Dere yataklarının kapatılması tehlikeyi İstanbul'a taşıdı

Doğu Karadeniz'de sıkça görülen dere yatağı yapılaşmasının yarattığı taşkın riski, İstanbul'da sağanak sonrası yıkımlarla ülke gündemine döndü.

Yayın Tarihi: 21.10.2026 09:18
Güncelleme Tarihi: 21.10.2026 09:34

Dere yataklarının kapatılması tehlikeyi İstanbul'a taşıdı

İstanbul'da dere yatağı alarmı

Şiddetli yağışların ardından İstanbul'da dere yatağında bulunan bazı yapıların yıkılması, dere yataklarındaki yanlış yapılaşma sorununu yeniden görünür kıldı. Bu durum, daha önce Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun'da ağır sonuçlara yol açan sel ve taşkınlarla ilgili tartışmaları ülke genelinde tazeledi. Doğu Karadeniz'in dik yamaçları, dar vadileri ve kısa mesafede denize ulaşan akarsuları, yoğun yağışlarda sel riskini artıran coğrafi unsurlar olarak öne çıkıyor.

Doğu Karadeniz'deki geçmiş felaketler:

Doğu Karadeniz bölgesinde geçmiş yıllarda yaşanan afetler, dere yataklarındaki yapılaşmanın sonuçlarını çarpıcı biçimde gösteriyor. Trabzon Araklı Çamlıktepe Mahallesi'nde 18 Haziran 2019'da meydana gelen sel ve heyelanda 10 kişi hayatını kaybetmiş, evler, yollar ve köprüler ağır hasar görmüştü. Benzer şekilde Giresun Dereli ilçesinde 22 Ağustos 2020'de yaşanan sel felaketinde 11 kişi yaşamını yitirmiş; iş yeri, konut, yol ve köprülerde büyük zararlar oluşmuştu. Aynı yıl Rize ve Artvin'te de altyapı ve yerleşim alanları ciddi hasar aldı.

Bu örnekler, dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın akarsu geçiş alanlarını daraltarak ve doğal akış güzergâhlarını değiştirerek taşkın riskini nasıl artırdığını ortaya koyuyor. Şiddetli yağışlarda su seviyesinin hızla yükselmesi, dere kenarındaki konut ve iş yerlerini doğrudan tehdit ediyor.

Uzman uyarıları ve çözüm önerileri:

Prof. Dr. Hakan Ersoy (KTÜ UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi) yapılaşmanın suyun doğal akışını yok ettiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Taşkın olan yerlerin bir çoğunda sitelerin bile ismi Vadi Sitesi, Su Sitesi demek ki zamanında oralar dere yataklarıymış. Biz dere yataklarının üzerini kapatarak bu tür felaketlere yol açıyoruz. İstanbul bunun şehir sellenmesi açısından göstergesiydi. Yollarda, suyun akması gereken yerlerde 30 cm’ye ulaşan su yüksekliği bir çok aracı da beraberinde getirdi. Taşkında insan bileğine ulaşan su alıp götürebilir."

Ersoy, bölgedeki geçmiş olayları hatırlatarak zaman zaman Nepal'deki afetleri andı: "Geçtiğimiz aylarda Nepal örneğini gördük. Sanki bir film karesinden çıkma gibiydi. Doğu Karadeniz bunu yaşadı. Çamlıktepe’de maalesef aynısını yaşadık. 1929 Of selinde meydana gelen heyelanlarının oluşturduğu yapay göllenmenin yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine sebep olduğu o zaman ki gazetelerde yazıyor." Ayrıca uzman, sorunların yerel müdahalelerle çözülemeyeceğini, "ulusal anlamda tüm kamu ve kuruluşlarının birlikte el alıp çözüm üretmesi" gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Nazihan Ursavaş ise iklim değişikliği ve su okuryazarlığı çerçevesinde önlemler önerdi: "Dere yataklarının bir düzen içerisine alınması ve yerleşimin azaltılması gerekiyor. Ne yazık ki geçmişten gelen bir alışkanlık nedeniyle hâlen oralarda yerleşim yerleri var ama bu yerleşim yerlerinin bu etkilerden daha az etkilenmesi için önlemler alınabilir." Ursavaş, şehir içi akıntıların düzenlenmesi, su kaynaklarının korunması ve bireysel bilinçlenmenin önemine vurgu yaptı.

Uzmanların ortak noktasında, dere yataklarının korunması ve akış güzergâhlarının serbest bırakılması gerektiği, hafriyat dökümü, menfez tıkanmaları ve dere üzerinin kapatılmasının uzun vadede felaketleri davet ettiği yer alıyor. İstanbul'da yapılan ıslah ve yıkım uygulamaları, suyun doğal akışının korunması yönünde atılan adımlar olarak değerlendiriliyor; ancak uzmanlar bunun sivil toplum, belediyeler ve merkezi kurumların koordinasyonuyla, kapsamlı ve sürekli politikalarla desteklenmesi gerektiğini söylüyor.

Sonuç olarak, taşkın riski yalnızca Doğu Karadeniz'e mahsus bir sorun olmaktan çıkmış, yoğun yağışların artış gösterdiği yerlerde dere yataklarındaki yapılaşmanın ülke genelinde sonuçları olabileceği yeniden hatırlanmıştır. Bilimsel planlama, altyapı düzenlemeleri ve toplumsal bilinç, benzer afetlerin tekrarını azaltmak için kritik önemde görünmektedir.

DOĞU KARADENİZ’DE DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA TEHLİKESİ, SEL VE TAŞKINLARLA DEFALARCA GÜNDEME...

DOĞU KARADENİZ’DE DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA TEHLİKESİ, SEL VE TAŞKINLARLA DEFALARCA GÜNDEME GELMİŞTİ (ARŞİV)

Yazar
EDİTÖR

Ali Yıldırım

Ben Ali Yıldırım, 31 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin gece editörüyüm. Siz uyurken ben gelen haber akışını yönetir, manşetleri belirlerim. Stres altında çalışmaya alışkınım ama ekibi ayakta tutan espriler de benden çıkar.