Ailede kanser öyküsü yoksa bile dikkat şart
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, meme kanserinin yalnızca ailesinde kanser öyküsü bulunan kadınlarda ortaya çıkmadığını belirtti. Çelik, kanserin genetik değişikliklerin yıllar içinde birikmesi ve çevresel ile hormonal faktörlerin etkisiyle gelişebildiğini, bu nedenle düzenli tarama ve farkındalığın önem taşıdığını söyledi.
Nasıl ve neden gelişiyor
Vücudumuz her gün milyarlarca hücrenin yenilendiği karmaşık bir dengede çalışır. Hücrelerde oluşan DNA hatalarının çoğu onarım mekanizmaları ve bağışıklık sistemi tarafından düzeltilir veya yok edilir. Ancak bazı hücreler zamanla yeni genetik değişiklikler kazanarak bu denetim mekanizmalarından kaçabilir ve kontrolsüz çoğalma ile tümörleşme sürecine girebilirler. Çelik, kanserin genellikle tek bir olay sonucu ortaya çıkmadığını; genetik değişiklikler, çevresel etkiler, hormonal faktörler ve bağışıklık sistemiyle tümör hücreleri arasındaki uzun süreli etkileşimlerin rol oynadığını vurguladı.
Risk faktörleri ve genetik değerlendirme
Meme kanserinin gelişiminde yaş, hormonal durum, yaşam biçimi, çevresel maruziyetler ve genetik yatkınlık bir arada rol oynar. Özellikle annesinde, kız kardeşinde, teyzesinde veya anneannesinde meme kanseri bulunan kadınların aile öyküsünün dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, baba tarafından gelen aile öyküsünün de önem taşıdığını belirtti. BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde taşınan hastalık yapıcı değişikliklerin riski belirgin artırdığını ve meme kanserlerinin yaklaşık %5-10’unun doğrudan genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu söyledi.
Birden fazla yakın akrabada meme veya yumurtalık kanseri vakası varsa ya da yakınları genç yaşta tanı aldıysa, bu kişilerin genetik danışmanlık açısından değerlendirilmesi önemlidir. Ancak Çelik, aile öyküsü olmayan kadınların da hastalıktan muaf olmadığını; meme kanserli vakaların büyük çoğunluğunda belirgin aile öyküsü bulunmadığını hatırlattı.
Korunma, erken tanı ve yaşam alışkanlıkları
Kanser riskini tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün değildir, fakat bazı değiştirilebilir risk faktörlerini azaltmak ve düzenli taramalara uymak korunma ile erken tanı açısından belirleyicidir. Çelik, bağışıklık sisteminin anormal hücreleri kontrol etmede önemli olduğunu, yetersiz uyku, kronik stres, dinlenme eksikliği ve ağır enfeksiyonların bağışıklığın işleyişini etkileyebileceğini ancak bunların tek başına meme kanserine neden olduğunu söylemenin doğru olmadığını vurguladı.
Sigara dumanındaki kanserojenlerin DNA hasarına yol açabildiği, alkol tüketiminin ise meme kanseri riskini artırdığı bilimsel verilerle desteklenmektedir. Bu nedenle yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve alkol tüketimini sınırlama gibi sağlıklı yaşam unsurları önerilmektedir. Çelik, kanserin sağlıklı yaşayan kişilerde de gelişebileceğini ve bunun kişinin kendine yeterince iyi bakmadığı anlamına gelmediğini belirtti.
Taramalar ve uyarıcı belirtiler
Erken tanının tedavi başarısını artırdığı; memenin korunmasına, daha sınırlı tedavilere ve daha iyi sağkalım oranlarına imkan sağladığı vurgulandı. Kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımaları; yeni gelişen kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içe çekilme veya açıklanamayan değişiklikler fark ettiklerinde vakit kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiği bildirildi.
Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının, elle hissedilemeyen küçük tümörleri tespit edebildiği ifade edildi. Türkiye’deki ulusal tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiği; yüksek riskli kadınlarda taramanın daha erken yaşta başlayabildiği ve farklı görüntüleme yöntemleriyle desteklenebildiği belirtildi.
Özetle, Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik’in uyarısı şu: aile öyküsü olsa da olmasa da her kadının kendi meme sağlığının farkında olması, değiştirilebilir risk faktörlerini azaltması ve yaşa ile riske uygun taramaları aksatmaması hayati önem taşıyor.
MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ HAFSA SULTAN HASTANESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ UZMANI PROF. DR. ÖMÜR KARAKOYUN ÇELİK, MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI KAPSAMINDA YAPTIĞI AÇIKLAMADA, MEME KANSERİNİN YALNIZCA AİLESİNDE KANSER ÖYKÜSÜ BULUNAN KADINLARDA GÖRÜLMEDİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ. KANSERİN YILLAR İÇİNDE BİRİKEN GENETİK DEĞİŞİKLİKLER VE ÇEŞİTLİ FAKTÖRLERİN ETKİSİYLE GELİŞEBİLDİĞİNİ BELİRTEN ÇELİK, YAŞA VE KİŞİSEL RİSK DURUMUNA UYGUN MAMOGRAFİ TARAMALARININ İHMAL EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI.