı

İsmail Bekayi, ABD'nin deniz ablukası ve ekonomik baskılarının Hürmüz Boğazı'nı güvensizleştirdiğini, güvenliğin somut adımlarla sağlanabileceğini dedi.

Yayın Tarihi: 12.10.2026 14:52
Güncelleme Tarihi: 12.10.2026 14:52

Hürmüz Boğazı'nda güvenlik yeniden sağlanamaz: Bekayi ABD'yi suçladı

Bekayi'nin temel vurguları:

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında ABD'nin bölgedeki politikalarının Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini ortadan kaldırdığını ileri sürdü. Bekayi, Washington'un uyguladığı deniz ablukası ve ekonomik savaşın "tamamı bir ülkeye yönelik askeri saldırı niteliği taşıdığı" iddiasını yineleyerek, bu tutum sürdüğü sürece boğazda güvenliğin yeniden sağlanamayacağını kaydetti.

Hürmüz Boğazı ve sahadaki gerçeklik:

Bekayi, ABD yetkililerinin enerji sevkiyatının normale döndüğü yönündeki açıklamalarının saha gerçekleriyle örtüşmediğini savundu. Uluslararası piyasaların da bu iddialara tam itibar etmediğini belirten sözcü, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin İran'ın bölgeyi baskı aracı olarak kullanma amacıyla ortaya çıkmadığını; bunun, 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik saldırıların sonucu olduğunu söyledi.

İran'ın uzun kıyı şeridine sahip olduğunu ve söz konusu su yolunun ülkeye yönelik saldırılarda kullanıldığını belirten Bekayi, Tahran'ın buna karşı uluslararası hukuk çerçevesinde bir dizi önlem aldığını ifade etti.

ABD eleştirisi ve algı savaşı:

Bekayi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Atina'daki tarih yorumlarına da tepki gösterdi. Rubio'nun değerlendirmelerini, İran'a ve dünya kamuoyuna yönelik yürütülen bir algı savaşının parçası olarak nitelendiren Bekayi, tarihin çarpıtılmasıyla savaş yanlısı politikaların meşrulaştırılmaya çalışılmasının tehlikeli ve haksızlık olduğunu söyledi. Ayrıca, medeniyetler arası ayrım yaratarak çatışmayı meşrulaştırmanın yanlış olduğuna vurgu yaptı.

Bölgesel gerilim, Yemen ve arabuluculuk:

Yemen krizine ilişkin olarak Bekayi, Yemen halkının onurlu bir yaşam sürme hakkı olduğunun altını çizdi ve son 10-12 yıldaki gelişmelerin ne İslami ne de uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtti. İran ile Suudi Arabistan dışişleri bakanları arasındaki görüşmelere işaret eden Bekayi, bölge ülkeleriyle istişarelerin sürdüğünü, gerilimin devamının yalnızca İsrail'in çıkarına hizmet edeceğini savundu.

Arabuluculuk meselesinde ise Moskova ile sürdürülen istişarelerin yeni olmadığını, Rusya'nın 2015 nükleer anlaşma sürecindeki rolüne atıf yaparak olumlu karşıladıklarını söyledi. Buna karşın İran ile ABD arasındaki arabuluculuk rolünü halen Pakistan ve Katar'ın üstlendiğini belirtti.

Müzakereler, talepler ve koşullar:

Bekayi, Tahran'ın Washington'a sunduğu yedi maddelik planın arabulucular üzerinden gündemde olduğunu ve taleplerin; deniz ablukasının kaldırılması, tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi ve İran'a ait varlıkların serbest bırakılması gibi başlıkları içerdiğini hatırlattı. Şartların değişmediğini, İran'ın haklarından taviz vermeyeceğini ve ABD'nin uyguladığı yeni yaptırımların kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Bu süreçte müzakere çağrılarının sözde kalamayacağını, ekonomik baskı ve savaş koşulları sürerken aynı tarafın samimi müzakere talep edemeyeceğini belirten Bekayi, diplomasiye her zaman hazır olduklarını ancak geçmişten ders alındığını ifade etti.

Nükleer politika ve NPT eleştirisi:

Bekayi, ABD'nin İran'ın nükleer programına ilişkin iddialarını yeterli bulmadıklarını söyledi. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) bağlamında ise antlaşmanın amacına hizmet edip etmediğinin tartışılması gerektiğini belirtti ve sistemin nükleer silahsızlanma, yayılmanın önlenmesi ve barışçıl nükleer hakların güvence altına alınması hedefleri bakımından sorunlarla karşı karşıya olduğunu savundu.

Sözcü ayrıca, metinde yer alan iddialara göre nükleer silahları yasaklayan fetvayı veren eski İran Dini Lideri Ali Hamaney'in suikast sonucu öldürüldüğünü hatırlatarak, bu olayın NPT tartışmalarında dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Sonuç olarak Bekayi, Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizliğin temel nedeninin ABD politikaları olduğunu yineleyerek, bu gerçeklerin sürekli dünyada gündemde tutulması gerektiğini vurguladı ve diplomasinin savaş kadar önemli olduğunu kaydetti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında, "ABD...

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında, "ABD, övünerek sürdürdüğü ve tamamı bir ülkeye yönelik askeri saldırı niteliği taşıyan deniz ablukası ve ekonomik savaş yoluyla Hürmüz Boğazı'nı ve bölgeyi güvensiz hale getirmekte ısrar ettiği sürece boğazda güvenlik yeniden sağlanamayacaktır. Biz de mevcut durumdan memnun değiliz. Çünkü Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine en çok bizim ihtiyacımız var. Ancak ABD'nin saldırgan eylemleri hem bölgeye hem kendisine hem de tüm dünyaya zarar veriyor" dedi.

Yazar
EDİTÖR

Mustafa Şahin

Adım Mustafa Şahin, 33 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. aksiyon.com.tr'de Gündem editörüyüm, uzmanlık alanım güvenlik ve savunma politikaları. Ciddi ve disiplinli biriyim. Okuyucularımıza derinlemesine analizler ve özel dosyalar hazırlamayı seviyorum.