Akçakoca'nın coğrafi işaretli Melengüççeğini iki kardeş tencere ve oklavayla yaşatıyor

Orta Asya kökenli Manav geleneğinin coğrafi işaretli Melengüççeğini, iki kız kardeş ve eşleri tencere, oklava ile kavrulmuş kaymak sosunda yaşatıyor.

Yayın Tarihi: 21.10.2026 12:22
Güncelleme Tarihi: 21.10.2026 12:22

Akçakoca'nın coğrafi işaretli Melengüççeğini iki kardeş tencere ve oklavayla yaşatıyor

Manav geleneğinin 600 yıllık lezzeti sokak çarşısında:

Orta Asya'dan göç ederek Düzce'nin Akçakoca ilçesine yerleşen Manav Türkleri kültürünün en bilinen tatlarından biri olan Melengüççeği, ilçenin küçük bir yöresel çarşısında iki kız kardeş ve eşleri tarafından yaşatılıyor. Coğrafi işaretli bu tatlı, hem yerel halkın hem de bölgeye gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Aile, üretimi geleneksel usullerle sürdürürken aynı zamanda emeklilik dönemini üretmeyle değerlendiriyor.

Tatlının tarihi ve önemine dair:

65 yaşındaki Zuhal Ay, Melengüççeği tatlısının geçmişi hakkında, "Melengüççeği tatlısı Akçakoca'nın coğrafi işaret almış bir tatlısıdır. 600 yıllık geçmişi olduğu söyleniyor. Osmanlı döneminde saraylarda yapılıyormuş. O günden bugüne kadar gelmiş. Biz de o tarihi burada yaşatmaya çalışıyoruz" sözleriyle bilgi veriyor. Bu ifadeler, tatlının hem yöresel kültür hem de gastronomik miras açısından taşıdığı değeri ortaya koyuyor.

Hazırlanışı ve farklılaştıran unsur:

Melengüççeğinin malzeme listesi baklava benzeri tatlılarla benzerlik gösterse de lezzetin ayırt edici noktası özel sos olarak öne çıkıyor. Zuhal Ay, "Malzemeleri bildiğimiz baklava malzemelerinden oluşuyor. Yumurta, süt, yoğurt gibi malzemeleri var. İlk başta hamuru katmer gibi açıyoruz. Katmer şeklinde katlanıyor ve içine özel bir sos var. Onu kullanıyoruz" diyerek yapım aşamalarını özetliyor. Bu özel sos, kaymağın kavrulmasıyla elde edilen yağdan oluşuyor; tatlı katlanıp kızartıldıktan sonra bal ile tatlandırılarak servis ediliyor.

Aile işletmesi: roll bölümü ve günlük rutin:

İşletmede iş bölümü belirgin: kadınlar mutfakta yöresel ürünleri hazırlarken erkekler müşterilerle ilgileniyor. 69 yaşındaki emekli Can Ay, emeklilik sonrası birlikte çalışmaya başladıklarını anlatıyor: "Eşim, bacanağım ve baldızımla beraber çalışmaya çalışıyoruz. Eşim ve baldızım yemekleri yapıyor, biz de erkekler olarak gelen misafirlerimize hizmet ediyoruz." Can Ay, işin haftada iki gün sürmesinin kendilerine hem gelir hem de sosyal bir uğraş sağladığını vurguluyor.

Aile, Melengüççeğin yanı sıra mancarlı pide, mancarlı gözleme, mancarlı börek ve dartılı gözleme gibi eski Akçakoca tatlarını da menüde tutuyor. Bu ürünler, çarşıyı ziyaret edenlere bölgenin dengeli, yağlı ve şerbetli tatları yerine daha geniş bir lezzet yelpazesi sunuyor.

Dartı nedir ve nasıl kullanılıyor:

58 yaşındaki Nurgül Baş, yöresel ürünlerde kullanılan dartıyı şöyle tanımlıyor: "Dartı kavrulmuş kaymak oluyor. Bir şekilde saf tereyağı gibi düşünülebilir. Melengüççeği tatlını da ondan yaparız." Bu malzeme, tatlıya özgün dokusunu ve aromasını kazandıran temel unsur olarak öne çıkıyor.

Melengüççeği, servis edilirken tercihe göre kaymak veya dondurma ile sunuluyor. Zuhal Ay, müşterilerin tatlıya gösterdiği ilgi hakkında, "Şu güne kadar tatlıyı beğenmedim diyeni görmedim. Tatlı sevenler için beğenilmeyecek bir yanı yok" ifadelerini kullanıyor.

Yerel ekonomi, tanıtım ve gelecek beklentileri:

Aile işletmesi, çarşıdaki diğer esnaflarla birlikte bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Nurgül Baş, kadınların üretiminin ev ekonomisine destek sunduğunu vurgulayarak, çarşıdaki çok sayıda kadın esnafın önemine dikkat çekiyor. "Burada birçok esnafımız kadındır. El emeği ürünler, gözlemeciler ve tatlıcılar var. Hepsi ev ekonomisine katkı oluyor" diyor.

Baş ayrıca çarşının daha fazla tanıtıma ihtiyaç duyduğunu söylüyor: "Bunun için tanıtım gerekiyor. Bu çarşı, pandemi araya girmeseydi yeni sayılır. Oluşumu çok eski değil. Yeni yeni eskisi gibi hayata geçirilmeye çalışılıyor. Özellikle bu yıl misafirlerimizde artış var." Aile, artan ziyaretçi sayısının hem ürünlerinin ayakta kalmasına hem de bölge ticaretinin canlanmasına katkı sağlayacağını umuyor.

Akçakoca'daki bu küçük işletme, yerel mutfak mirasını koruma gayretiyle hem geçmişi yaşatıyor hem de emeklilik dönemindeki üretkenliğiyle örnek oluşturuyor. Geleneksel teknikler; tencere, oklava ve kavrulmuş kaymak gibi basit ama etkili yöntemlerle bugün sofralara taşınıyor ve Melengüççeği, adını coğrafi işaretle resmileşmiş bir lezzet olarak duyurmaya devam ediyor.

700 yıllık lezzeti tencere ve oklavayla yaşatıyorlar

700 yıllık lezzeti tencere ve oklavayla yaşatıyorlar

Yazar
EDİTÖR

Elif Çelik

Selam! Ben Elif Çelik, 22 yaşındayım ve Bursa'dan bağlanıyorum. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin en genciyim, yeni mezun oldum. Enerjim süper! Sosyal medya trendleri, sokak röportajları ve gençliğin nabzını tutan konular bende. Bu işe bayılıyorum!