Ekrandan gelen nefret okullarda şiddete dönüşebilir

Sosyal izolasyon ve şiddeti normalleştiren dijital ortamlar gençleri risk altına alıyor; uzmanlar aile-okul iş birliğinin şart olduğunu vurguladı.

Yayın Tarihi: 10.10.2026 10:29
Güncelleme Tarihi: 10.10.2026 10:29

Ekrandan gelen nefret okullarda şiddete dönüşebilir

Panelde vurgulanan riskler:

Medipol Sağlık Grubu tarafından 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında düzenlenen "Sağlıklı Zihinler, Güvenli Yarınlar" paneli, gençlerin ruhsal sağlığını tehdit eden yeni riskleri gündeme taşıdı. Panel Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde gerçekleştirildi ve Doç. Dr. Taha Can Tuman moderatörlüğünde, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Dr. Öğr. Üyesi Rahime Gök, Klinik Psikolog Yasemin Kamalı ile Klinik Psikolog Hülya Özge Şahin konuşmacı olarak yer aldı.

Uzmanlar, dijital dünyanın sunduğu imkânlarla birlikte gençlerin sosyal çevrelerinden uzaklaşma ve şiddeti normalleştiren içeriklerle temas etme riskinin arttığını belirtti. Okul saldırılarıyla ilişkilendirilen ve dijital mecralarda yayılan bazı alt kültürlerin, özellikle gençlerde radikalleşme eğilimlerini tetikleyebileceği vurgulandı.

Aile ve okul iş birliğinin önemi:

Doç. Dr. Taha Can Tuman, son dönemde okul saldırıları ve şiddet olaylarının yeniden gündeme geldiğini belirterek, bu davranışların önlenmesinde aile ve okulun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Tuman, "Burada hem ailenin hem de okuldaki rehberlik servislerinin ortaklaşa çalışma yürütmesi gerekiyor" diyerek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.

Tuman ayrıca alkol ve madde kullanımının şiddet davranışlarıyla ilişkisine işaret etti; bağımlılık risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Kumar bağımlılığına da değinen Tuman, özellikle telefonlar üzerinden kumar içeriğine erişimin kolaylaşmasının tehlike yarattığını ifade ederek, "Günümüzde kumarhaneler herkesin cebinde. Telefon aracılığıyla ulaşımı artık çok kolay" uyarısında bulundu.

Öfke yönetimi ve dayanıklılık:

Ruhsal dayanıklılığın güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rahime Gök, şiddet davranışlarının önlenmesinde kişinin baş etme becerilerinin ve öfkesini yönetmesinin kritik olduğunu vurguladı. Gök, "Bazen kişiler sorun yaşadığında, o sorunla baş edebilmek ya da daha iyi hissedebilmek için alkol ve maddeye başvurabiliyorlar" diyerek duygusal regülasyon eksikliğinin risk oluşturduğunu belirtti.

Gök, bağımlılık gelişiminin herkes için söz konusu olmadığını hatırlatarak, bunun kişisel özellikler, sosyal çevre ve destek sistemleriyle yakından ilişkili olduğunu söyledi. Bu nedenle gençlerin duygusal ihtiyaçlarının fark edilmesi ve alternatif baş etme stratejilerinin öğretilmesinin önleyici uygulamalarda merkezi bir yer tutması gerektiğini ifade etti.

Klinik psikologlar, öfke kontrolünü öğretmeye yönelik programların ve rehberlik servislerinin işlevsel hale getirilmesinin, gençlerin saldırgan davranışlarını azaltmada etkili olabileceğini belirtti.

Davranışın kökenine inme gereği:

Klinik Psikolog Yasemin Kamalı, çocuklarda şiddet eğiliminin araştırılmasında ailenin tutumları, okul ortamı ve rol modellerin belirleyici olduğunu söyledi. Kamalı, "Bu şiddetin başlangıcına bakmak gerekiyor. Evde, okulda, bazen rol model çerçevesinde, sosyal öğrenme yoluyla ortaya çıkabiliyor" diyerek, problemlerin yüzeysel değil kök nedenleriyle ele alınması gerektiğini vurguladı.

Kamalı ayrıca çocukların yaşadığı problemleri ebeveynlere açabilecekleri güvenli iletişim kanallarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Ebeveynlerin ani öfkeli tepkiler vermek yerine dinlemeyi tercih etmesinin ve okul yönetimiyle iş birliği kurmasının daha yapıcı sonuçlar doğuracağını söyledi.

Kamalı, şiddetin normalleşmesinin çocukların tutumlarını etkileyebileceğini ve bu nedenle toplum içindeki mesajların, medyanın ve dijital içeriklerin de izlenmesi gerektiğini belirtti.

Klinik Psikolog Hülya Özge Şahin, ebeveynlerin şiddet davranışıyla karşılaştıklarında önce sakinliği korumaları ve güvenliği sağlamaları gerektiğini söyledi. Şahin, uzun açıklamaların öfke anında etkili olmayabileceğini belirterek, çocuğun sakinleşmesine fırsat verilmesini önerdi.

Şahin, ebeveynlerin çocuğun duygusunu anlaması ile davranışı onaylaması arasında net bir ayrım yapılması gerektiğini vurguladı: "Şu anda kızgın olduğunu anlıyorum. Bunu görebiliyorum. Fakat birine zarar vermeni asla kabul etmiyorum". Ayrıca çocukları "saldırgan" veya "kötü" gibi etiketlemenin benlik algısını zedeleyebileceğini söyledi.

Uzmanlar, ebeveynlerin model olma sorumluluğunu hatırlatarak, şiddete şiddetle karşılık vermek yerine sakin ve öğretici yaklaşımlar göstermesinin ve öfkeyle başa çıkma yollarını somut şekilde sunmasının önemine dikkat çekti.

Panelde öne çıkan ortak mesaj, dijital dünyadaki içeriklerin ve yalnızlaşmanın gençlerde riskleri artırdığı, bu risklerin azaltılmasında ise erken fark etme, aile-okul iş birliği ve duygusal baş etme becerilerinin öncelikli olduğuydu. Uzmanlar, toplumun tüm paydaşlarının bu konuda sorumluluk almasının ve gençlerin ruh sağlığına yatırım yapılmasının gerekliliğini tekrarlandı.

RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DOÇ. DR. TAHA CAN TUMAN’IN MODERATÖRLÜĞÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN...

RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DOÇ. DR. TAHA CAN TUMAN’IN MODERATÖRLÜĞÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN PANELDE RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI DR. ÖĞR. ÜYESİ RAHİME GÖK, KLİNİK PSİKOLOG YASEMİN KAMALI VE KLİNİK PSİKOLOG HÜLYA ÖZGE ŞAHİN KONUŞMACI OLARAK YER ALDI.

Yazar
EDİTÖR

Ahmet Demir

Ben Ahmet Demir, 30 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin 'son dakika' uzmanıyım diyebilirsiniz. Kriz anları benim işim. En stresli anlarda soğukkanlılığımı korurum ve en hızlı, en doğru bilgiyi almak için uğraşırım. Pratik çözümler benden sorulur.