Aslı kayboldu, kopyası da yok: Muğla’nın Üç Erenler Türbesi bakımsız

Muğla’da Üç Erenler Türbesi kalıntıları, 2010 konservasyonuna karşın grafiti, duvar tahribi ve çöp nedeniyle bakımsızlığa terk edildi.

Yayın Tarihi: 11.10.2026 13:48
Güncelleme Tarihi: 11.10.2026 13:48

Aslı kayboldu, kopyası da yok: Muğla’nın Üç Erenler Türbesi bakımsız

tarihi alanın bugünkü görünümü:

Muğla’nın Menteşe ilçesi Emirbeyazıt Mahallesi Üçler Sokak’ta yer alan Üç Erenler Türbesinin kalıntıları, ziyaret edenlere bakımsız ve ihmal edilmiş bir tablo sunuyor. Geçmişte mescit ve türbe olarak kullanılan yapıların temelleri korunmaya çalışılsa da saha, grafiti, duvar tahribi ve birikmiş çöplerle çevrili. Alanı tanıtacak yönlendirme levhası olmadığı için ziyaretçiler ve yerel halk, yapının tarihî önemini ilk bakışta kavrayamıyor.

Yerel uzmanlar ve tarihçiler, 2010 yılında yürütülen konservasyon çalışmasıyla bazı duvarların belirli bir yüksekliğe kadar yükseltildiğini, temel kalıntıların ortaya çıkarıldığını belirtiyor. Buna rağmen kopya yapı ve alandaki düzenleme korunamamış; duvarlarda açılan zararlar ile alana sonradan dikilen ağaçlar, yeniden ihya çabalarını karmaşıklaştırıyor.

kökeni ve mezarların taşınması:

Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Üç Erenler’in kökenini Birinci Bayezid dönemine, Horasan kökenli üç erene dayandırıyor. Açıkgöz’e göre bu kişiler Salih, Ömer ve Mehmet adlarını taşıyor ve Bayrami tarikatının bölgedeki faaliyetlerini yürütmüşler; tasavvufi öğretileri halka taşımışlar.

Alanın kitabesinden hareketle mescit ve dergahın 1572 yılında yapıldığı ve yapı ile ilişkilendirilen isimlerden birinin Mustafa Çelebi olduğu kaydedildi. Türbenin içinde bulunan üç erenin mezarları ise şehir planlaması nedeniyle 1937 yılında Hamursuz Tepesi eteğindeki mezarlığa nakledildi; bu olay bölgeye "Üç Erenler" adının verilmesinde belirleyici oldu.

konservasyon çabaları ve sonrasında yaşananlar:

Açıkgöz, 1994 yılında kara servi ağacını izleyerek alandaki toprak yığını içinde tarihî kalıntıları keşfettiğini anlatıyor. Buluntu sonrasında dönemin Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün ile arkeolog Prof. Dr. Adnan Diler başta olmak üzere yerel aktörlerin katkısıyla 2010 yılında konservasyon çalışması gerçekleştirildi. Çalışma, mescit ve türbenin temel izlerini görünür kıldı, ancak ev bölümünün kalıntıları bulunamadı.

Açıkgöz, koruma sonrası alana dikilen ağaçlara da dikkat çekerek, "Burası böyle mezbelelik bir yer olmaktansa hiç olmazsa bir mimari geleneğin yansıması olarak korumak üzere inşa edildi. Fakat çok acı, burası inşa edildikten sonra içine ağaç dikildi" sözleriyle alanın yanlış yöntemlerle karşılaştığını belirtiyor. Bu tür müdahalelerin, ileride yapılabilecek restorasyon ve ihya çalışmalarını zorlaştırdığı vurgulanıyor.

sorunlar ve koruma çağrısı:

Bugünkü tablo, sadece fiziksel bozulmayı değil aynı zamanda ilgili kurumlar ve toplum arasında tarihî mirasın görünür kılınmasında eksikliği işaret ediyor. Duvarların bazı bölümlerindeki bozulmalar, grafiti ve çöpler alanın acil bakım ihtiyacını ortaya koyuyor. Ayrıca alanın tarihçesini ve mimari önemini aktaran bilgilendirme tabelasının yokluğu, ziyaretçi deneyimini zayıflatıyor.

Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Üç Erenler’in Muğla için hem mimari hem de manevi bir zenginlik olduğunu vurgulayarak, "Belediyenin bu işe tekrar el atıp buradaki şehre zenginlik katan, mimari zenginlik katan, aynı zamanda manevi ve tasavvufi zenginlik katan Üç Erenler’e sahip çıkmanın Muğla’nın borcu olduğuna inanıyorum" diyor. Bu sözler, alanın yeniden ele alınması ve korunması yönündeki beklentiyi özetliyor.

ne yapılmalı?:

Uzmanlar, mevcut konservasyon düzeyinin sürdürülebilir bir bakım planı ve yerel katılım olmadan yeterli olmadığını belirtiyor. Öneriler arasında alanın düzenli temizliği, bozulmuş duvarların onarımı, uygun bir bilgilendirme panosu konması ve yakın çevrede yapılacak koruma projelerine toplumun dahil edilmesi yer alıyor. Ayrıca alan içindeki sonradan dikilmiş ağaçların, özgün mimari çizgiyi geri getirme çabalarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Üç Erenler Türbesi’nin kalıntıları, Muğla’nın tarihî ve manevi hafızasının somut bir parçası olarak görülüyor. Mevcut ihmali tersine çevirmek için yerel yönetim, akademik çevre ve sivil toplumun ortak çalışması, alanın hem korunması hem de gelecek kuşaklara aktarılması için kritik önemde.

MUĞLA'NIN MENTEŞE İLÇESİNDEKİ ÜÇ ERENLER TÜRBESİ'NİN KALINTILARI, YAPILAN KONSERVASYON ÇALIŞMASINA...

MUĞLA'NIN MENTEŞE İLÇESİNDEKİ ÜÇ ERENLER TÜRBESİ'NİN KALINTILARI, YAPILAN KONSERVASYON ÇALIŞMASINA RAĞMEN KORUNAMADI

Yazar
EDİTÖR

Zeynep Kaya

Merhaba, ben Zeynep Kaya. 25 yaşındayım, İzmir'den çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem kategorisinde veri gazeteciliği yapıyorum. Rakamlar benim işim. Anketlerin, istatistiklerin dilini halkın anlayacağı şekilde haberleştiriyorum. Genelde sessiz ama çok dikkatli bir yapıya sahibim.