uzmanlar uyarıyor: yüzeysel akış ve taşıma kapasitesi
Yoğun yağış dönemlerinde yüzeyden derelere ulaşan suyun, dere yatağının taşıma kapasitesini aşması sel ve taşkın riskini önemli ölçüde artırıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara bu durumun, suyla birlikte taşınan taş, toprak ve diğer malzemelerin çarpma etkisiyle can ve mal kayıplarına yol açtığını vurguluyor. Uzmanlara göre bu tür olayların belirli tekerrür süreleri bulunuyor; büyük ölçekli sel ve taşkınlar 50 veya 100 yılda bir görülebiliyor.
dere ıslah çalışmaları ve uygulamalar:
Sel zararlarını azaltmak amacıyla yürütülen dere ıslah çalışmaları önemli rol oynuyor. Bu çalışmalar kapsamında membadan mansaba doğru kontrolsüz engellerin kaldırılması, gerekli yerlerde tersip bentleri ve benzeri yapıların kullanılmasıyla suyun akışının güvenli hale getirilmesi hedefleniyor. Prof. Dr. Ömer Kara, doğru uygulamalarla derelerde suyun daha düzenli akmasının sağlandığını ve bunun sel riskini düşürdüğünü belirtiyor.
Ancak bazı olumsuz uygulamalar, örneğin dere yataklarının daraltılması veya üzerinin kapatılması, suyun doğal akışını bozarak riskleri artırıyor. Geçmişte Trabzon’da 1990 yılında Değirmendere ve Söğütlü’de yaşanan sel ve taşkınlarda olduğu gibi, hatalı düzenlemeler can ve mal kayıplarına yol açabiliyor. Bu yüzden ıslah çalışmaları planlanırken hem mühendislik hem de çevresel bakış açıları birlikte değerlendirilmelidir.
suyun doğal akışını koruma ve yerel sorumluluklar:
Prof. Dr. Ömer Kara, suyun doğal akışını sürdürebileceği alanların korunmasının kritik önemde olduğunu söylüyor. Dere yatağının daraltılması veya akışın önüne konulan yapılar suyun çevreye taşmasına yol açarken, suyun önündeki engelleri aşmak için yeni akış yolları oluşturması da ek zarar doğuruyor. Bu nedenle yeni düzenlemelerde suyun akışını engelleyen unsurların ortadan kaldırılması ve taşkın yatağı olarak belirlenen alanların korunması gerektiği vurgulanıyor.
Bölgesel örnekler de uyarıda bulunuyor: Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz ile Akdeniz Bölgesi, özellikle Antalya çevresi geçmişte sıkça sel ve taşkınla karşılaştı. Bu olaylarda meteorolojik faktörler, topoğrafik özellikler, insan etkisi, jeolojik yapı ve arazi kullanımı bir araya gelerek selin oluşumunu ve yol açtığı zararın boyutunu belirliyor. Bu nedenle yerel yönetimlerin, planlamacıların ve vatandaşların koordineli önlem alması gerekiyor.
Sonuç olarak, sel ve taşkın riskini azaltmak için dere yataklarının korunması, dere ıslah çalışmalarının bilimsel ve çevresel ölçütlere göre yürütülmesi ve suyun doğal akışının önüne geçen uygulamalardan kaçınılması gerekiyor. Can ve mal kayıplarını önlemek adına tüm paydaşların üzerine düşeni yapması, özellikle riskli bölgelerde gerekli tedbirlerin zamanında hayata geçirilmesi önem taşıyor.
TERSİP BENTLERİ VE BENZERİ YAPILARLA YÜRÜTÜLEN ÇEŞİTLİ DERE ISLAH ÇALIŞMALARI, ÜLKEMİZDE SEL VE TAŞKINLARIN ÖNLENMESİ AÇISINDAN OLUMLU GELİŞMELER OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ.